İnsanlar maddelere, alkole, yemeğe, kumara bağımlı olabildikleri gibi ilişkilerinde partnerlerine de bağımlı olabiliyorlar.

Bu kişilerin ilişki yaşama biçimlerinde görülen en temel özellikler şunlardır ; ilişkiyi hayatının merkezi haline getirerek, diğer yaşam alanları olan iş, okul, aile, hobilerden uzaklaşmak. İlişki acı verse ve içeriğinde ihmal, istismar, şiddet olsa bile ayrılamamak. Sağlıksız bir ilişkide olduğunu ya fark etmemek ya da fark etse bile içinden çıkamayıp, sürüklenip gitmek. Partnerinden ayrı olduğu saatlerde, günlerde takıntılı bir şekilde onu düşünmek ve aşırı ihtiyaç duymak.

İlişki bağımlılığı yaşayanlar aynen madde bağımlılarının maddesiz geçirdiği dönemlerde yaşadığı yoksunluk bulguları gibi, partnerlerinden ayrıldıklarında bu bulguları yaşayabiliyorlar. Bunu da "adeta çok önemli bir organımı kaybetmişim" diye tarif ediyorlar. Yoksunluk hisleri sonucu depresyona, kaygı bozukluğuna, öfke kontrol problemlerine yatkın hale gelip intiharı bile düşünebiliyorlar.

İlişki başlangıcında görece daha mesafeli olabilmelerine karşın ilerleyen zamanlarda yapışık bir biçimde ilişki yaşamaya karşı konulmaz bir istek duyuyorlar. Yani bağımlılığın derecesi giderek artıyor.

İlişki boyunca partneri için zaman, para, destek verme, bakımını üstlenme gibi konularda sınırsız fedakarlıklar yapıyorlar. Kendi sağlıklarını, işlerini, yaşamlarını yok etme pahasına. Ancak seçtikleri partnerler ise çoğunlukla kendini merkezde tutan narsist bireyler olduğu için bu çabaları karşılıksız kalıyor. Bir anlamda asimetrik bir ilişki kuruyorlar.

Partnerine bağımlılık geliştirmiş kişiler ona ulaşamadıklarında ya da ilgisiz kaldıklarında daha fazla takıntılı olup, daha çok ihtiyaç duymaya başlıyorlar.

İlişkide yaşanan büyük sorunları kamufle etme, gizleme eğiliminde oluyorlar. Hatta başka insanlara bunları belli etmemek için uzaklaşıp, yalnızlaşıyorlar.

İlişki bağımlılığı yaşayanlar yaşadıkları bu durumun adını ise "sevgi" koyuyorlar. Oysa bağımlılık ve gerçek sevgi asla yan yana yaşamazlar. Gerçek sevgi hem partneriyle birleşmeyi hem bağımsız bir birey olduğunu fark etmeyi içerir. Zarar gördüklerini anladıklarında ayrıla bilmeyi ya da partneri tarafından terk edildiğinde ayrılığı kabullenmeyi gerektirir. İlişki simetriktir. Bağımlılıkta olduğu gibi tüketici değil, zenginleştiricidir.

İlişki bağımlılığı yaşamak, psikoterapi gibi bir tedavi sürecini gerektirebilir. Bütün bağımlılıklarda olduğu gibi önce fark etmek, sonra kabul etmek ve yardım arayışına girmek önemlidir.