15.04.2016 02:30 | Son Güncelleme:
İSTANBUL Milliyet 

İslam ülkelerine radikal öneriler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam Interpolü denilebilecek İstanbul merkezli Polis İşbirliği ve Koordinasyon Merkezi, ortak Kızılay teşkilatı ve İslam ülkeleri arasında bir tahkim sisteminin hayata geçirilmesini istedi. Erdoğan ayrıca İstanbul’da düzenli aralıklarla toplanacak bir kadın konferansı oluşturulmasını önerdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam ülkeleri arasında, kolluk gücü, yardım ve tahkim gibi konularda işbirliğini artıracak yeni örgütlerin oluşmasını teklif etti, “Aramızdaki işbirliği mekanizmalarını çeşitlendirmeliyiz” dedi. İslam ülkelerinin sorunlarını kendilerinin çözmesi gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı, başkalarının bu sorunlara petrol için müdahil olduğunu dile getirdi.

Mısır’a teşekkür

Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı(İİT) 13. İslam Zirvesi, dün İstanbul Kongre Merkezi’nde başladı. 

‘İslam Zirvesi Dönem Başkanı’ sıfatıyla İslam ülkelerinin liderlerine seslenen Erdoğan, sözlerine “12. İslam Zirvesi Dönem Başkanı Mısır’a dönem başkanlığında gerçekleştirdiği çabalar ve faaliyetler için teşekkür ediyorum” diyerek başladı.
Erdoğan, şöyle devam etti: 

“Zirve toplantımızın temasını oluşturan ‘adalet’ ve ‘barış’ kavramlarının içini doldurmakta, bunları müşahhas hale getirmekte acele etmeliyiz. Çünkü dünyanın dört bir yanından mağdurların, mazlumların çığlıkları yükseliyor. Maktullerin yürek parçalayan görüntüleri geliyor. Maalesef bu çığlıkların ve görüntülerin kahir ekseriyeti Müslümanlara aittir. İslam dünyasının şu an yüzünü İstanbul’a, bu zirveye dönerek buradan çıkacak güzel haberlere kulak verdiğine inanıyorum.” 

‘Mezhepçilik fitne’

Müslümanların üstesinden gelmesi gereken sorunların başında mezhepçilik ve ırkçılık fitnesinin geldiğini söyleyen Erdoğan, “Her zaman ifade ettiğim gibi benim dinim Sünnilik de değildir Şiilik de değildir, benim dinim İslam’dır. Ben tıpkı 1 milyar 700 milyon kardeşim gibi sadece ve sadece bir Müslümanım. Diğer tüm farklılıklar bu inancımın, bu sıfatımın gerisindedir. Sözüm ona İslam adına, Müslümanlık adına her gün mazlumlara saldıran, onların canlarına kasteden, mallarını yağmalayan terör örgütleri asla bu mukaddes dinin temsilcisi olamaz. Çünkü bizim dinimiz barış dinidir” dedi.

“Bizler Müslüman olarak, İslam ülkeleri olarak ne kadar birbirimize düşersek, umudunu bizlere bağlamış olan masumlar o kadar çok sıkıntıya maruz kalacaklardır” diyen Cumhurbaşkanı şöyle devam etti: “Bölücü değil birleştirici olmalıyız. İhtilafları değil ittifakları, husumeti değil muhabbeti güçlendirmeliyiz. Çünkü yaşanan çatışmalardan, çekişmelerden, düşmanlıklardan zarar gören sadece Müslümanlardır, sadece İslam ülkeleridir. Birkaç şov amaçlı eylem dışında bu terör örgütlerinin tüm zulümleri, tüm zararları Müslümanlaradır. Biz dünyanın hiçbir yerinde masum insanlara yönelen hiçbir eylemi asla tasvip etmedik, tasvip etmiyoruz.

