SiyasetRSS
23.10.2012 - 02:30

İşkence haberleriyle geçen yıllar...

SIRRI SÜREYYA’NIN İŞKENCECİSİ

Sitene Ekle

Sırrı Süreyya Önder’in ‘işkencecisi’yle ilişkisini izlerken kendi gazetecilik yıllarımı düşündüm. Meslek hayatımdan hiç eksik olmadı işkence haberleri. Bu yakınlarda ‘işkenceciliği’ tescilli bir polis terfi ettirilerek İstanbul’da önemli bir göreve tayin edildi. Ben de eleştirdim. Ama hakkımda mahkeme kapısı aralandı. Bayramdan sonra savcılığa gidip ifade vereceğim.

 

Benim meslek yıllarım boyunca işkence haberleri hiç bitmedi.
Muhabirliğe ilk adımlarımı atarken ne çok işkence haberi yazmıştım.
1971 yılıydı.
12 Mart darbesi.
Bir ara Ankara’da Yeni Ortam dergisine çalışmıştım. Mamak Askeri Cezaevi’nde yaşanan işkence olaylarını avukatlardan öğrenip haberleştirirdim.
Sonra 12 Eylül oldu 1980’de.
Cumhuriyet’in Ankara temsilcisiydim.
Mamak yine işkencehaneydi.
Kasım ayında bir gün kara haber geldi. Yasak kitap bulundurdukları gerekçesiyle gözaltına alınan Sol Yayınları’nın sahip ve yöneticileri Muzaffer ve İlhan Erdost kardeşler Mamak’ta askerler tarafından sopalarla dövülmüş, İlhan Erdost ölmüştü.
Akşam Uğur Mumcu’yla evlerine gitmiştik. Kardeşini gözünün önünde kaybetmiş olan Muzaffer Erdost’un her tarafı yara bere içindeydi.
İlk defa ondan duymuştuk Raci Tetik adını, Mamak Askeri Cezaevi’nin albay rütbeli komutanını.
Ve ertesi gün bir tek Cumhuriyet gazetesinde çıkabilmişti İlhan Erdost’un ölüm haberi...
Mamak’ın, 12 Eylül’de nasıl bir zulüm yeri olduğu o dönemde çok fazla sergilenebilmiş değildi. Basın olarak görevimizi yapamamıştık.
Bunun gibi, askeri yönetimin Diyarbakır Askeri Cezaevi’ni de yazamamıştık 12 Eylül’de.
Ancak yıllar geçtikten sonra, örneğin rahmetli Felat Cemiloğlu’na nasıl dışkı yedirildiğinin korkunç hikâyesini Kürtler kitabımın önsözüne koymuştum, Felat Bey’in sözüyle:
“Genç olsam dağa çıkardım.”
İlhan Erdost’un işkenceden ölüm haberini aldığımızda Mamak’ın bir hapishane değil, işkencehane olduğunu henüz tam olarak bilmiyorduk.
Sırrı Süreyya Önder’in de 12 Eylül’de Mamak’tan, Raci Tetik’in işkence tezgâhından geçtiğini de kamuoyu daha yeni öğrendi.
Sırrı Süreyya, Meclis ‘Darbe Komisyonu’nda İstanbul milletvekili olarak ‘işkencecisi’ Raci Tetik’le yüz yüze geldi.
Dün Radikal’de duygu ve düşüncelerini anlatırken şu satırlarının altını çizdim:
“Belki içinde bir canlının asla sokulamayacağından dolayı tabutluk adı verilen hücreler için, ya da yakınlarımızın gözü önünde bize, bizim gözümüzün önünde yakınlarımıza yaptığı işkenceler için bir kez ‘üzgünüm’ deseydi, bu haliyle insanlığın gani vicdanına havale edebilirdim.
Onun komutanlığı sırasında Mamak Zindanı’ından 31 bin kişi gelip geçmiş, sadece 3-4 bin kişi ceza almıştı.
Bunların çoğu sağlığını, umutlarını, gençliklerini kurban etmişlerdi. Bütün bunlardan bir üzüntü yaşayıp yaşamadığını sordum. ‘Asla’ dedi.”
Asla diyebiliyor.
Ne korkunç değil mi?..
Evet, gazetecilik hayatımdan hiç eksik olmadı işkence haberleri.
Yıllar böyle geçti.
İşkence, insanlığa karşı suç.
Ama ondan kurtulamadık.
Daha çok olmadı.
İşkenceciliği tescilli bir polis terfi ettirilerek İstanbul’da önemli bir göreve tayin edildi.
İşkence görenlerin tüm açıklamalarına rağmen böyle bir kararın altına imza atabildi Ak Parti iktidarı...
Ben de eleştirdim.
Ve hakkımda mahkeme kapısı aralandı. Bayramdan sonra savcılığa gidip ifade vereceğim.
İşte böyle.


Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.