İlkokulda “yerli malı haftası” kutlardık. Herkes evden bir şeyler  getirirdi. Sıraları birleştirir o ürünleri sunar, yer, hatta onlarla ilgili şiir, hikâye okurduk. Yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı…

“Fındık fıstık çıtır çıtır, hem kan yapar hem ısıtır. Ah portakal, portakal içi doludur süzme bal.”

Şimdi kutlandığını görmüyorum, duymuyorum. Bir yerlerde halâ uygulanıyorsa ne mutlu.

Ekonomi bilinci oluşturmalı

Yerli malı haftasını, çocukluğuma duyduğum özlemden değil çocuklarda ekonomi ile ilgili bilinç oluşturulması açısından önemsiyorum. Haberdar olsun, bilgisi olsun. Çocukluk çağından itibaren beyni değişik konulara da açık olsun. Çocuk neyin yerli neyin olmadığını bilirse, burada yetişmeyen ürünü “Neden yetişmiyor?” diye sorgular. Tabii ben iyimser olarak o çocuğun gelecekte bu sorgulama ile başlayan kıvılcımı iyi bir iş fikrine, yerli ama dünyada örneği olmayan ya da az olan bir girişime dönüştürmesini hayâl ediyorum. Ancak çocuğun şuan moda olan “kısa yoldan köşe dönme” akımından etkilenip ileride bu ürünü direk ithal etmesi de olası tabii.

Çocuklara soru sorun. Mesela; İklim şartı ülkemiz için uygun olmayan bir ürünü burada yetiştirmek gerekse ne yapardı? Bırakın hayal gücünü kullansın. Ya da bizde çok yetişen bir ürünü tüm dünyaya nasıl tanıtırdı? Konuya sadece tarım ekonomisi anlamında yaklaşmayın onların hayal gücü o kadar geniş ki siz portakalı sorarsınız, çocuklar bunu paketleyecek ya da suyunu sıkacak enteresan bir makina anlatabilir. 

Mesela; Ülkemiz çay üretiminde dünyada 5. büyük kuru çay üreticisi ve 3. büyük tüketicisi. Ama uluslararası bir çay markamız veya kahvede yapıldığı gibi uluslararası çay satan bir mağaza zincirimiz neden yok? Markalaşmakta sorun yaşıyoruz.Çay konusunda “Çaycı” markasıyla çıkış yapan girişimci, genç bilim insanı Veysel Berk’i takdir ediyorum. Yolun açık olsun Veysel Berk.

Geleceği gençler şekillendirecek, gençleri ise bizler…

 

https://twitter.com/seraptorun73