PazarRSS
15.07.2012 - 02:30

Imoca 60 ile Atlantik, Akdeniz ve Ege…

Sitene Ekle
Meriç Köyatası Seyir defterimerickoyatasi@hotmail.com Tüm Yazıları »

Imoca 60 sınıfı tekneler, okyanus yarışları için özel olarak üretilmiş yelkenlilerdir. Bu tekneler ile dünyanın en zor denizlerinde güney okyanusunda hiç mola vermeden dünya turu yarışları yapılır. Çok hafif olan Imoca 60’da yelken yaparken, 40 knot dolayında hızlara ulaşır, adeta uçtuğunuzu hissedersiniz. Geçtiğimiz yıl İstanbul’a gelen Imoca 60 sınıfı teknelerinden Hugo Boss’ta kısa bir seyre çıkmış, bu teknelerin performansına hayran kalmış, “Bu kullandığımız yelkenli tekne ise bugüne kadar bizim kullandığımız ne” diye sormuştum.
Şimdi World Sailing Academy’nin organizasyonuyla Imoca 60 sınıfı bir tekne ile New York’tan yola çıkıp Atlantik Okyanusunu geçmek, Cebelitarık’tan girip tüm Akdeniz’i dolaşmak ve Güney kıyılarımızdan İstanbul’a kadar yelken basmak mümkün.
World Sailing Academy’nin kurcusu Umut Elber’den aldığım bilgilere göre, heyecan verici seyahatin detayları şöyle:
Ağustos ayı başında New York’tan yola çıkılacak. İlk etap Azorlar. Sonra sırasıyla Portekiz, İspanya, Fransa, İtalya, Hırvatistan ve Yunanistan’da, Ege adaları, Göcek, Marmaris, Bodrum, Didim, Çeşme, Bozcaada’ya uğranacak ve yolculuk İstanbul’da son bulacak. Bu rota üzerinde belli başlı marinalarda yelken kulüpleri ve yelkencilerle buluşma etkinlikleri ve kokteyller düzenlenecek. Tekneyi dünya çevresinde
300 bin deniz mili apmış dünyanın en iyi Imoca kaptanlarından biri kullanacak.

Dünyanın en güvenli, en hızlı yelkenli tekneleri IMOCA 60 ile etaplar halinde New York’tan İstanbul’a kadar seyir yapmak ve ileri seviyede yelken eğitimi almak mümkün. World Sailing Academy’den Umut Elber, dünyada ilk kez böyle bir organizasyon yapıldığını söylüyor


Hız canavarı
Bu tekneler adeta bir hız canavarı. 38 knot sürat görmüş… Mesela benim daha önce denediğim Imoca 60 sınıfı Hugo Boss, okyanus geçişinde ortalama 21 mili süratle dünya rekorunun elinde bulunduruyor.
Bu hızda bir tekneyi kullanmak, dümen tutmak ve abramak çok ciddi bir performans ve kondisyon gerektiriyor. Ben geçtiğimiz yıl Alex Thomson’un kaptanlığındaki Hugo Boss’u kullandığımda yazdığım izlenimlerimi özetleyerek aktarıyorum:


“Değeri 3 milyon avro… Boyu 18 metre… Ağırlığı 8 ton. Bu 8 ton ağırlığın yarısı salma… Tekne karbon kewler malzemeden yapıldığı için çok hafif ama çelikten daha sağlam. Teknenin değeri 3 milyon avro ama içinde hiçbir konfor yok. Kamara yok, yatak yok, mutfak yok, ocak yok, duş yok, tuvalet yok. Küçük bir buzdolabı bulunuyor ve hazır malzemeler yeniliyor. Ağırlık olmasın diye içme suyu deposu bile yok. Deniz suyu arıtılıp içiliyor. Ekip hamakta uyuyor. Teknenin hafifliği, güvenliği ve yelken donanımı için her türlü fedakarlık yapılmış.


Tekneye geldiğimizde rüzgar saatte 4 deniz mili hızında esiyordu. Bu rüzgarda yelken yapılmaz; ya rüzgar çıkmasını beklersiniz, yarışta değil de seyirde iseniz de makine çalıştırıp gidersiniz. Alex ve ziyaretçi ekipten bir arkadaş birlikte genoa yelkenin (ön yelken) vincine geçtiler, ben de dümene… Yelkenlerin trimini (rüzgara göre ayarını) yaptık. 4 deniz millik o yok gibi esen rüzgara rağmen tekne, startı bekleyen bir yarış atı gibi Marmara’nın sularında fırladı. Çok kısa sürede 4 mil rüzgara karşın 8 mil gibi bir seyir hızını yakaladık. Öğle saatlerinde rüzgarın hızı 6 ile 8 deniz miline kadar yükseldi. Yine yetersizdi ama bu kez hızımız 10-11 deniz miline ulaştı. Tekne 20-25 millik bir rüzgarda 30 deniz mili seyir süratini yakalıyor. Bu, çok yüksek motor gücüne sahip motor yatların elde edebildiği sürat.”


