CV BİR SENARYO, BAŞROL OYUNCUSU SİZSİNİZ….

ROLÜMÜ EN İYİ ŞEKİLDE OYNAMAK İÇİN TÜM ÖZVERİMLE ÇALIŞIYORUM.

Cem Bey ile işi, kariyeri üzerine çok keyifli bir sohbetimiz oldu. İşte sohbetimizden notlar…

Cem Bey, sizi fazladan tanıtmama gerek yok ama bir kanalda ana haber sunucusu olarak sizi seyrediyoruz. Bizlere, kısaca kariyerinizden biraz bahseder misiniz?

İngiltere doğumluyum. Türkiye’ ye döndükten sonra eğitimime Eskişehir’ de devam ettim. Lisans eğitimimi Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nde bitirdim. Daha üniversite öğrencisiyken çalışmaya TRT’ de başladım. Show TV'de stajyer muhabir olarak işe başladım ve Mehmet Ali Birand'ın 32. Gün ekibinde yer aldım. Deniz Arman’ın ekibiyle birlikte, Star TV’de çalıştım. Daha sonrasında ise Uğur Dündar ile beraber ekibinde çalışmaya başlayarak CNN Türk ekranlarında yer aldım ve hem editörlük hem de muhabirlik yaptım.

Kanal 1’deki deneyimim sonrasında HaberTürk TV Genel Yayın Yönetmenliği görevi ile birlikte Erdoğan Aktaş'ın ekibinde yer aldım. Ayrıca HaberTürk'te ana haber sunuculuğu görevini de üstendim.  Daha sonra ATV’ ye geçişimle birlikte halen ana haber sunucusu olarak profesyonel iş hayatıma devam ediyorum. Ayrıca bir de eğitmen olarak çeşitli kurum ve kuruluşlarda iletişim üzerine, eğitimler de vermeye devam ediyorum.

Çok önemli idollerle çalışmışsınız? İş hayatınıza ilk adımınızı attığınız ilk mülakatınız, ilk deneyiminiz nasıldı?  Sizi keşfeden kimdi?

Hiç unutmam Mehmet Ali Birand’a CV ’imi bir şekilde yolladım ve sonrasında hemen mülâkata çağrıldım. Görüşme günü bana “Çok imprasive sesin var” dedi. O an çok, heyecanlıydım, İngilizcem de iyi fakat kilitlendim, toparlayamadım bir an. Imprasive ne demek hatırlayamıyorum bile heyecandan. Düşünsenize televizyonun en önemli isminin karşısındasınız. Bir an düşündüm ve hemen kendimi toparladım hemen. Kendimi tanıyordum ve güçlü yanımın ne olduğunu biliyordum. Güçlü yanım sesimdi ve bu özelliğimi onunla çalışabilmek için kullanmam gerekiyordu. “Mehmet Ali Bey, sizinle çalışmak ve bana vereceğiniz her işi yapmak istiyorum. Öncelikli olarak programınızda seslendirme yapmaya da hazırım.” dedim. (Bunu sizlerin de duymanızı çok isterdim.) Tabii bunları söylerken gür ve etkiyici sesimi kullanıp, becerilerimi kendisine hissettirmiş oldum. Bu konuşmadan sonra Mehmet Ali Bey bana baktı ve “Şekerim 29 Ağustos’ ta çalışmaya başla dedi. Böylelikle 32. Gün’ de seslendirme yaparak kariyerime başlamış oldum.

Sesinizin, güçlü yanınız olduğundan bahsettiniz, nasıl keşfettiniz? Güçlü yanınızı, kariyeriniz için nasıl kullandınız?

