31.10.2008 02:31 | Son Güncelleme:
Güven Özalp

İşkencede artış endişe verici

AB Komisyonu'nun İlerleme Raporu'nun taslağında, 'Kapsamlı bir dizi koruma önlemi mevcut olmasına rağmen, işkence ve kötü muameleye yönelik çabalar sınırlı kaldı' denilirken bu alanda şikâyetlerinin arttığına dikkat çekildi

İşkencede artış endişe verici

AB Komisyonu'nun 5 Kasım'da yayımlayacağı İlerleme Raporu'nun taslağı, insan hakları alanında gerçekleştirilen yasal düzenlemelere karşın, uygulamada istenilen düzeyin yakalanamadığını ortaya koyuyor. Uygulamanın genelde etkisiz kalması ise mevcut sorunların devamı ya da kötüleşmesi sonucunu doğuruyor.
Bunun en belirgin örneklerinden birini işkence ve kötü muamele alanı oluşturuyor. Bu alandaki şikayetlerin son dönemde artması AB'yi endişelendiriyor. Taslak belgede yer alan, "Kapsamlı bir dizi koruma önlemi mevcut olmasına rağmen işkence ve kötü muameleyi önlemeye yönelik çabalar sınırlı kaldı" yorumu, hükümetin bu konuda adımlarını yoğunlaştırması gereğini ortaya koyar nitelikte.
Tutukluların haklarının kapsamlı bir dizi önlemle korunma altına aldığının ve ilgili kanun hükümlerine uyumu sağlama amaçlı çabaların sürdüğüne dikkat çekilen belgede, İçişleri Bakanlığı'nın, vatandaşların işkence alanındaki şikayetlerini değerlendirecek bağımsız bir ulusal mekanizma oluşturma çabasına atıfta bulunuluyor. Bu tür adımlara karşın, AB'nin son dönemdeki gelişmeleri de dikkate alarak yaptığı değerlendirmede ise olumsuz.

Şikâyetler arttı
Özellikle resmi gözaltı mekanları dışında, tutuklama aşamasında ya da gözaltı kaydı tutulmayan açık alandaki olaylarla ilgili olarak sivil toplum örgütlerine yapılan kötü muamele şikayetlerinde artış olduğu vurgulanan taslak raporda, "Dahası, gözaltında ya da cezaevindeyken mevcut yasal düzenlemelerin kötü muamele ve işkence olayını engelleme ya da durdurma konusunda başarısız kaldığı durumlar var. Bu gelişmeler bir endişe kaynağıdır" denildi.
Belgede, polisin yetkileri konusunda 2007'de devreye giren ve "direnişle karşılaşılmadığı sürece güç kullanmama" temeline dayanan düzenlemenin uygulaması da AB'yi tatmin etmemiş durumda:
"Sıradan kimlik kontrolleri uygulanmasının bile kötü muamele olaylarıyla sonuçlandığı yönünde endişeler var. İnsan hakları ihlallerinin önlenmesi için, değiştirilen kuralların sıkı bir şekilde uygulandığının Türk makamları tarafından denetlenmesine ihtiyaç var."

Sorumlular ceza almıyor
AB'nin dikkat çektiği bir başka unsur da kötü muamelede bulunan güvenlik birimlerinin cezasız bırakılması. Bu çerçevede Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, Engin Çeber'in işkenceden ölmesi nedeniyle özür dilediğine vurgu yapıldı. Raporda, olayın ardından cezaevi personeline yönelik acil önlemler alındığı vurgulanmakla birlikte, "İnsan hakları ihlallerinin cezasız bırakılması bir endişe nedeni.
Güvenlik birimlerinin karıştığı insan hakları ihlalleriyle ilgili tam, tarafsız ve bağımsız soruşturma eksiği var" denildi.

Alevi sorununda ilerleme yok 
Belgede, hükümetin Alevilerin sorunlarının giderilmesine yönelik bir inisiyatif açıkladığını, bu bağlamda bir belediye meclisinin bir cemevini ibadet yeri olarak tanımladığı, ancak bunun devamının gelmediği belirtilerek, "Aleviler özellikle eğitim ve ibadet mekanları alanında öteden beri karşı karşıya oldukları sorunları yaşamayı sürdürüyorlar.
Bu durum, Alevi konularında Başbakan'a danışmanlık yapan Alevi bir AKP milletvekilini istifaya götürdü" ifadeleri kullanıldı.
Raporda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 2007'de zorunlu din dersiyle ilgili aldığı kararın uygulanması da talep edildi.

 

Misyonerlik tehdit olarak algılanıyor Çeşitli illerde gayrimüslim din adamlarına ve ibadethanelere yönelik saldırılar olduğunun hatırlatıldığı taslakta, misyonerlerin, ülkenin bütünlüğü ve İslam'a yönelik bir tehdit olarak algılandığı ifade ediliyor.
Ruhban sınıfı eğitimine yönelik kısıtlamalar, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmaması, Fener Rum Patriği'nin ekümenik sıfatını kullanmasına izin verilmemesi, Türkiye'de görev yapmak isteyen yabancı rahiplere çalışma izni verilmesindeki zorluklar bu alanda yaşanan diğer sorunlar olarak sıralanıyor.
Vakıflar Yasası'nın kabulü olumlu bir adım olarak değerlendirilirken, uygulamaya bakılacağı mesajı veriliyor.

 

Kürtçe öğrenme imkânı verilmiyor
Raporda, Kürtçe yayın konusunda ilerleme sağlansa da Türkçe dışındaki dillerde yapılan yayınlar için yürürlükte olan kısıtlamaların ağır, bu yayınları ticari açıdan yaşayamaz hale sokan nitelikte olduğu tespiti yapıldı.
Anadili Türkçe olmayan çocukların kendi dillerini devlet okul sisteminde öğrenemeyeceği, sadece özel eğitim kurumları aracılığıyla mümkün olabileceği belirtildi.
Kürtçe kurslarının hepsinin kapandığını vurgulayan AB, "Şu aşamada ne devlet, ne de özel okul sisteminde Kürtçe öğrenme imkânı yok" mesajı verdi. Sulukule'deki yerleşim birimlerinin yıkılmasına da yer verilen belgede, sıklıkla ayrımcılığa maruz kalan Romanların durumunda bir gelişme olmadığı vurgulandı.

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0