Bu uzun bir hikaye olacak.

Birinci hikayeyi yazdık; yıllar oldu.Ayşe kızın kazasız, travmasız çiş günleri hafızamızın günlükerinde kaldı. Yeni kelimeler eklendi dağarcığımıza bu hikayeyi yaşadığımız günlerde. Yanyana gelmez dediğimiz kelimeleri yanyana getirdik pek de sevdik birlikte duruşlarını.

Mesela "seni seviyoruz kakaaaaaaa." gerçekten de sever olduk çünkü. Kakayı görüşümüz kutlamalara vesile bir olaydı haftalarca. El sallayışımız neredeyse ağlatacak duygu dolu mutluluklar içeriyordu.  "baıklara selam söyle kaka"..

Yeni kelimeler uydurduk "uykucu donu" mesela. Bu; bezi hayatımızdan çıkarttıktan sonra külot bezlerin  bez olmadığına çocuğu ikna etmek verilen addı. Neden külot bez demedik? Çünkü içinde geçen "bez" sözü yasaklı kelimelerdendi. Bez yok artık don var . yaşasın don' lanmak...

 

Birinci hikayenin anıları ve tecrübeleriyle şimdi ikincisine başladık.

Bir gün Sare kızın  öğretmenine "ben çişimi tuvalete yapacam" demesiyle vira bismillah dedik, oda-tuvalet arası yolları arşınlamaya. İlk gün okulda az buçukta olsa çiş yapılmış. Akşam eve gelince "şeker vericem" "parka götürecem" diye diye alkış tezahürat başaramadık.

Poposu klozete deydiği anda sensörlüymüş gibi

-yaptım bitti anne. demeler tüm akşam devam etti.

Allahtan pantolon bezler var da bizi ıslanmaktan ve yaz gün kokmaktan kurtarıyor.

İlk gece 3 -4 gibi uyanıp anne donuma kaka yaptım demesi bile iyi geldi bana.

Çünkü iki tane çıkarıma varmıştım bu sözden.

Birincisi artık don giydiğini kabul etmiş.

İkincisi don kakalanınca iyi bişey olmadığına ikna olmuştu.

İkinci gün çiş konusunda başarısızzlığım ilk günle yarışır durumdaydı. Gün boyu kreştede durum aynıymış ama tabi ki alkış ve tezhurata devam..

Aferin Saree, ne güzel oturdun Sareeee....

Amaaa kaderin değiştiği an akşam saatlerinde geldi.

Yüzüme bakarak

- Anne en kaka yapmıyorum demesi aslında bir itiraftı.

Acele etmem gerektiğini hemencik anladım (allahtan çok akılı br kadınım ) Düğmesine basılmış robot gibi hadi koşalım kaka tuvalete giderse bakkala şeker almaya gidecez gibilerinden onlarca vaadi iki adımda savururken yetiştik klozete.

Sare yemi yutmuştu.  Temiz don alma bahanesiyle onu tuvalette tek başına bıraktım..

Veeee cup sesini duydum.

O an alkışlar, halaylar, şarkılar birbirine karıştı; hem içimde hem dışımda...

Tabi tuvaletten çıkar çıkmaz vadedilen büyük hediyelere boğdum Sareyi. Koşa koşa bakkala; elde külah koşa koşa parka gidildi. Şimdilik işler mükemmel değilse de iyi gidiyoruz. Bakalım devam eden günlerde çiş ve tölet kavuşabilecekler mi birbirlerine göreceğiz...