BU yazı yayınlandığında CHP İzmir İl kongresi tamamlanmış ve muhtemelen yeni yönetim göreve başlamış olacak. Ancak sonuç ne olursa olsun, uzun yıllardır şikayet edilen çekişme, kavga ve huzursuzluk ortadan kalmayacak. Çünkü bu sorun il başkanı ve yönetiminin boyunu aşan derinlikte ve ağırlıktadır.
Örgütlenme ve siyaset yapma tarzını değiştirmek için, genel merkezden başlayarak çok radikal önlemler almak gerekir. Aksi taktirde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın sık sık şikayet ettiği “çete tipi örgütlenme” ye son vermek çok zor. Nitekim Rıfat Nalbantoğlu da göreve yeni başladığında “Apaçiler” olarak tanımladığı örgütlenme ile yan yana düşmekten kaçamamıştı.
Parti veya örgüt içi huzursuzluk sadece bundan kaynaklanmıyor. Ciddi psikolojik sorunlar da var. Kongre sonucunda salonda el ele tutuşulsa ve kol kola girilse bile, bunların bir anda kalmasını beklemek hayalci bir yaklaşım olur.
Belli kural, norm ve değerler yeterince yerleşmediği için, örgüt içi ilişkiler anomik bir şekilde cereyan ediyor. Birçok belediye başkanı, il ve ilçe yöneticileri ortak değerlerden hareketle değil kişisel ve grupsal hedeflere kilitleniyor.
Bu koşullarda parti ve belediye yönetiminde çok kolay mevki makam sahibi olanların “büyük adam” kompleksi, CHP’nin yerel yönetimlerde çok önemli bir handikapı gibi gözüküyor. Aynaya bakıp, “ben neymişim be abi” psikolojisine sahip olanların, olaylara siyasetçi ve lider olgunluğu ile bakması zorlaşıyor. Onun için her şeyi kendinden menkul gören örgüt yöneticisi veya belediye başkanları ne düzgün bir ekip ne de akıl ihtiyacı hissediyorlar.
Bu psikoloji ile baş etmek çok zor.
Eğer CHP, samimi olarak iktidarı hedefliyorsa, İzmir’de iyi bir sınav vermek zorundadır. İzmir’de örnek olup, çevre illerde de dalga dalga yükselmek zorundadır. Çok yüksek oy şansını yakaladığı bir şehirde belediyelerde ve örgütlenmede başarı sağlayamayan bir partinin genel iktidara yürümesi çok kolay olmaz. Seksen dokuz yerel seçim başarısının kalıcı olmamasında önemli dersler bulunmaktadır.
CHP genel başkanının İzmir’e çeki düzen verme isteği, sadece il başkanını değiştirmekle gerçekleşebilecek bir şey değildir. Birilerinin belediye başkanlarına ve/veya il, ilçe yöneticilerine “son seçimde alınan oyu hazmetmekte zorlanmamak için mütevazı olmak ve bu sonucu doğru yorumlamak gerekir” demesi lazım. Daha adaylar belli olmadan, güvenilir araştırma sonuçlarına göre CHP, neredeyse İzmir’in her yerinde uzak ara önde gözüküyordu. Adaylardan bağımsız olarak, bu seçimlerin, adeta otomatik olarak kazanıldığı gerçeği ortadadır.
Yeni il yönetiminin öncelikli görevlerinden biri sık sık telkinde bulunarak, bazı başkan ve yöneticileri bu psikolojik yükten kurtarmaya çalışmak olmalı.
Bul

Tarık Dursun K, 81 yaşını, Kocaoğlu ile kutladı...