Cumartesi

17.06.2017 - 02:30

İhtiyaç duyulanlara “iftar davetleri”

Sitene Ekle
.  |  Ali Rıza Kardüz Tüm Yazıları »

Ramazan boyunca görkemli salonda, görkemli masalarda “iftar davetleri” düzenleniyor. “İftar davetleri”ne muhtaç olanlar değil, ihtiyaç duyulanlar davet ediliyor

Ramazan aylarında iftar sofralarının yerini “İftar davetleri” almaya başladı.

Kamu kuruluşları, şirketler, yarı resmi meslek örgütleri, işadamları “iftar davetleri” düzenliyorlar.

“İftar davetleri”ne muhtaç olanlar değil, ihtiyaç duyulanlar davet ediliyor. Davetlilere ya yazılı davetiye gönderiliyor. Ya da davet sahibi kurum, şirket veya kişilerin reklam şirketlerinin görevlileri telefon veya internet mesajı ile çağrı yapıyor.

İftar için, görkemli bir lokanta veya ünlü bir otelin salonu seçiliyor. Görkemli salonda, görkemli masalarda davetlilere, iftar öncesi veya sonrası davet sahibi mutlaka bir mesaj veriyor.

“Modern Müslümanlık” mı?

Davetlilerin oruçlu olup olmamaları önemli değil. Önemli olan iftar sofrasına katılarak verilecek mesajı almaları.

Oruç, kul ile Tanrı arasındaki bir iştir. Oruç tutanın “sabahtan akşama dek”, “ben oruçluyum” diye dolaşmasının Müslümanlıkla ilgisi yoktur. Şu veya bu sebeple oruç tutamayanların, oruçluymuşçasına iftar sofralarına oturmasının Müslümanlıkla ilgisi, ilişkisi yoktur.

İftar sofrasının giderinin Müslümanların kendi imkanlarıyla karşılanması esastır. Devlet adamlarının iftar sofralarının gideri Bütçe’den karşılanıyor, işadamlarının zengin iftar ziyafetlerinin parası şirketlere gider yazılıyor. Vergiden düşülüyor.

Büyüklerimiz, bize  “ibadetin gizli olduğunu” öğretmişti. Ama günümüzde ibadet bir övünme vesilesi haline getirildi. Bunun Müslümanlıkla, dinle, imanla, şeriatla, kitapla ilgisi yok...

Medyatik “Cuma Namazları” eda eyleyenler, her cuma, gazetelere,
TV kanallarına telefon edip, fotoğrafçı kameraman davet ediyor. Medyatik “İftar ziyafeti” düzenleyenler, davet ettikleri gazete fotoğrafçılarına, TV kameramanlarına poz vererek oruç bozuyor.

Fakirlere yardım edenler, yakınları ölenler, mezar ziyaretine gidenler medyanın kendilerini görüntülemesini istiyor. Bunun adı “modern Müslümanlık” mı? İbadet, kul ile Allah arasında bir ilişkidir.

İbadeti anlatıyor

Elmalılı M. Hamdi Efendi’nin “Hak Dini, Kur’-an Dili” isimli eserinin birinci cildinin 103’üncü sayfasında ibadetin ne olduğu şöyle anlatılır:

“İbadet, insanın ruh ve bedence, dış görünüşü ve içyüzünde bütün varlığıyla yalnız Allah’a yapılan şuurlu bir itaat ve yakınlıktır, ilk önce; bunda niyet şarttır. Niyet ise yapılacak işin icra edilmesinde ancak Allah’a itaat ve yaklaşmayı kastetmek demek olan yeni bir istektir.

Azmetmek bir işi yapmadan önce, kastetmek yapmakla beraber olduğu gibi niyet de niyet edilen şeyi bilmekle beraber onu yapmaya bitişik olur. Hem bilgi ve hem isteği kapsayan bu tam şuur, ruh ve kalbin bir işidir, ikincisi bununla beraber Allah katında itaat olan bir amel ortaya koymak gerekir ki, ibadet olsun. Yoksa yalnız bir şeyi yapmayı istemek ve ruhta kalan düşünme, hatıra getirme gibi iç duygularla ilgili ameller, itaat ve yakınlık olsa da ibadet olamaz. Bunun içindir ki, ibadetlerin başı olan imanda, sadece kalp ile doğrulamak yetmez de bunun hiç olmazsa dil ile ikrar edilerek kalpten dışarı çıkarılması da gerekir. Aynı şekilde niyet edilmeden yalnız açıkça yapılan ameller de ne olursa olsun ibadet sayılmaz. Niyetsiz yatıp kalkmak namaz değil, niyetsiz aç durmak oruç değil, niyetsiz Kabe’ye, Arafat’a seyahat edip dolaşmak hac değildir.”

©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.