İki yıl okul tatili diye bir kitap vardı ismi münasebetiyle bende yeri bir başkadır. Doğum iznimde bu kitabın ismini çağrıştıran bir durum oldu. uzunn.. İzin fikri her zaman hoştur ama doğum izni adı üstünde öyle boş boş yatıp kafa dinleyebileceğiniz bol güneşli bol yağmurlu havalarda rehavet basa basa tembellik edeceğiniz bir durum değil tabi ki.

Bol ağlamalı, bol alt değiştirmeli, bolca elde derece ateş ölçmeli, azıcık uykulu çok uyanmaklı bir durum. Yani bu bir izin olmaktan öte kadına -zaten bu şartlar altında aklın evde kalacak bari evde tam randumanlı çalış- denilmesi.

Ama iyi geldi. Sare anne kokusuna aşina büyüdü. Ben ona dair her kaygıyı, her yeniliği, her adımı anında ve canlı yayın izledim. Ayşe okula başladı 1. sınıfın telaşını birlikte atlattık.
iş stresi olmadan sadece ev için kullandım bütün stres hakkımı dolayısıyla daha az gergin daha fazla töleranslı olabilme şansım oldu.  Çalışan kadınlar daha iyi bilir ki -ev için zaman- çok büyük nimet bu nimetten mahrum kalmadık çok şükür.

Ama başlık da da dediğim gibi bir maceralı bir bölümün daha sonuna geldik işte.
Oysa her şey daha da güzelleşmişti tam bu noktada. çünkü 2 yaş bir çocukla artık iletişim kurup keyif almanın, bir şeyler yapabilmenin en güzel noktasıdır. Acemidir, heyecanlıdır, heveslidir. komiktir dahası. her dakika sorulacak sorusu verilecek cevabı vardır. size kendinizi iyi hissettirir. Bilge muamelesi gördüğünüz kaç insan var ki etrafınızda. ki çocuklar bile 4 yaşından sonra sizi eskisi kadar muteber bilgi kaynağı olarak görmezler. Bu keyfi sürecek topu topu 1 -2 yılı oluyor insanın :)

Yaklaşık iki haftadır kreş alıştırmaları başladı. Bir gün bulutlu bir gün umutlu kısa kreş günleri. kendimi kumpas kuruyor gibi hissediyorum. Hani meşhur bir kurbağa pişirme hikayesi var; soğuk suyla ateşe konan kurbağalar suyun ısındığının farkına varmazmış. az az başlayan kreş saatleri için yaptığım bu mu diyorum hissiyat dozumun yükseldiği zamanlarda kendime.
ama elimden gelen fazlaca bir şey de yok. kendimi teselli etmek gene bana kalıyor. böyle de iyi, böyle de Güzel olabilir her şey. Sorun sadece zaman; yeni düzene alışmak için hepimizin yeniden ihtiyacı olan en önemli şey bu.

Belki izin boyu uzun uzun tembelliklerim olamadı ama bir sürü şey yaptım. daha önce hiç aklıma gelmeyecek şeyleri sever oldum. yeni hobiler edindim. yeni pencereler açtım hayatıma yani taze  nefes alacak renk renk pencereler. Artık dikiş makinasının tıkırtısı, boncukların ışıltılı dünyası, kurdelalar süslüyor bu pencereleri.

Bir de ben izindeyken açılan görevde yükselme sınavı büyük bir şans oldu. boş geçecek uzun kış gecelerine ders çalışmalar da eklendi hem keyifle çalıştım hem de kendime yeni bir amaç edinmiş oldum. sınavı da atlattık çok şükür. durum biraz şarkıda dendiği gibi oldu “çocuk da yaparım kariyerde”. :) Şimdi bıraktığım yerden farklı bir noktada işe başlamak biraz kaygı verici olsa da aynı zamanda heyecanlı da geliyor.

Sabah erken uyanmalar, ilk günler çocukları fena halde merak etmeler, koşuşturmalar tatilin pasını silecek üstümden.

Zaten iki haftadır kalk, kahvaltı et, evi topla, evi süpür, sareyi okula götür, ayşeyi al, yemeğe götür,  ayşeyi okula bırak, sareyi okuldan al, parka götür eve gel akşam 7 de gözlerin kapansın omuzların Çöksün tatbikatları pasları sökmeye başladı.
Bahar güzel...İşe başlamak için daha güzel bir vakit olabilir mi?
O zaman bismillah diyelim . Allah utandırmasın :)