Her çocuk gibi benim de hayallerim vardı. Babam, mızıka çalardı ve bir hayalim müzisyenlikti. Şu an, hobi olarak yapıyorum. Lise yıllarında, sesimin kalitesinin iyi olduğunu fark ettim ve bu doğrultuda tiyatro veya televizyonda çalışmayı hayal ettim.  Diğer bir hayalimde buydu. Ayrıca öğretmenlerim, sosyal çevrem hep sesim ve kalitesinin çok iyi olduğu yönünde geri bildirim verdiler. Hep kullanmam gerektiği söylenirdi. Kendimi, iyi tanıdığım için hayallerimi gerçekçi hedefe dönüştürdüm ve bir karar verdim.  Hedeflerim için eğitim alıp, amacıma ulaşmam için çaba harcamam gerekiyordu. Spiker olup, olmayacağımı bilmiyordum ama ya hedefim için Sinema - Televizyon okuyacaktım ya da tiyatro üzerine yoğunlaşıp, konservatuar okuyacaktım. Her ne kadar spiker olacağım garanti olmasa da, önemli olan bu yola baş koyup çalışmaktı. İkisinin sınavı aynı gündü ve ben Sinema-Televizyonu tercih ettim. Sınavı kazandım ve hedefime ulaşmak için ilk adımı atmış oldum. 

Yoğun ve stresli bir iş hayatınız var. Hem yoğun tempoyu yönetmişsiniz hem de kariyerinizde ilerlemişsiniz. Peki, kariyerinizi nasıl yönettiniz?

Aslında ben bir şövalyeyim. Çevrem ne kadar mutlu olursa, ben de bir o kadar mutlu oluyorum. İş arkadaşlarımın mutlu bir şekilde çalışması, beni çok motive ediyor. Evet, bir hedefim vardı ve bu hedefe ulaşmak için kendimi eğitimlerle besledim.

Daha iyi nasıl yapabilirim, daha çok ne öğrenebilirim sorularına cevaplar buldum. Seçimlerimi hedeflerime göre yaptım. Olumsuz şartlar, karşıma çıksa da önceliklerimi belirleyip, empati kurarak yoluma devam ettim. Empati kurduğumda, karşı tarafı anladığım için yüksek motivasyonla daha hızlı yol alabildim.

Başarılı olmak ve hedeflerimize ulaşmak için sahip olmamız gereken yetkinlikler var. İş hayatında, sizce en önemli yetkinlikler neler?

İletişim becerileri, ilişkiler ağını yönetmek, neyi nerede bulacağınız bilmek, rekabete dayanıklılık ve zamanı etkin kullanmak en önemli unsurlar. Muhabir arkadaşlarıma, bu süreçleri iyi yönetmeleri gerektiği önerilerim oluyor ve gelişimlerini destekliyorum.

Mehmet Ali Birand tarafından bana ilk verilen iş; Abdullah Öcalan’ı bulmamdı. Tabii nerden, nasıl bulacağım bilmiyorum. İlk verilen görev ve bu görevi yerine getirmem gerekiyor bir şekilde.  “Ama nasıl olacak, ben işte çok yeniyim”  demeden bir şekilde araştırmaya başladım. Bu süreçte şaşırdım, zorlandım. Sonuçta işimin önemli bir tekniği olan 5N1K’yı yaşayarak öğrendim. Bu görev bana öğrenmem için verilmişti. İşte ben bu olayla pes etmemeyi öğrendim ve işimle ilgili teknik bilgilerimi geliştirmeye başladım. Diğer yandan, iş hayatında dayanıklı olmak ve kendiyle rekabet etmek çok önemli.

Siz kamera önündesiniz ama arkada çalışan geniş bir ekip var. Peki, siz nasıl bir ekip üyesisiniz? (O esnada hemen bir çalışma arkadaşını çağırdı.) “Benden değil, ekip arkadaşlarımdan dinleyin bunu demesi ayrı bir hoşluktu.

Cem bey, çok yönlü, işinin ehli, çalışkan, özenli, mütevazı, müthiş iletişim becerileri olan biri. Hepimizle ayrı ayrı ilgilenir, bizi dinler ve her konuda yol gösterir. Kendisi ekranda bir dev ama gün içerisinde bizden biri. Anlatılmaz yaşanır diyebilirim. Cem bey gerçekten bizim için çok değerli.  

Cem bey, ne mutlu ne güzel yorumlar aldınız, ekip arkadaşınız sizi anlatırken bir an tereddüt etmediler anlatacakları için. Çok dikkatimi çekti, mütevazı ve kibirden uzak duruşunuza devam ettiniz.

