'Bizimki çok sinirli, istediği olmadığı zaman ortalığı yıkıyor, ağzımızdan olumsuz kelime çıkarsa yer yerinden oynuyor.. Sinirlendiği zaman kendine zarar veriyor. Oyuncaklarını fırlatıyor, ağlamaktan morarıyor...'. Çok tanıdık değil mi? 

Öncelikle bilmenizi istediğim bir şey var bunu yaşayan tek siz değilsiniz. Her ebeveyn kısa bir dönem bile olsa bu sorunlarla baş başa kalıyor. Önemli olan bu süreçle başa çıkabilmek. Uzman kişisi ile evli olmanın avantajlarını çocuk büyütürken çok fazla yaşadım. Ben şanslıydım belki evet ama aynı zamanda bende sizler gibi bir anneyim. Her an profesyonel olmak takdir edersiniz ki imkansız. Sonuçta çocuk yetiştiriyorum. Ali Mirza benim evladım ve kendimi durdurmakta zorlandığım bir sürü duyguyu sizler gibi yaşıyorum.

Çok küçükken yaşadığımız bu krizleri kısa sürede ortadan kaldırdık ve hala aynı yolda ilerliyoruz. Nasıl mı? Şöyle ki; Çocuğun aklını reddedemiyeceği farklı bir şey ile çelmek. İstediği şey olmayan o masum bebek bir anda çılgına döner. Ama siz bu durumu çocuğa hissettirmeden farklı bir şey ile çok kolay atlatabilirsiniz. Yeri gelir çok sevdiği bir oyuncak olur.. Yeri gelir krizin büyüklüğüne göre reddedemeyeceği bir yiyecek olur. Asla ama asla 27 aydır neredeyse hiç bir konuda inatlaşmadım. Sesimi yükseltmedim. Çünkü bu karşınızdaki çocuğu daha fazla hırçınlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Hangimiz istediğimiz bir şey olmadığı zaman 'Ay ne güzel bugün de istediğim olmadı yaşasın!' diye seviniyoruz? Kaldı ki bununla baş etmesini beklediğiniz kişi bir bebek/çocuk. Verdiği tepkiler aslında çok normal. Ama ebeveyn olarak sabrınız yoksa bu noktada yenik düşen siz olursunuz.

Tüm sabrınızı toplayıp en sakin haliniz ile bu krizi atlatmak için elinizin altında sürekli bir şeyler bulundurun. İlerleyen dönemde çocuk zaten anlayışlı bir hal alacak ve bu gibi durumları yaşamamaya başlayacaksınız. Bu işten sıyrılmanın en kilit noktalarından biri o anda kullandığınız ses tonunuz. Mümkün olduğunca sakin bir şekilde; 'Sana bir sürprizim var. Kırmızı arabanı özledin mi?' gibi bir teklif sunun ve kötü zamanlarda kullanmak için rafa kaldırdığınız arabayı çıkartıp önüne koyun. Kriz ne kadar büyük olursa olsun özlediği bir oyuncağa, zor durumlarda kaldığınızda verdiğiniz bir yiyeceğe hiç bir çocuk kolay kolay hayır demez. Çocuk o anda yaptığınız hamle ile biraz olsun sakinleşecektir. Bu süreçte oyuncağı verip ayrılmayın. Birlikte eğlenceli bir şekilde oynayın ve az önce yaşanan krizi aklını dağıtarak unutmasını sağlayın. 

Gözlemlediğim kadarı ile inatlaşarak büyütülen çocuklar ilerleyen dönemde malesef davranış problemleri ile baş başa kalıyorlar. Çocuk cam bir bardakla oynamak istiyor ve o anda kriz başlamış. Her ebeveynin çocuk büyütmesi kendine özel tabiki ama Allah aşkına soruyorum o anda çocuğa 'Hayır, alamazsın, kırılır ellerin kesilir, sen beni anlamıyor musun?' gibi sert ve olumsuz ifadelerle yaklaşmak mı mantıklı yoksa 'Gel bu bardağı bırakalım veeee en sevdiğin bisküviden beraber yiyelim!' demek mi? O anda birde sevdiği kitabı önüne koyup birlikte bakarsanız işte başardınız diyebiliriz.

Ben bunların hepsini dediğiniz gibi yapıyorum ama olmuyor gibi geri dönüşlerle karşılaşacağımdan zerre kadar şüphem yok. O noktada şunu söyleyebilirim 'Ben bunların hepsini 27 aydır her an yapıyorum. Yani başından beri bu şekilde davranıyorum. Asla sesimi yükseltmiyorum. Çocuğun ayarlarını hiç bozmadım ve belki bu şekilde alıştığı için bu yol bize olumlu geri dönüşler sağladı.' Peki hayat çocuğumun önüne her zaman bir seçenek sunacak mı? Tabiki hayır. Ama bu şekilde ilerlediğiniz zaman zaten gün geçtikçe krizleriniz azalacak, ne istediğini ve ne zaman ağlaması gerektiğini bilen bir çocuğunuz olacak. En azından ben denedim ve öyle oldu diyebiliyorum. Bence denemeye değer...

Son olarak bir uzman olmadığım içinde istediklerini ağlayarak yaptırmaya çalışan ve bunu öğrenmiş bir çocuğun nasıl doğru yola çekilecebileceği konusunda bir fikrim malesef yok. Bu sebepten ötürü verdiğim fikirler çocuk düşünen, hamile veya bebeği henüz çok küçük olanlara daha faydalı olacaktır.

Sevgiyle kalın...