Yazarlar
29.01.2010 - 23:19

Irzına geçilmek istenen ‘Yuvarlakçay’ nihayet Meclis kürsüsünde

Sitene Ekle
Şeytanın gör dediği  |  Çetin Altan c.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Cihangir’de, Kızkulesi’yle Boğaz’ın girişine ve Asya Kıtası’ndaki İstanbul’a da bakan pencerenin hemen dibinde, sokağa doğru eğilimli alçak bir damın kiremitleri var.
*  *  *
Kiremitlerin üstüne ekmek fırdaları atıldığında, önce ürkek bir kumru yaklaşıyor, derken uçarak gelen bir yığın kumru.
Ve de efendim, kocaman kanatlı martılar da sürüsepet gelince, aman vermiyorlar masum bakışlı ufarak kumrulara; onlar da çekilip gidiyorlar.
*  *  *
Pencere dibindeki alçak damın, sokağa doğru eğilimli kiremitleri iyice sakinleşince, minicik bir serçe de geliyor:
- Belki bana da bir şeycikler kalmıştır, diye...
*  *  *
Yahya Kemal’in dediği gibi “Bir hayale dalınır zevk alınır...”; bendenizin de zevk aldığım yer çekimsiz hayallerin başında, salt kadınlarla kızlardan oluşan bir “yasama”, bir “uygulama”, bir “yargı” organı geliyor.
*  *  *
Bir “devlet” düşünün ki, kuvvetler ayrılığı ilkesine göre, 3 ayrı organı da salt kadınlarla kızlardan oluşmuş.
*  *  *
Ola ki böyle bir hayale dalmamın nedenleri, sadece gazete manşetleriyle, TV ekranlarında bombalı, bazukalı askeri cunta haberleri görmek değil; bir türlü “gelişmiş” olamayan, bir “siyasal kavgalar ülkesinde” milyonlarca kadınla kız ve çocuk, o kadar çaresiz ve boynu bükük ki...
Tıpkı bizim pencere dibindeki kiremitler üstünde dolaşan minicik serçe gibi...
*  *  *
Yeryüzünde denizle buluşan 7 gölden biri olan “Köyceğiz Gölü” ile 2 bin 300 yıl önce Kaunos uygarlığının Başkenti olan Köyceğiz’i de çerçeveleyen Sandras dağları yamaçlarında Beyobası beldesindeki “Yuvarlakçay”a canla başla sahip çıkan o kadıncağızları; NTV ekranlarına sevgili Mirgün de taşıdı...
*  *  *
Yeni bir hidroelektrik santrali için baraj kurma iddiasıyla, “Yuvarlakçay”ın yatağındaki anıtsal çınarları, çamları, günlük ağaçlarını kesmeye kalkan doğa cellatları ve kesimi sürdürülmek istenen ağaçlara kendilerini siper eden kadınlar...
*  *  *
“Yuvarlakçay” yatağı çevresinde 15 yıl boyunca incelemeler yapmış olan ABD’li botanik uzmanları; dünyanın hiç bir yerinde bulunmayan değişik 16 bitki türüne, sadece oralarda rastladıklarını belgeselleştirmişler; susamuru gibi başka yerlerde bulunmayan canlılar da cabası...
*  *  *
İztuzu plajlarını ve okyanusları aşarak oralara yumurtlamaya gelen “karetta”ları; bir dizi beton otele kurban edilmekten kurtaran 87 yaşındaki Kaptan June da, o yaşta “Yuvarlakçay” yatağındaki 4 yüz yıllık çınarlara kalkan olmaya gitmişti.
*  *  *
“Yuvarlakçay”ı kurtarma seferberliğindeki imza kampanyaları, İsveç’te de devam ediyor, ABD’de de...
Ve Köyceğizliler de, Dalyanlılar da, Ortacalılar da, Fethiyeliler de”Yuvarlakçay”da kurdukları kamplarda geçirdiler yılbaşını.
*  *  *