‘Dertleri petrol’ 

Nükleer Güvenlik Toplantısı’nda Paris’teki, Brüksel’deki terör eyleminden bahsedildiğini ama Ankara’daki, İstanbul’daki, Lahor’daki terör eylemlerinden bahsedilmediğini söyleyen Erdoğan, “Kaldı ki Ankara, İstanbul, Lahor’daki terör eylemlerinde yüzlerce insan öldü. Bu ikircikli davranış bizleri üzmektedir” ifadelerini kullandı.

BM’nin yapısının adaletsiz olduğunu ve reforme edilmesi gerektiğini de dile getiren Erdoğan, “İslam ülkeleri içinde yaşanan terör olaylarına ve diğer krizlere karşı başka güçlerin müdahil olması yerine çözümün İslam ülkelerinin kendi içerisinde  aranması gerekiyor. Biz bunu kendimiz çözmeli, kendimiz müdahale etmeliyiz. Biz etmiyoruz, başkaları müdahale ediyor. Onlar  oralardaki petrol için müdahale ediyorlar. Aramızdaki huzuru sağlamak için değil. Onun için de burada hassas olmamız lazım” diye konuştu.

“Utanç kaynağı”
Konuşmasının sonunda mülteci sorununa da değinen Erdoğan; “Açık konuşuyorum; Akdeniz’de, Ege’de botlarla, kırıp dökük gemilerle Avrupa’ya gitmeye çalışanların neredeyse tamamının Müslümanlardan oluşması bizim için bir utanç kaynağıdır.  Sayıları milyonlarla ifade edilen bu insanlar güvenlikleri ve gelecekleri için hayatları pahasına böyle bir yolculuğa çıkmaya mecbur kalmışlarsa hep birlikte oturup düşünmek zorundayız” dedi.

Dolmabahçe’de akşam yemeği

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 13. Zirve Toplantısı’na katılan konuk heyet başkanları onuruna Dolmabahçe Sarayı’nda akşam yemeği verdi. Basına kapalı olarak gerçekleşen yemeğe, aralarında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Katar Emiri Temim Bin Hamad el Sani ve Endonezya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Yusuf Kalla’nın da bulunduğu 52 ülkeden temsilciler katıldı. 

Erdoğan, yemekte özetle şunları söyledi: “Adalet ve barış için, birlik ve dayanışma temasıyla düzenlediğimiz bu zirveden en büyük beklentimiz, tüm dünyadaki Müslümanlara İslam ülkelerinin birlik ve beraberlik içinde oldukları mesajını verebilmektir. Hedefimiz, tüm İslam aleminin geleceğe umutla bakabilmesini sağlamaktır. Bu zirveyle birlikte, akan kanı ve gözyaşını bir nebze de olsa azaltabilme niyetindeyiz.”

Aile fotoğrafı çektirdiler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılan liderleri, kongre merkezinin dışında oluşturulan ve katılımcı ülkelerin bayraklarının yer aldığı platformda karşıladı ve tek tek tokalaşarak kısa süre sohbet etti. Yaklaşık 1.5 saat süren karşılamanın ardından Erdoğan ve konuklar aile fotoğrafı çektirdi.  

İslam Interpolü kabul gördü

İslam ülkelerinin öncelikle güvenlik, adalet ve kalkınma konularına özel önem vermesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, adaletten umudunu kesen insanların terör örgütlerinin istismarına açık hale gelmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti.
İİT üyesi ülkeler arasında teröre ve diğer suçlara karşı işbirliğini güçlendirecek, kurumsallaştıracak bir yapıya ihtiyaç olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla Türkiye’nin gündeme getirdiği, bir anlamda İslam Interpolü denilebilecek İstanbul merkezli bir ‘İİT Polis İşbirliği ve Koordinasyon Merkezi’ kurulması önerisinin kabul edildiğini söyledi. Erdoğan, “Terör tehdidiyle arazide operasyon yürütmenin yanında finans ve insan kaynaklarını kurutarak da mücadele etmek gerekiyor. Bunun için uluslararası işbirliği büyük önem taşıyor” dedi.