Her etap için farklı bedel
New York İstanbul seyahatini organize eden Umut Elber, isteyenlerin bu seyahatin tamamına, isteyenlerin de belli etaplarına katılabileceğini söylüyor. Örneğin New York’tan Azor’a kadar okyanus geçişi için 5000 avro, Azorlar Libzon için 3000 avro ödenmesi gerekiyor. Onun dışındaki etaplar uzunluğuna göre 500 ile 1200 avro arasında değişiyor. Örneğin Marmaris Bodrum arası kişi başına ödenmesi gereken tutar 600, Bozcaada İstanbul için 1200 avro… Bu seyahat sırasında dünyanın en iyi Imoca kaptanlarından birinden açık denizde çok sıkı bir eğitim alıyorsunuz. Bu eğitimleri şöyle tanımlayabiliriz: Shorthanded seyir ve yarış taktikleri, denizde beslenme, açık denizde uyku düzeni, okyanus geçişlerinde psikolojik faktörler, meteoroloji analizleri ve teknikleri, denizde güvenlik, shorthanded yelken seçimi, tıbbi acil durum prosedürleri, navigasyon, denizde haberleşme teknikleri…


Shorthanded’ın anlamı şudur: Denizde bir elini kendin için (güvenlik ve tutunma), diğer elini de teknenin idaresi için kullanacaksın. Bu deyimi, tek başına ve tek elle yapılacak yelken teknikleri olarak anlamak gerekir.


World Sailing Academy’den Umut Elber’inin verdiği bilgiye göre, dünyanın en emniyetli ve en hızlı yelkenlilerinden Imoca gibi bir yelkenli teknede dünyada ilk defa bu tarzda bir gezi yapılacak. İlgilenen
ve kendilerini geliştirmek isteyen denizciler worldsailingacademy@gmail.com ve www.worldsailingacademy.com.tr adreslerinden kayıt yaptırabilirler. 

KAPTANIN MUTFAĞINDAN

Teknede ekmek

Teknede ekmek pişirmek, karaya bağımlılığı azaltan faktörlerden biridir.
Dilediğiniz undan, dilediğiniz karışımla zevkinize göre ekmek yapmak mümkün. Ben çok tahıllı ya da çavdarlı unları tercih ediyorum. Marketlerde bir kiloluk paketlerde satılıyor. Yedi tahıllı karışık unun içinde, buğday unu, çavdar unu, tam buğday unu, yulaf unu, mısır unu, soya unu, ay çekirdeği içi, susam, keten ve haşhaş tohumu, tuz, C vitamini (askorbik asit) ve fungal alfa amilaz enzimi (hacmini artıran, bayatlamasını geciktiren bir enzim)  bulunuyor.


Yarım kilo undan iki kişi için en az iki günlük ekmek çıkabiliyor. Yapılışı şöyle: Yarım paket un (yarım kilo) 1.5 su bardağı (280 ml) su ve 1 paket (10 gram) instant kuru hamur mayası… Ekmek unu, maya ve su bir kaba boşaltılır. Elle 10 dakika kadar kulak memesi kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Elde edilen hamur hafif nemli bir bezle örtülerek sıcak bir yerde 20 dakika kadar bekletilir. Kabaran hamur, şekil verilerek altı unlanmış bir tepsiye, veya zemini unlanmış kek pişirme kabına konur. Üstü hafif nemli bir bezle kapatılarak, sıcak bir yerde 50 dakika kadar daha bekletilir. Hamur iki katı büyüklüğe kadar kabarır. Kabaran hamurun üzeri bir fırça ile ıslatılır, üzerine çörek otu serpilir, önceden ısıtılmış fırında 200-220 derecede 40 dakika kadar pişirilir. Eğer ekmeklere küçük şekil verecekseniz, 20 dakikalık pişirme süresi yeterlidir. Bu karışımı yoğururken ince kıyılmış dereotunu hamura katarsanız, otlu ve çok lezzetli bir ekmek pişirmiş olursunuz. Zaman zaman da çekirdekleri ayıklanmış zeytinli ekmek, kırık ceviz parçaları, kırık badem, kırık fındık, kırık Antep fıstığı gibi ilavelerle ekmeğinizin lezzetini çeşitlendirebilirsiniz.

 

©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.