Bizim pencere dibindeki kırmızı kiremitli dama atılan ekmek fırdalarını, kocaman kanatlarını açarak kapmaya gelen martılar...
*  *  *
Muğla milletvekili M. Nil Hıdır, bir hayli olumlu konuşmuştu Fethiye’de yaptığı açıklamalarda...
Meclis kürsüsünden ise, “Yuvarlakçay”a sahip çıkan köylülerin, siyasal bir kışkırtma sonucu, adeta “Devlet”e baş kaldırmaya özendiğini söyledi.
*  *  *
“Yuvarlakçay”a sahip çıkmak, aynı zamanda evrensel bir dikkati de üstüne çeken bir çevre sorunu...
Poyrazköy’de bulunan bombalar, lav silahlarıyla askeri bir cuntanın darbe hazırlıkları değil.
*  *  *
Muğla milletvekili Prof. Dr. Gürol Ergin ise, Meclis kürsüsünden o kadar kaliteli, bilimsel ve üst düzey bir konuşma yaptı ki “Yuvarlakçay” için...
*  *  *
Kadınlardan ibaret bir “yasama” meclisine girmiş Köyceğizli bir kadın da; herhalde imrenmekten vazgeçmezdi, Prof. Dr. Gürol Ergin’in “Yuvarlakçay” hakkında Meclis kürsüsünden yaptığı bir konuşmaya ve siyasetin, “halka rağmen, halk için” faşizmine kaydırılmaması gerektiğini düşünürdü.
*  *  *
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu da, Meclis kürsüsünden sahip çıktı “Yuvarlakçay”a...
*  *  *
Şayet Başbakan Tayyip Bey, fırsat bulur da; internette “Yuvarlakçay” ile ilgili olay ve imza kampanyalarıyla, Meclis kürsüsünden yapılmış konuşmaları şöyle bir gözden geçirirse...
*  *  *
Hani umut ederiz ki belki...
*  *  *
Doğa’daki gizemli kuyumculuğun özel bir zümrüdü “Yuvarlakçay”...
Orayı görüp de, o canım çınarları yok etmeye kalkmak...
Jack London, Pierre Louys, John Steinbeck, Apollinaire gibi dünya klasiklerini yasak etmeye benzeyen, lamsız cimsiz bir barbarizm.
*  *  *
Çaylar, dereler, ırmaklar üstüne az değildir eğlenceli fıkralar da.
Bir karınca, su içmeye inmiş dere kıyısına; kendisinin sudaki yansımasını görünce de:
- Aa, demiş; suda yıkanan bir karınca... Doğrusu çok garip, üstelik hava da serince...
*  *  *
Bir kaç gün sonra yine aynı karınca, su içmek için dere kıyısına inince, tekrar görmüş kendisinin yansımasını:
- Olacak şey değil, demiş; hala yıkanıp duruyor suda bu karınca ve bağırmaya başlamış sudaki karıncaya:
“- Hey beni duyuyor musun; bir an önce çık oradan, yoksa aç biilaç boğulup öleceksin. Bir derenin içinde yaşayamaz bir karınca, aptallık etme. Hemen çık dereden.
*  *  *
Ve de bir yanıt gelmiş suda görünen karıncadan:
- Sen kendi işine bak sersem; ya ben balık yemeyi daha çok seviyorsam?
*  *  *
Anlaşılan, bazen bir dereye vuran gölge de, kendince bazı tuhaf heveslere kapılıyor orada...
*  *  *
Kırmızı kiremitli damdan çoktan uçup gitti serçecik de...

Yaşam Manşetler

    82. Oscar Ödül Töreninde En İyi Film ödülünü hangisi almıştır?
    Astroloji
    Çift durumlar varBugün ne yapılabilir ? Bugün pek çok konuda net bir karar vermekte zorlanabiliriz.
    ©Copyright 2010 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.