Önümüzdeki 10 yıl, Çin’deki iş gücüne her yıl 30 milyon yeni Çinli katılacakmış. Bu gerçeğe işaret edenler “Çin’in ucuz işgücüyle rekabet etmek mümkün değil. İşçilik maliyetlerini düşük tutarak ayakta kalmakta olduğumuz sektörlerde işimiz zor” diyor.
İzmir, tekstilden makine imalat sanayine birçok sektörde yıllardan beri ucuz Çin mallarının darbesini yiyor. Bazıları dayanamayıp battı, kimileri ise üretimi bırakıp Çin’den ithal ettikleri ucuz Çin ayakkabılarını, tornavidalarını satmaya başladı.
Böyle durumlarda her zaman olduğu gibi fatura önce işçilere çıktı. Bazıları işsiz kaldı, kimisi yarı ücrete çalışmaya razı oldu.
Çin malı istilasına karşı korumacılık nefes alma sağlasa bile, çare olmadığını artık tüm dünya biliyor. Ayakta durabilmek için öncelikle kafaların değişmesi gerekiyor. Hala korumacılıktan medet ummanın, hala ucuz kurla ayakta durmaya çalışmanın ölümü geciktirmekten başka bir şey olmadığını kabul etmek gerek.
Artık Türkiye’de devletin ve işyerlerinin yapması gereken şeyler var. Öncelikle hükümet, darbe senaryolarından ekonomiye vakit ayırabilirse işgücünde kaliteyi ve verimi artıracak çok ciddi bir mesleki eğitim seferberliği başlatmalı. Birçok ülkede kriz dönemini eğitim çalışmalarıyla değerlendirdi.
Yeni dünya düzeninde ayakta durmak isteyen işyerlerinin ise işçilikte rekabet edemeyecekleri sektörlerde teknolojiye yatırım yapmaları, işyerinde verimliliği ve işgücü kalitesini artıracak politikalara yönelmeleri hararetle tavsiye ediliyor. Alıştığı düzeni bozmaktan pek hoşlanmayan İzmir iş dünyasına duyurulur.
Üzüm İzmir’den sorulur
Dünya kuru üzüm fiyatlarının İzmir Ticaret Borsası’nın günlük seanslarında belirlendiğini, İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Özlem Değirmencioğlu bir sohbetimizde anlatmıştı. Dünyanın en büyük yaş üzüm üreticisi İzmir, Manisa bölgeleri aynı zamanda kuru üzüm ticaretinin de yüzde 50’sini elinde bulunduruyor. İzmir’in dünya kuru üzüm fiyatlarını belirleyebilme gücü, pek çok İzmirli farkında olmasa bile bu şehrin en büyük zenginliklerinden biri. Sadece üzüm borsasının bile İzmir’in uluslararası tanıtımına çok şey katacağından eminim.
Ama gel gör ki, piyasa kurallarına göre değil, belden aşağı oyunlarla ticaret yapmayı alışkanlık haline getirenlerin hem üzüme zarar verdiğini hem de üreticinin ekmeğiyle oynadığını duyuyoruz.
Manisa Zirat Odası Başkanı Nuri Sorman, “Üzümü ucuz fiyata kapatmak isteyen bazı ihracatçılar, köy köy adam dolaştırıp üzümün tonunun 2 bin liraya düşeceği söylentisi yayıyor” diyerek, üreticinin oyuna gelmemesini istemiş. Başkan bu uyarıyı yaptığına göre mutlaka düzgün olmayan bir şeyler var.
Bence bu iletişim çağında, üreticiyi Türkiye’de ve dünyadaki fiyat gelişmelerinden anında haberdar edecek teknolojiyi kurmaktan kolay bir şey yok. Alt tarafı köy kahvelerine, her yerden internete bağlanabilecek donanımı sahip, artık fiyatı 500 liranın bile altına düşen küçük dizüstü bilgisayarlardan konacak, o kadar.
Eğer yaşlılar kullanamazsa, köy okulundaki çocuklar internete bakıp üzüm piyasasında olup bitenleri öyle güzel anlatırlar ki, “Fiyat düşecek” lafını yayanlar arkalarına bakmadan kaçmak zorunda kalır. Bu çağda dedikoduyla iş yürütmeye çalışanlar ve onlara inananlar, çağdışı kalmış demektir.
Bul

Tarık Dursun K, 81 yaşını, Kocaoğlu ile kutladı...