İstanbul Kadın Konferansı

Müslüman kadınların sorunlarının yine Müslüman kadınlarca tartışılması gerektiğini belirten Erdoğan, “Bu çerçevede İİT bünyesinde bir teklifim var. Bundan önceki Kahire Toplantısı’nda bu gündeme gelmiş. Fakat o günden bugüne İİT’nin bir kadın konseyi örgütlenmesi yapılmamıştır. İstanbul’da düzenli aralıklarla toplanacak bir kadın konferansı oluşturulmasını teklif ediyoruz. Zira, Müslümanların kadın olarak kendi kadınlarının dertlerini ortaya koyabilecekleri bir teşkilatı ve konseylerinin olması şarttır diye düşünüyorum. Kadınlarla ilgili sorunları biz mi konuşacağız? Bırakılım onları da hanımlar konuşsun. Bunları anlatsınlar. Birleşmiş Milletler’de ve her yerde anlatsınlar. Bunun adımını atmamız lazım” diye konuştu.

Ortak Kızılay ve tahkim kurulsun

Erdoğan’ın konuşmasında dile getirdiği diğer teklifler de, Türk Kızılay’ının benzeri bir yapının İslam ülkeleri arasında kurulması ile İstanbul merkezli uluslararası bir tahkim sisteminin hayata geçirilmesi oldu. Erdoğan, “Kalkınma için İslam Dayanışma Fonu’nun kapasitesini genişleterek hep  birlikte mağdurların ve mazlumların yanında daha güçlü şekilde yer almamız  gerekir. Bunun için aramızdaki işbirliği mekanizmalarını çeşitlendirmeliyiz. Örneğin, küresel ekonominin işleyişinde önemli rolü olan tahkim sistemini kendi aramızda da oluşturmalıyız. Neden biz dünyada kurulu tahkim sistemlerine kendi sıkıntılarımızı ve sorunlarımızı havale ediyoruz? Bunu kendi aramızda oluşturduğumuz tahkim sistemiyle çözelim. İstanbul’da bir uluslararası tahkim müessesesi kurulmasını teklif ediyoruz. Başka bir vilayette de olabilir. Ama biz İstanbul’u teklif ediyoruz. İslam Kalkınma Bankası’nı tüm bu çalışmaların desteklenmesi noktasında daha aktif olarak kullanmalıyız” şeklinde konuştu. 

Filistin ve KKTC için destek talep etti

Filistinlilerin İsrail işgali altında her gün yaşamakta oldukları zulmün İslam aleminin bağrında kanayan bir yara olmaya devam ettiğini hatırlatan sözlerini şöyle sürdürdü: “Harem-i Şerif bir İslam mabedidir. Kendisi hukuk dışı olan işgalin bir de Harem-i Şerife yönelik ihlaller için dayanak yapılmasına izin veremeyiz. Müslümanlar olarak Harem-i Şerif’in ve Kudüs’ün muhafazası için daha fazla gayret göstermeliyiz. Filistin ile birlikte tüm bölgede kalıcı barış sağlanmasının yegane yolu bir an önce işgalin sona ermesi ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin’in kurulmasıdır. KKTC’deki kardeşlerimize karşı on yıllardır uygulanan izolasyonu da hep birlikte kırmalıyız. Kıbrıs’ta yaşayan kardeşlerimize yalnız olmadıkları mesajını İslam dünyası olarak bizler vermeyeceksek kim verecek? Ada’da Türk tarafı aleyhine adaletsiz bir şekilde bozulan dengelerin bir ölçüde düzeltilmesi suretiyle kalıcı ve adil bir çözüme katkıda bulunmak tüm Müslümanların ortak sorunudur. Aynı şekilde Balkanlar’dan Güneydoğu Asya’ya ve Afrika’ya kadar dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Müslüman toplumlar İslam aleminin güçlü desteğine ihtiyaç duyuyor. Ukrayna’da Kırım işgali... Buna sessiz kalmak mümkün mü?” 

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 1Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy1