Yüksek kan basıncının belirli organ ve sistemlerde oldukça önemli derecede olumsuz etkileri söz konusudur. Özellikle gözler, kalp, böbrek ve merkezi sinir sistemi gibi organ ve sistemlere ciddi zarar verebilir.
 
Hipertansiyonun Gözlerdeki Etkileri:
 
Bilimsel adı “Hipertansif Retinopati” olan bu hastalıkta, yüksek tansiyon gözün görme gömleği üzerine olumsuz etkiler yaptığı halleri anlatır.
 
Hipertansiyon, Gözün iç ve arkasında yer alan ve görme işlevini oluşturarak görüntü uyaranlarını beyne ileten retina (ağ tabaka ya da sinirsel dokulardan oluşan tabaka)da, hipertansiyon ve damar sertliği (arterioskleroz) nedeniyle hasara yol açan damarsal bir hastalıktır.
 
Yüksek tansiyon nedeni ile gözün retina tabakasındaki atardamarlarda daralmalar ve kanamalar görülebilir. Ağır vakalarda, görme siniri (optik sinir) başında (Papilla) ödem gelişebilir. Gözdeki bu değişiklikler, görme bozuklukları ve hatta körlüğe bile neden olabilir.
 
von Helmholtz 1851'de oftalmoskopu bulana kadar retina damarları incelenememiştir. Bu alandaki en saygın Göz Hekimi (oftalmolog) ise retina damarlarındaki sklerotik değişiklikler ve retina, merkezi sinir sistemi ve boşaltım sistemindeki damar değişikliklerinin ilişkileri hakkındaki gözlemleri hala klasik kabul edilen Marcus Gunn’dır.
 
Sistemik kan basıncının yükselmesi, otoregülasyon yoluyla retina atardamar dallarının genel ve yerel (lokal) olarak daralmasına neden olur. 
 
Hipertansif Retinopatide Oftalmoskopik Görüntüler 
 
Damarlarda çeper, yansıma ve çaprazlaşma değişiklikleri meydana gelir. Yüksek basınç uzun süre devam ederse iç “kan-retina bariyeri”nin yıkılması sonucu plazma ve kırmızı kan hücreleri damar dışına sızar. Retinanın oftalmoskopla muayenesinde retina kanamaları, damar dışına sızıntılar sonucu oluşan eksudalar (retinanın iç tabakalarındaki sinir lifi aksonlarının dejeneratif değişikliklerinin yol açtığı bir grup hücresel cisimcik), retina içi lipid (yağlı madde) birikimi, ciddi hipertansiyonda yağlı maddelerin makula yıldızı şeklinde yerleşmesi ve retina damar uç-dalcıklarının tıkanması görülebilir. 
Retina kanamaları çoğunlukla yüzeyel sinir lifi katına uyan mum alevi şeklinde olurlar. Daha derin katlardaki sık yerleşimli yuvarlak ve mürekkep lekesi şeklinde kanamalar ve bunlara eşlik eden sarı-beyaz renkli retina içi yağlı maddelerin varlığı hipertansiyonun ciddiyetini gösterir. 
 
Kural olarak arteriosklerotik değişiklikler damar duvarının kalınlaşmasından dolayı olmakla birlikte, hipertansiyonun esas olarak damar spazmına bağlı olduğu düşünülmektedir. Hipertansiyonun arteriosklerotik değişikliklerin gelişmesinde çok önemli bir etkiye sahip olması nedeniyle onları tamamen ayrı düşünmek olası değildir.
 
Arterisklerozun şiddeti, diastolik basıncın yüksekliği ile daha fazla ilgilidir. Retina damarlarında karakteristik değişiklikler genellikle bütün vücut atardamar dallarında birbirine benzer (uniform) olarak dağılır ve oftalmoskopik görünüm hemen hemen genel dolaşımın durumunu yansıtır. Bu nedenle iç hastalıkları uzmanları bu hastalıkta ve diabetik retinopatide Göz Hastalıkları uzmanından konsültasyon isterler.
 