İş ve özel yaşamda kibir kişiyi aşağı çeker. Ben oldum demek, aslında daha alınacak yolun olduğu göstergesidir. Kibir bir maskedir ve siz farkına varmadan, maskeniz bir sözünüzle, bir davranışınızla düşer. Sözler farklı olsa da vücut her şeyi anlatır. Biz bir ekibiz ve birbirimizi besliyoruz.

Muhabirlik, seslendirme sanatçısı, editör, genel yayın yönetmeni ve ana haber spikeri gibi farklı işleri deneyimlemişsiniz. Şu an olduğunuz konumda, siz bu tecrübeleri, nasıl güçlü yönler olarak kullanıyorsunuz?

Sahayı ve işin oluşum süreci ile ürünün, yani haberin çıkış sürecini yayına kadar çok iyi biliyorum. Canlı yayında karşıma sizin görmediğiniz, farkına bile varmadığınız çok olay çıkabiliyor. Ve canlı yayında bu tecrübeleri çok iyi kontrol etmem de, güçlü yanlarımdan birisi.  Resmin bütününü görebiliyor ve sorumluluğumdaki işlerin verimli şekilde yürümesini sağlayabiliyorum. Riskleri görerek hareket etmemi, problemleri farklı ve bütünsel bakış açısı ile çözmemi sağladı. Yani büyük resmi görebiliyorum. Bir sonraki adımı planlarken, çözüm odaklı, hızlı adım atabiliyorum.

İş hayatında hepimizin örnek aldığı, fikirlerine değer verip kendi davranışlarımıza yansıttığımız rol modellerimiz olabiliyor. Siz kimlerden ilham aldınız? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

İdeal imge dayatması, hayatımıza çocukluğumuzdan itibaren giriyor. Sosyal çevremizin bize dayattığı rollere göre hayatımız şekilleniyor. İyi bir evlat, iyi bir öğrenci, iyi bir arkadaş bu rollerden birkaç tanesi… Tecrübeler ve yaşanmışlıklar arttıkça bize yüklenen rollerin de sayısı artıyor. Ancak bu dayatılan roller kendi imgemiz olmuyor. Rollerimizi gerçekleştirirken, daha iyi olmak için örnek aldığımız veya birebir aynı tutum ve davranışları gösterdiğimiz kişiler de olabiliyor. Evet, iş hayatında da örnek aldığımız kişiler olmalı. Ancak rol modelimizle birebir aynı davranışları yapmak yerine, kendimizle özdeşleştirmemiz gerektiğine inanıyorum. Hepimiz farklı profesyonelleriz, hepimizin hikâyesi farklı. Hepimizi farklı kılan ise karakterlerimiz. İlham aldığım isimler oldu. Bende hepsinden birer parça var. TRT’de çalışmaya başladığımda; Kadriye Kansu Hanım ile çalışmaya başladım. Kendisine minnet borçluyum. Onun önerileri dâhilinde, çalıştığım alanda çok geniş bilgi sahibi oldum ve farklı iş süreçlerini tecrübe ettim. 

Ana haber sunucusu olarak hızlı akan gündemle birlikte, ana habere hazırlanmak ve canlı yayını yönetmek ciddi bir çaba gerektiriyor.  Bu yoğun tempo içinde iş ve özel yaşamınızı nasıl dengede tutuyorsunuz?

Aşırı özveriliyim. Eğer aklıma koyduğum işi yapmazsam, bu beni rahatsız ediyor ve daha çok kendimi yıpratıyorum. Üretmeden, düşünmeden bir dakika bile boş kalmayı sevmiyorum. Sürekli üretmem gerekli. Aslında bu özelliğimi annemden almışım. Annem de çok çalışkandı.  Mükemmeliyetçilik zaman kaybettiriyor, bir yandan da işleri daha iyi yapmanızı sağlıyor. Ben de sürekli gelişimime odaklanıyorum. Yaptığım işten keyif alıyorum. İnsanız ve sosyal bir varlığız.  Bu noktada, her bireyin kendine vakit ayırması gerekiyor çok önemli. Çok yoğun bir iş tempom var ancak ben farklılıklarla ruhumu besliyorum ve zamanımı etkin yönetmeye özen gösteriyorum. Örneğin; bazı toplantılarımı ofis dışında yapıyorum. Bana zaman kazandırdığı gibi, hem de farklılıkların enerjisiyle kendimi besliyorum. Evde güne biz hep pozitif bir şekilde gülerek güne başlarız.  Özel hayat ve iş hayatı, birbirinden bağımsız olduğu kadar birbirini etkiler. Eşimin desteğiyle de bu dengeyi iyi kurduğumu düşünüyorum.

