Geçmiş beş sene öncesine döndüğümüzde, bir çok düşüncemizin, bakış açımızın ve hatta zevklerimizin değiştiğini fark ediyoruz. Hiçbir değişim olmamışsa eğer korkmak gerek, gelişmemişiz demektir. Dünya görüşümüzle birlikte ilişkiden beklentilerimiz de değişiyor elbette.  Beş sene önce  yakışıklı, karizmatik ve ayaklarımızı yerden kesecek ve her şeyden önce  “cool” bir sevgili ararken, sonraları ayakları yere sağlam basan, ailesine sahip çıkacak, cool olmak şöyle dursun, önceden tahmin edilebilir, güven veren bir eş hayali kurabiliyoruz.

Bu değişim akla yeni bir soru getiriyor; İdeal sevgiliden ideal eş olur mu?

Yirmili yaşlarımı düşünüyorum da, azıcık serseri ruhlu, özgürlüğüne düşkün, sürprizlerle dolu tipler gözüme daha bir çekici gelirdi. Belki de tam olarak güvenememenin verdiği endişeydi kalp çarpıntılarını doğuran.  Dizi filmlerdeki karizmatik ve cool karakterlerin ruhu kıpırdattığını yadsıyamayız. Yoksa Issız Adam rolündeki Cemal Hünal’ın, Lost’daki Sawyer’in tüm arıza hallerine rağmen bu kadar beğenilmesini nasıl açıklarız.

Yaş ilerledikçe, ilişki anlayışı da, beklentiler de değişiyor. Olgunlukla beraber, hayattaki sorumluluklar da arttıkça, yükü paylaşan, destekleyen, sevgisini ve ilgisini her daim gösteren sevgililer  “ideal” olmaya başlıyor. Çünkü hayat kalp çarpıntılarından ibaret değil ve hayatın gerçekleri artık kendini hissettirmeye başlıyor.

Yok siz kalp çarpıntılarına ve o cool havaya mı aşıksınız? Olmazsa olmaz mı? O zaman, ideal sevgilinizin,  hayatın bütününde  nasıl bir eş olacağına ölçmelisiniz;

·         Nikahta çektireceğiniz fotoğrafı düşünün. Sizin bile zar zor hatırladığınız akrabalarınızla  birlikte poz verdiğiniz  fotoğrafta, sevgilinizi damatlığı içinde gülümserken hayal edebiliyor musunuz? Sevgiliniz bu fotoğrafı çektirirken sıkıntıdan patlıyor mudur yoksa sizinle ortak bir hayata başlayacak olmanın coşkusuyla, yeni akrabalarla tanışma konusunda hevesli midir?

 

·         Birlikte gideceğiniz aile yemeklerinde ya da bayram ziyaretlerinde, sevgilinizi ailenizle beraber aynı karede hayal edebiliyor musunuz? Örneğin babanızla tavla oynar ya da maç seyrederken…. Ya da,  annenizin ısrarına dayanamayıp bir tabak yemek daha almayı kabullenirken.

 

·         Birlikte onun  ailesini ziyaret ettiğinizde, annesi arayıp sormadığı için kulağını çekerken de cool buluyor musunuz sevgilinizi? Kısa pantolonlu küçük erkek çocuğu halleri sizi rahatsız eder mi, yoksa sevimli  mi bulursunuz?  Hayal etmeyi deneyin.

·          

·         Evlilikle birlikte hayatın yükünü de paylaştığınızı hayal edebiliyor musunuz?  Örneğin yeni eviniz için birlikte tül/perde seçtiğinizi, market alış verişi yaptığınızı hayal edin. Ya da oturup birlikte bütçe yaptığınızı ve o ay kemerleri sıkmanız gerektiğine karar verdiğinizi. Bu tablo size sıcak ve olabilir geliyor mu, yoksa sevgilinizi perdecide hayal edemiyor musunuz?

 

·         Doğacak çocuğunuzun bezinin içine birlikte bakmanız gereken zamanları düşünün.  İkinizin çocuğun kakasında bir tuhaflık olup olmadığını, doktora gitmeniz gerekip gerekmediğini tartışırken hayal edin. Sevgilinizi bu resimde bir baba olarak hayal edebiliyor musunuz? Hayat her zaman romantik anlardan ibaret değil.

 

Örnekleri çoğaltabiliriz elbette. İşsiz kaldığınızda, destek olup destek almanız gereken zamanları, ailesiyle bir sorun yaşadığınızda  eşinizin takınacağı tutumu, annenizin doğum gününde kutlamaya ne denli hevesle katılacağı ya da bir aile büyüğünüzün cenazesinde size ne kadar destek olacağı gibi örnekler çok hayatta…

 

İdeal sevgilinizin ideal eş olup olmayacağını hayal edebilmeniz için birkaç küçük pencere açmaya çalışıyorum sadece. Eğer sevgilinizi bu resim karelerinde hayal edebiliyorsanız ne mutlu size. İdeal bir ilişkiyi sağlıklı bir evliliğe taşıma şansınız yüksek demektir.

 

Bunun yanı sıra, sevgilinizin ideal bir eş olup olmayacağının en önemli göstergelerinden biri de,  sorun çözme yaklaşımının ne olduğu. O da artık başka bir  ayın makale konusu olsun….

 

Sevgiyle