14.03.2019 12:12 | Son Güncelleme:
AA

İdlib mutabakatı risk altında

Esed rejimi güçleri son dönemde yoğunlaştırdığı saldırılarla, İdlib'de barınan 4 milyon sivilin can güvenliğini sağlamak için Türkiye ve Rusya'nın vardığı mutabakatı riske attı.

Türkiye ve Rusya'nın Suriye'de 4 milyon civarı sivilin barındığı İdlib'de ateşkesin korunması için vardığı mutabakat, Beşşar Esed rejimi güçlerinin yoğun saldırıları nedeniyle riske girdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Tahran'da 7 Eylül 2018'de düzenlenen üçlü zirvedeki önerisi üzerine, Erdoğan ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin, 17 Eylül'de Soçi'de İdlib'de ateşkesi korumak için bir dizi ek önlem üzerinde anlaşmıştı.

Mutabakat gereği, cephe hatları boyunca silahsızlanma bölgesi kurulmuş ,10 Ekim 2018'de muhalifler, söz konusu bölgeden ağır silahlarını çekmişti.

Soçi mutabakatının ardından, İdlib'de bir süreliğine rejim ve Rusya'nın hava saldırıları sona ermişti. Daha önce evlerini terk eden yaklaşık 80 bin sivil bölgeye geri dönmüştü.

Ancak kısa süre sonra rejim ve İran destekli yabancı terörist gruplar, hiçbir silahlı grubun varlık göstermediği sivil yerleşimlerde saldırılarına yeniden başladı.

Rejimin önceki gece İdlib'in güneyindeki Temaniye beldesine düzenlediği silah olarak kullanımı yasak beyaz fosforlu saldırı, mutabakatı hiçe saydıklarını gözler önüne serdi.

Son iki haftada 34 sivil öldü

İdlib Sivil Savunma Müdürü Mustafa Hac Yusuf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son 2 haftada 4'ü çocuk, 23'ü kadın toplam 34 sivilin hayatını kaybettiğini söyledi.

23'ü kadın, 39'ü çocuk toplam 131 sivilin yaralandığını ifade eden Hac Yusuf, rejim güçlerinin 32 hava saldırısı, 961 top ve roket saldırısı, 34 füze saldırısı gerçekleştirdiğini kaydetti. 

Hac Yusuf, "İdlib'de siyasi süreci, mutabakatı yerle yeksan edecek gelişmeler yaşıyoruz. Yüz binlerce insan yerinden edilecek. Avrupa'ya yeni göç riski doğacaktır." dedi.

İdlibli siviller korku içinde

İdlibli sivillerden Muhammed Abdullah da İdlib'in güneyi ve Hama'nın kuzeyinin, Rusya ve rejimin bombardımanlarının odağında olduğunu anlattı.

Kendisinin de yüz bin civarı sivil gibi saldırılar neticesinde göç etmek zorunda kaldığını belirten Abdullah, "Bu saldırılar neticesinde oluşacak göç dalgasını ne bir dernek ne bir kurum hazmedebilir. Herkesin umudu Türkiye'de." diye konuştu.

Abdullah, İdlib mutabakatının sona ermesini istemediklerinin altını çizerek, "Çok tedirginiz. Korkuyoruz. Saldırılar çok yoğun ve siviller hedef oluyor. Saldırılar dursun ki insanlar köylerine dönsün. Halk, Türkiye'ye bel bağlıyor ki topraklarımızda barış içinde yaşayalım. Türkiye'nin ciddi manada İdlib'e girmesini istiyoruz. Azez, Afrin ve Bab'da olduğu gibi İdlib'de de sivilleri korumasını istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Başka bir sivil Fayez Doğayım da "İdlib'de yaşayan siviller olarak bu anlaşmanın feshedilmesini istemiyoruz ancak burada insanların bir kısmı mutabakatın artık rafa kalktığını düşünmeye başladı." ifadelerini kullandı.

Doğayım, şöyle devam etti:

"Ruslar Türkiye ile halkın arasına fitne sokmaya çalışıyor. Halk Türkiye'ye güveniyor. Durum burada bir krize dönüşebilir. Bombardımanlar göçe yol açacaktır. Yeni felaketler olacaktır. Biz Türkiye'nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde olduğu gibi İdlib'de de var olmasını istiyoruz."

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0