Pazar

14.10.2018 - 01:30

Hızlandırılmış San Sebastian ve Bilbao turu

Sitene Ekle
Son durum  |  Çağdaş Ertuna cagdas.ertuna@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Geçen hafta San Sebastian’da gerçekleşen gastronomi zirvesi Gastronomika şerefine San Sebastian ve Bilbao’da kısa bir gezintiye çıkıyoruz

Geçen hafta yeme-içme dünyasının önemli isimleri San Sebastian’daydı. Küçücük şehrin tam 16 Michelin yıldızı var. İki yıl önce Gastronomika’nın konuk ülkelerinden biri Türkiye’ydi ve ilk kez o zaman gitmiştim Gastronomika’ya. İstanbul sokak lezzetlerinden kurulu bir pazar Kursaal’da gün boyu devam etmiş, Neolokal’in şefi Maksut Aşkar Türk geleneklerini yıkıp yeniden yapmayı, Mikla’nın şefi Mehmet Gürs ise, geçmişi, bugünü ve geleceğiyle Anadolu’yu anlatmıştı. Kiva’nın şefi Deniz Şahin ve Günaydınların kurucusu Cüneyt Asan meze ve kebap gösterisi yapmıştı.

Her yıl 5 kıtadan 40 şef bir araya geliyor ve deneyimlerini izleyicilerle paylaşıyor, bazen konuşarak, bazen sahnede canlı yemek pişirme şovlarıyla.

Peki ama hangi şefler?

Andoni Luis Aduriz, Hilario Arbelaitz, Eneko Atxa, Josean Alija, Joan Roca, Carme Ruscalleda, Quique Dacosta, Ángel León, Paco Pérez, Dani García, Nacho Manzano ve Marcos Morán bu yıl öne çıkan isimlerden… San Sebastian’ın en güzel yanı, Michelin yıldızlı zor yer bulunan restoranları değil, tapas barları.

Bir akşamı bir restoranda geçirmek yerine bir tapas bardan bir tapas bara geçerek kısıtlı zamanı en iyi şekilde değerlendirmek mümkün. Eski şehirde Bar Nestor, Bernardo Etxei, Borda Berri, Casa Urola, Ganbara, San Telmo mutlaka denenmeli.  Eski şehir dışında ise Bar Martzial, Bernardino, Pokhara ve Viento Sur öne çıkanlardan.

San Sebastian’a kadar gelmişken mutlaka görülmesi gereken bir diğer yer ise Bilbao’daki Guggenheim Müzesi. Mimar Frank Gehry, Guggenheim Müzesi’yle Bilbao’yu dünyada görülmesi gereken yerler arasına soktu. İstanbul için de bir proje çizdi ama projesi uygulanamadı.

Gehry’nin son eserlerinden Paris’teki Fondation Louis Vuitton ise açıldığı günden beri neredeyse Eyfel Kulesi kadar ilgi çekiyor.

Fondation Louis Vuitton, LVMH grubunun sahibi Bernard Arnault’nun efsane mimar Frank Gehry imzalı müzesi. Arnault ve Gehry 2001’de görüşmeye başlamışlar, Arnault Bilbao’daki Gehry imzalı Guggenheim Müzesi’ni gezip de   çok etkilendikten sonra.

Bizde ise Suna ve İnan Kıraç, Tepebaşı’ndaki TRT binasının yerinde bir müze yapmak için Gehry’ye proje çizdirdi.

Gehry, İstanbul’a gelip gitti ama izinler alınamadığı için proje gerçekleşemedi.

O dönemde Kıraç ailesi TRT binasının yerini almaya çalışırken, Gehry de Paris’te Fondation Louis Vuitton için çalıştığını resmen açıkladı.

Biz İstanbul için Frank Gehry’nin ne kadar önemli olduğunu anlayamadık ama İspanya da Fransa da onun değerini bildi.

Bunları düşünerek, Guggenheim Bilbao açılır açılmaz, sabah saat 10’da kapısında olabilmek için 08.30’da San Sebastian’dan hareket ediyorum.

Zamanım kısıtlı, hızla geziyorum müzeyi, Bacon’lar, Picasso’lar, Serra’lar arasında kayboluyorum.

İtiraf etmeliyim, beni en çok etkileyen Frank Gehry’nin müthiş mimarisi oluyor. Serra heykellerinden çok daha büyük bir heykel Guggenheim Müzesi’nin ta kendisi.

Ve işte üzülmemek elde değil, Bilbao kadar küçük bir şehrin bile Gehry imzalı bir binası var ve bu bina sayesinde şehre turist akıyor.

Bizde ise, Suna-İnan Kıraç sayesinde, Tepebaşı’ndaki TRT binasının yerine Gehry bir çizim yapmıştı, tıpkı daha sonra Zaha Hadid’in de Sabancı Çetindoğan Koleksiyonu için yaptığı gibi projeler sadece çizimde kaldı.

Bir türlü gerçekleşmedi.

Gerçekleşseydi, İstanbul için çok ama çok önemli bir kazanç olacaktı.

İşte Bilbao Guggenheim’daki eserler bile unutturamıyor bu gerçeği.

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.