Günümüzde en çok rastlanan örnek, bireyin iş ve para alanlarında çok vakit harcayıp, bu alanlarda yüksek tatmin sağlama çabasıyla sağlık ve hobi alanlarını ihmal etmesidir. Oysa zayıf kalan bu alanlar, ileriki dönemlerde kişinin zihinsel ve bedensel sağlığını tehdit ederek, iş başarısını da düşürecektir. Kişide stres ve öfke kontrolü zorlaşacak, beyin tek yönlü kullanıldığı için tıkanıklıklar ve dengesizlikler oluşacaktır. Bozulan yaşam dengesi, kişinin yaşam kalitesini düşürecektir. Daha fazla stres, mutsuzluk, duygusal dalgalanmalar, yaratıcılıkta ve çözüm üretmekte kişiyi zorlayacaktır.

Ülkemizde yakın bir geçmişe kadar hobi, emekli ya da boş vakti çok olanların meşguliyeti olarak görülmekteydi. Günümüzde bu görüş, yeteri kadar olmasa da değişmeye başladı. Sanatsal değer taşıyan hobilerin sağ beyni etkin kullanarak duygusal zekayı geliştiren, kişiyi stresten arıtan, pozitif duygular oluşturan, odaklanma ve konsantrasyon artıran pek çok önemli etkisi olduğu bilim insanları tarafından kanıtlandı. Hobi, çoğu zaman bir meditasyondur, kendi başına kalmaktır, yaratmaktır, kişinin ruhunu okşaması ve çok daha fazlasıdır.

Çocuğunda hobi alışkanlığı edinmiş kişilerin okul, iş ve sosyal yaşamlarındaki başarılarının, sorunlarla baş ediş becerilerinin çok daha yüksek olduğu da deneylerle ortaya kondu. Örneğin aynı IQ seviyesine sahip çocuklar arasında yapılan deneylerde, aynı zamanda bir müzik aleti de çalabilenlerin, matematikte daha başarılı oldukları gözlemlendi.

Sınavlara hazırlanan çocuklarımızın her şeyden elini eteğini çekerek, bütün vakitlerini ders çalışmaya harcamaları ne kadar doğru? Anne babaların bunu bir kez daha düşünmesini isterim. Bugün beyinlerinin sol lobunu yoğun bir şekilde kullanıp, sağ lobu yeteri kadar kullanmayan gençlerin ileriki dönemlerde daha fazla zorlanacakları açık. (Şu an pek çok yetişkinin zorlandığı gibi…) Beynin kullanım kapasitesini ancak çift yönlü aktif kullanımla artırmanın mümkün olduğu bilinirken, tek yönlü yoğun bir çalışma yapmak sadece öğrencinin yükünü artıracaktır.

Ne yaparsak yapalım hepimizin amacı kendimiz ve çocuklarımız için kaliteli bir yaşam kurmak. Bu da yaşamımızın ana alanlarında dengeyi kurmakla mümkün. İş, para, sağlık, eş, aile, kişisel gelişim ve hobi bir şekilde hayatımızda bizi tatmin edecek seviyede olmalı. En başta da bedenimizdeki ve zihnimizdeki dengeyi yakalamalıyız.

Bir hobisi olan birey, zihninin aktif olarak kullanmadığı diğer bölgelerini kullanarak rahatlar. Rahatlamanın sebebi, beynin sağ lobunun daha fazla kullanılarak kaybedilen dengenin tekrar sağlanmasıdır. Böylelikle stres de ortadan kalkar.

Yetişkinler, zamanla yaşamlarının diğer alanlarını yaşamayı ihmal edebiliyor ya da özel hayatlarında da farkında olmadan iş kimliklerini taşıyorlar. Bu da kişinin yaşam dengesini bozuyor, tıkanmalar, mutsuzluk, hastalık gibi yan etkileri oluyor. Hobisi olan bir kişi, kendine çok özel bir alan yaratır, kendi olur, ruhunu besler. Günlük olarak bulunduğu düzlemden çıkar ve başka bir boyuta geçer. Keyiflenir, rahatlar ve özgürleşir. Böylelikle geri döndüğünde iş hayatındaki yaratıcılığı, pozitifliği tetiklemiş olur.

Hobi sahibi olmak, yaşama renk katar, tat katar, yaratıcılık ve özgürlük katar. İçinizdeki çocuğu besler, size mutluluk verir. Görüş alanınızı genişletir, hayata bir başka pencereden bakmanızı sağlar. Zihni dengeler. Bazı hobiler dinginlik, gevşeme sağlarken; bazıları da endorfin, dopamin, serotonin gibi heyecan, mutluluk verici hormonları aktive eder.

Sonuç olarak; hobisi olan kişiler, daha rahat, daha pozitif, daha yaratıcıdırlar ve hayattan daha fazla keyif alırlar. Her bireyin bir hobi sahibi olmasını tavsiye ederim. Ancak şu veya bu hobiyi yap ya da şu hobiler daha iyidir demek, doğru olmaz. Buna kişi kendisi karar verecektir. Takım ruhuna uygun kişiler veya takım ruhunu geliştirmek isteyenler grup halinde yapılan hobileri tercih etmelidir. Bireysel olmaktan, yalnız kalmaktan keyif alan veya buna ihtiyacı olanlar bireysel yapılan hobileri tercih etmelidir. Hobi seçimi, kişilik yapılarıyla ilgilidir. Ayrıca bir hobi edindiğinizde yıllarca aynı hobiyi götürme gibi bir zorunluluğunuz yok. Bazı insanlar, kişilik yapıları dolayısıyla zaman zaman farklı hobiler edinebilir. Kendinize yıllarca aynı hobiyi sevmek zorundaymışınız gibi kural koymayın. Bu, kişiden kişiye değişir. Kimi insan ömür boyu aynı hobiye vakit ayırır ve bu ona iyi gelir; kimi insan da -benim gibi- farklı hobilerle uğraşmaktan zevk alır, motive olur.

Eğer hobi sahibi olmak isteyip de bugüne kadar nasıl bir hobinin size iyi geleceğini bulamadıysanız tek başınıza yapılacak bir çalışma mı hoşunuza gider, yoksa başkalarıyla birlikte yapılacak bir çalışma mı, öncelikle bunun cevabını bulun. Sonra da hareketli, heyacanlı bir hobi mi yoksa daha dingin, sakin bir hobi mi size daha uygun, bunu cevaplayın. Bu iki sorunun net cevabını verdiğinizde size uygun hobileri bulmak çok daha kolay olacaktır.

Dengeli bir yaşama ulaşmak ve fark yaratacak kararlar almak için bilgi ve uygulamaları paylaştığım ikinci kitabım “Değişim Seansları”ndan faydalanabilirsiniz.

Keyifli okumalar…

NOT: 8 Mart Cumartesi günü saat 14.00 da CNR Kitap tanıtımında, imza ve söyleşi için sizleri bekliyor olacağım...

Sevgi ve sağlıkla ilerleyin…

Arzu Bıyıklıoğlu

NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu

www.arzubiyiklioglu.com

 www.arzww