13.11.2012 02:30 | Son Güncelleme:

İdam cezası ya da devletin öldürmesi

İnsanın devlet tarafından önceden kararlaştırılmış biçimde öldürülmesi büyük bir insan hakkı ihlali. İşlenen suçun niteliği bunu değiştirmez. 18. yy’da yaşayan Beccaria’dan bu yana modern toplumlarda ceza öç almaya değil toplumsal amaçlara yönelik. İdam geri gelirse Türkiye ciddi sorunlarla karşılaşacak


İnsanları insan oldukları için değil de Yaratan’dan dolayı seven Başbakanımız, bu sevgisinin yeni bir göstergesi olarak idam cezasının geri getirilmesi tartışmasını açtı. Yurda dönerken uçakta gazetecilere şunları söyledi: “İdam toplumda tartışmalı bir konu, bu cezayı uygulamayan ülkeler de uygulayan ülkeler de var... Olaya bir de öldürülenlerin açısından bakmak lazım. Siyasi suçlarla ilgili olarak değil ama terör ve ölüme sebebiyet verme kapsamında idamı tartışmak elbette mümkün olabilir.” İnsanın devlet tarafından önceden kararlaştırılmış biçimde öldürülmesi büyük bir insan hakkı ihlali. İşlenen suçun niteliği bunu değiştirmez. 18. yy’da yaşayan Beccaria’dan bu yana modern toplumlarda ceza öç almaya ve kısasa değil toplumsal amaçlara yönelik.

AB’NİN ÖN KOŞULU
Bu nedenle uluslararası toplumda idam cezasının yasaklanması yönünde güçlü bir eğilim var. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) ek 6 nolu protokol idam cezasını, savaş ya da yakın bir savaş tehdidi dışında; 13 nolu ek protokol ise her koşul altında mutlak bir biçimde yasakladı. AİHS’ye taraf 47 devletten 46’sı 6 nolu protokolü -tek istisna Rusya- 43’ü ise 13 nolu protokolü onayladı (Ermenistan, Azerbaycan, Polonya ve Rusya dışında). Türkiye her iki protokole de taraf.
Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 2. maddesinde de idam cezası yasaklanıyor. İdam cezasının kaldırılması AB’ye ya da Avrupa Konseyi’ne üye olmanın ön koşulu. Avrupa’da 1999’dan bu yana idam cezası uygulanmadı. Rusya 6 nolu protokolü onaylamamasına karşın, moratoryum ilan ettiği için idam cezası uygulamıyor.
İdam cezasının yasaklanması Avrupa’yla sınırlı değil. Amerika İnsan Hakları Sözleşmesi de ek bir protokol ile idam cezasını yasaklıyor. Keza, BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi 2 nolu ek protokol ile idam cezasına mutlak yasak getiriyor. Türkiye bu protokole de taraf. Bunun yanında BM Genel Kurulu’nun idam cezasının kaldırılmasını öngören pek çok kararı var.
Türkiye’de idam cezası en son 1984 yılında uygulandı. 9 Ağustos 2002 tarih ve 4771 sayılı kanun ile (Avrupa Birliği 3. Uyum Paketi) idam cezası barış zamanında kaldırıldı. Hemen arkasından Türkiye Kasım 2003’te 6 nolu ek protokolü onayladı. Nihayet, 14 Temmuz 2004 tarih ve 5218 sayılı kanunla Türkiye idam cezasını her koşulda mutlak olarak kaldırdı. Arkasından Şubat 2006’da 13 sayılı ek protokolü onayladı.
Türkiye’de idam cezasının kaldırılmasının Abdullah Öcalan davası ile yakın ilişkisi var. Öcalan’a verilen idam cezası Yargıtay tarafından 29 Haziran 1999’da onaylanmasıyla kesinleşti. Ancak Başbakanlık kararı TBMM’ye göndermediğinden, kararın uygulanması için gereken kanun çıkmadı. Dolayısıyla uygulama ertelenmiş oldu. Bu arada Öcalan’ın avukatları 16 Şubat 1999’da AİHM’ye başvurdu.
Kasım 1999’da AİHM’nin 1. Dairesi ihtiyati tedbir kararı verdi. Kararda, AİHM’nin davayı inceleyebilmesini sağlayabilmek amacıyla idam cezasının uygulanmaması öngörülüyordu. Türkiye karara uymayı kabul etti.
AİHM’nin Büyük Dairesi 12 Mayıs 2005’te kararını açıkladığında Türkiye idam cezasını kaldırmış, 6 nolu protokolü onaylamış, 13 nolu protokolü ise imzalamıştı. Böyle olmasına karşın, Büyük Daire, Öcalan’ın yargılanmasındaki adil yargılama eksikliklerini göz önünde bulundurarak, bir kişinin adil olmayan bir yargılama ile idam cezasına mahkum olmasını doğuracağı korku ve belirsizlik nedeniyle bunun insanlık dışı muamele sayılmasına ve Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlaline karar verdi.