Yaygın atardamar daralması hipertansif retinopatinin tipik bir belirtisidir. Akut hipertansiyonda akut bir damar spazmı yanıtı olarak görülmekle birlikte daha sık olarak kronik hipertansiyonda görülmektedir. Damar çapındaki bu azalma, hipertansiyonda retina atardamar çap / toplardamar çapı oranının azalmasına neden olur. Normalde bu oran 2/3 tür. Değerlendirme, normal orana veya aynı yaştaki normal tansiyonlu kişinin ortalama damar çapına kıyaslayarak yapılır. Bölgesel atardamar daralmaları, damar duvarının bir alandaki spazmına bağlıdır ve geri dönüşümlü olabilir. Derecelendirilmesi, spazmın şiddetini yansıtır. Görme siniri başına yakın çap değişiklikleri fizyolojik olabilir. 
 
Damarlardan ışık yansıması:
 
Damar duvarındaki kalınlık artışı ışığın yansımasında ilerleyici bir değişikliğe neden olur. Normalde damar duvarı görülemez, sadece lümendeki kırmızı kan hücreleri kolonu bizim damar olarak kabul ettiğimiz kırmızı bir çizgi şeklinde görülebilir. Damar duvarının dış bükey yüzeyinden giren ışığın yansıması kan kolonunun ortasında gözüken ikinci bir ışık çizgisine neden olur ki bu normal ışık yansımasıdır. Duvar kalınlaşınca ışık yansımasının parlaklığı kaybolarak daha kaba, donuk ve dağınık bir hal alır ki bu görünüm arteriolosklerozun en erken belirtisidir. 
 
Damarsal çap (kalibrasyon, lümen) değişiklikleri: 
 
Atardamar dallarındaki duvar kalınlığının artması ve lümeninin daralmasına ek olarak ışığın difüzyonu damara kırmızımsı kahverengi bir ‘bakır tel’ görünümü verir. Hipertansiyonun iyi kontrolü ile bu bulgu görece olarak azalır. Arteriolosklerotik süreç devam ederse lümendeki daralmayla birlikte duvardaki kalınlaşma sürer ve kan kolonunun ince bir çizgi olarak görülemediği ‘gümüş tel’ görünümü ortaya çıkar. Bu dönemde damarlar kanı taşıyabilir gibi görünmemekle birlikte floresein anjiografik muayeneyle perfüzyonun çoğunlukla devam ettiği anlaşılır. Bu durum, kontrollü hipertansiyonda sık olmayan bir bulgudur.
 
Atardamar / toplardamar çaprazlaşma değişiklikleri:
 
Retina atar ve toplardamarları, genellikle toplardamarın öne doğru uzandığı çaprazlaşma yerinde ortak bir dış kılıfa girerler. Damar duvarındaki değişiklikler, bu bölgede toplardamarda bası ve lümenin daralmasına yol açan bir ‘çentiklenme’ meydana getirir, damarın yön değiştirmesine de neden olabilir. Bu durum kan kolonunun hafifçe incelmesinden ciddi incelmesine ve görünen kan kolonunun kesilmesine kadar giden derecelerde olabilir. Çaprazlaşma değişiklikleri kronik hipertansif hastalığın karakteridir.
 
Retina Anevrizmaları:
 
Mikroanevrizmalar yani uç dalcıklardaki genişlemeler damar hastalıklarının geniş bir bölümünde görülen, hipertansiyona özgü olmayan bir bulgudur, damar duvarının zayıf alanlarında lokalize baloncuklar şeklinde olurlar. 
 
HİPERTANSİYON HASTALIĞI İÇİN OLUMSUZ ETKENLER
 
1)Hipertansiyonun genç yaşta başlaması,
2)Erkek cinsiyet,
3)Diastolik basıncın sürekli olarak 115 mm. Hg (cıva)nın üstünde olması
4)Kalbin büyümüş olması
5)Kalp yetmezliğinin gelişmiş olması
6)Kalpte iskemik bozuklukların gelişmiş olması
7)Böbrek işlevlerinin bozulmuş olması
8)Beyin damarları ve beyin bozukluklarının bulunuyor olması
9)Gözün retina tabakasında damarsal bozuklukların yerleşmiş olması
10)Göz optik diskinde (papilla) ödem olması (papilödem)
 
Prof. Dr. Kadircan KESKİNBORA
Göz Hastalıkları Uzmanı