Profesyonellerin özellikle yöneticilerin hobisi olması gerektiğine inanıyorum. Gitar çalıyor ve şarkı söylüyorsunuz. Sizin de hobileriniz arasında en önemlisinin “Müzik” olduğunu görüyorum. Sizin düşünceleriniz neler?

Müzikle tanışmam babama dayanıyor. Babam, hem çok müzik dinlerdi hem de mızıka çalardı. Müzik benim hobim, stres atma kaynağım, dostlarımla paylaşımım. Bende gitar çalıyorum, müzik kulağım var, taklit edebiliyorum. Gitara başlangıcımda şöyle oldu; 7-8 yaşlarında babaannemin yatağının altında, babamın İngiltere’den amcam için getirdiği gitarı buldum. O gitar ile müziğe ve gitara ilgi duymaya başladım. Müzik benim işim değil hobim. Müzik beni rahatlatıyor, sosyalleştiriyor. Çok stresli bir işim var ve bu kafamı dağıtma, rahatlama yöntemim. Profesyonellerin kendisine bir hobi edinmesi bu anlamda gerekli.

Son olarak,  başarılı bir profesyonel olarak, gençlere, sizi rol model alabileceklere, profesyonellere önerileriniz neler?

Bireyler kendisinin farkında olmalı. Güçlü olduğu ve gelişmesi gereken yanları çok iyi bilip, bu noktada güçlü yanlarını korurken, gelişmesi gereken yanlarının da üzerine odaklanmalı.  Bazen hataları kabullenmek gerekir. Kabullenmek gelişimin ilk adımıdır. Kabulünüzle birlikte gelişiminize yatırım yapmaya ve bu konuda çalışmaya başlıyorsunuz. Geçmişle bağları bazen koparmak gerekir. İş hayatında da geçmişe odaklanmak, günlük performansı etkiler. Bu yüzden dün ne olduğundan ziyade, bugün performansımı nasıl artırabilirim ve yarın daha iyi nasıl olabilirim sorularının cevaplarını bulmaya çalışmalı.

Ben hep kendimle yarıştım. Cem Öğretir olduğum için Anchorman oldum.

İletişim çok önemli. Ekibimize gelen stajyer aarkadaşların bir kısmı, ilk gün gelir ve benle tanışır. Staj boyunca, her an, onların yanında olur, sorularını cevaplar ve yönlendiririm. Son gün gelenler ise, ilk gün gelmedikleri için staj boyunca bu gelişim fırsatını kaçırırlar. Çünkü çekinmeyip, girişimci olsalardı, kendilerini etkin bir şekilde ifade etselerdi çok daha verimli bir staj geçirirlerdi.

Demem o ki; iletişim becerileri, girişkenlik, kendini tanımak ve ileriye odaklanmak çok önemli. İşini sevip, sürekli gelişime odaklanınca, gerisi zaten gelip, kişi iş hayatında ilerliyor.

Cem Bey' e keyifli sohbet için çok teşekkürler. Sohbetimizle pek çok profesyonele ilham olacağınızı düşünüyorum. 

Oğuzu'm ve Mira'm sizleri çok ama çok seviyorum. Herşey sizin için...

KARİYERİNİZ PARLASIN

Kurumsal ve bireysel danışmanlık talepleriniz için esra@cvcheckup.com e-posta adresinden iletişime geçebilirsiniz.

ESRA KEMER

Kariyer Gelişim ve İnsan Kaynakları Danışmanı

Linkedin : Esra Kemer

Instagram : esra__kemer

Facebook : Esra Kemer - CVCheckup