Mutluluğu şartlara bağladığımızda genellikle bir evimiz, yuvamız olsun, sevdiğimiz bir kişi olsun hayatımızda diyoruz… Bu hayaller gerçekleşmezse mutluluğun olmayacağına inanıyorsak belli bir yaşa gelince, karşılaştığımız kişinin “ruh eşimiz” olduğunu varsayıyoruz. Bu varsayım hayatımızın yönünü değiştiriyor ve işte beklediğim mutluluk dedirtebiliyor.

34 yaşında, güzel bir kadın hayal ettiği, mutlu yuvaya tam kavuşacakken bazı nedenlerle nişanlısından ayrılıyor ve tüm mutluluk hayalleri sona eriyor. Sorun tek oğlunu kaybetmek istemeyen annenin oğlundan kopmak istemeyişi. Oğlunun mutluluğunu isteyen, ancak yalnız kalmak istemeyen anne farkında olmadan evliliğe engel oluyor.

Bazen ilişkilerimizde engel biziz. Kendi kendimize engel olur muyuz hiç diyorsunuz, farkında olmadan yapıyoruz bunu. Bazen verdiğimiz tepkilerin sonuçları dönülmez noktaya getirebiliyor bizleri.

Mevlâna “Bazen diyorum ki ne olacak söyle gitsin, sonra diyorum ki söyleyince ne olacak sus bitsin” der. Sözlerimizin sevgi dili ile ağzımızdan çıkması öfke yaratmaz, sonuca götürür bizi. Zarif sözcükleri kullanmak, zarafet içinde konuşmayı denemek gerek. Suçlama, yargılama, yorum içermeyen, kendinizle ilgili deneyimi anlatan söz karşınızdakini üzmez, hatta istediğiniz şekilde davranmasına neden olur. Hep karşımızdakini suçlamak bizdeki sorunun büyüklüğünü gösterir. Sen dilinden ben diline geçişin yarattığı farklılıkları deneyimlediğinizde ilişkinizin renginin değiştiğini göreceksiniz.

İlişkinizde dişil enerji ve eril enerji konumlandırması iç içe geçtiyse, kadın eril enerjisini güçlendirip eşiyle güç savaşına girdiyse ilişkinin seyri değişir. Bu da kendimizin yarattığı bir engel değil mi? Yoksa sizin sevildiğinizi anlamanız ile karşınızdakinin sevgiyi ifade etmesi arasında bir fark mı var?

Beş sevgi dili içinde siz onay sözleri duymak isteyen mi, nitelikli beraberlik isteyen mi, hizmet davranışları bekleyen mi, armağan almayı tercih eden mi, dokunsal bir yapıda olmanız nedeniyle fiziksel temasa önem veren misiniz? Ya eşiniz? O biliyor mu tercihinizi? Sık sık çiçek gönderen eşinize beni hiç sevmiyorsun bir kere bana iltifat etmedin diyebilirsiniz. Çünkü siz sevgi dilinin onay sözleri ile olacağını kabul ediyorsunuz. O halde birbirinizin sevgi dilini bilmek için konuşmaya, onu anlamaya, kendinizi anlatmaya ne dersiniz?

İlişkilerde mutluluk elimizde, önemli olan bunu bilmek, bunun farkında olmak. Günlük yaşam rutin devam ederken ilişkiyi de bu rutinde düşünmeyelim. Bir çiçeği yaşatmak için yaptıklarımızı neden ilişkimize yapmıyoruz?