CİDDİ SORUNLAR ÇIKAR
Sn. Başbakan’ın idam cezasının yeniden konulmasını öngören sözleri gerçekleşirse Türkiye ciddi sorunlarla karşılaşacak. Türkiye, AİHS’nin 6 ve 13 nolu ek protokolleri ile BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 2 nolu protokolüne taraf olmakla uluslararası yükümlülükler üstlenmiş durumda. İdam cezası geri gelirse bu yükümlülükleri ne olacak?
Türkiye bu anlaşmalardan çekilecek mi? Taraf olduğumuz 6 ve 13 sayılı ek protokollerden çekilme AİHS’den de çekilmek sonucunu doğuruyor.  Sözleşmeden çekilen ülkenin ise Avrupa Konseyi üyeliği sona eriyor. Böylelikle, Türkiye idam cezasını getirip söz konusu protokollerden çekilmek zorunda kalırsa, değerler temelinde Avrupa ile arasındaki ortak zemin de ortadan kalkmış olacak. Batı dünyasına aidiyeti sona erecek. Sn. Başbakan’ın da gerçekleştirmek istediği acaba bu mu?
Ayrıca Sn. Başbakan’ın 2002 yılında idam cezasının kaldırılmasını destekleyen demeçlerine ne demeli? 2002’de yaptığı bir basın toplantısında şöyle diyor: “Biz ölüm cezasını... Anayasal güvence altında ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası olması kaydıyla bu konuda destek verebileceğimizi söyledik”.
Aynı yıl partisinin Silivri İlçe Başkanlığı açılışında yaptığı konuşmada da, “idam cezası tamamen kalkmalı, hükümete destek vermeye hazırız” diyerek bu görüşünü yineliyor. Sn. Başbakan o zamanki sözleri ile bugünkü sözleri arasındaki çelişkiyi nasıl açıklayacak? Kaldı ki, 6 ve 13 sayılı protokoller AKP iktidarı döneminde onaylandı.  İdam cezası hukuken ağır bir insan hakkı ihlali. Siyasal açıdan ise Türkiye’nin aidiyeti sorununu gündeme getiriyor. Siyasal iktidar Türkiye’yi insan yaşamına değer vermeyen, devletin insanlarını öldürmesini kabul eden bir devletler topluluğunun üyesi yapmak istiyorsa, idam cezasının geri getirilmesi bu amacın gerçekleştirilmesi için en etkili yol.

Dr. Rıza Türmen
İstanbul doğumlu Türk diplomat Rıza Mahmut Türmen, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini Kanada’da, doktorasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tamamladı. Dışişleri Bakanlığı’nda çeşitli görevlerde bulunan Türmen, 1985 yılında Singapur’a atanarak Türkiye’nin en genç büyükelçilerinden biri oldu. 1995 -1996 yılları arasında Bern Büyükelçiliği de yapan Türmen, 1996 yılından itibaren 2 yıl süreyle Avrupa Konseyi Daimi Temsilciliği yaptı. Türkiye’nin uluslarası hukuk alanındaki en önemli isimlerinden biri olan Türmen, 1998’de seçildiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlığı görevini 10 yıl süreyle yürüttü. 2011 seçimlerinde CHP İzmir 1. Bölge 2. sıra adayı oldu ve milletvekili seçildi.

 Bir Milliyet klasiği
DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ

Gazeteniz Milliyet, “Düşünenlerin Düşüncesi” köşesiyle toplumun kanaat önderlerine sayfalarını açıyor. Abdi İpekçi tarafından 6 Ocak 1963’te başlatılan köşe ülkenin ekonomik, siyasal ve toplumsal birçok sorununu masaya yatırmıştı. Akademisyenlerden sosyal bilimcilere,
sivil toplum temsilcilerinden işadamlarına, bilim insanlarından hukukçulara kadar uzman kalemler Milliyet için yazacaklar. Yazılarınızın uzunluğunun 3 bin vuruşu (1.5 sayfayı) geçmemesi gerekmektedir. İrtibat telefonumuz: 0212 337 9328. Mail adresi:aycaatikoglu@hotmail.com  
 

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0