İsrail ve Filistin tartışmalarının odağındaki kent: Kudüs

ABD'nin 'İsrail'in başkenti Kudüs'tür' kararının ardından Kudüs'ün resmi statüsü konuşulmaya başlandı. Peki Kudüs aslında kimin? Bin yıllardır bitmek bilmeyen Kudüs tartışmalarında kim haklı kim haksız? Biraz yakından bakalım.
İsrail ve Filistin tartışmalarının odağındaki kent: Kudüs

Öncelikle Kudüs'ün nerede olduğundan ve öneminden başlayalım. Kudüs Orta Doğu'daki Judea sıradağlarının arasında yer alan, Akdeniz ve Ölü Deniz arasında kurulu bir kent. 

Hem İsrail hem Filistin tarafı, Kudüs'ün başkentleri olduğu konusunda hak iddia ediyor. Fakat bugüne kadar hiçbir hak iddiası, ABD dışında uluslararası düzeyde kabul görmemişti.

Dünya'nın en eski kentlerinden olan Kudüs'ün adının 'Urusalima' kelimesinden geldiği düşünülüyor. Bu kelime Mezopotamya bölgesindeki çivi yazılarında geçiyor ve 'Salem Kenti' anlamına geliyor. 

M.Ö. 9'uncu yüzyılda İsrailoğulları döneminde Kudüs'te ciddi bir inşaat süreci başladı ve M.Ö. 8'inci yüzyılda Yehuda Krallığı'nın dini ve yönetimsel başkenti ilan edildi. 

Kudüs tarih boyunca en az 2 defa tamamen yıkıldı, 23 defa kuşatıldı, 52 defa saldırıya uğradı ve 44 defa esir alındı. Kudüs'ün David Şehri olarak anılan kısmı M.Ö. 4000'li yıllarda yerleşim yeri olmaya başladı. 

1538'de Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman döneminde Kudüs'ün etrafı duvarlarla örüldü. Günümüzde bu duvarlar Kudüs'ün 'eski şehir' olarak adlandırılan kısmını belirliyor ve kenti Ermeniler, Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanlar olarak dörde ayırıyor.

 

Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için 'kutsal şehir'

 

 

Kudüs kenti Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam inancında kutsal şehir olarak kabul görür. İncil'e göre Kral David, Kudüs'ü Yevuslular'dan almıştır ve kenti İsrail Krallığı'nın başkenti  ilan etmiştir. Kral David'in oğlu Kral Solomon da Kudüs Tapınağı'nı inşa etmekle görevlendirilmiştir. Kurucu süreçler M.Ö. 1000'li yıllarda başlamıştır ve tüm bu gelişmeler Yahudi halkı için sembolik öneme sahiptir. Hristiyanlık inancında Kudüs'ün önemi Septuaginta belgesine dayanır. Bu yazına göre Kudüs, Hristiyanlar için vaat edilmiş topraktı ve Hz. İsa Kudüs'te çarmıha gerilmişti. İslamiyette ise Mekke ve Medine'den sonra en önemli şehir Kudüs'tür. M.S. 610 yılında Kudüs kenti Kıble yönü olarak belirlenmiştir. 10 yıl sonra Hz. Muhammed Miraç'ını burada gerçekleştirmiştir. Kuran'da bu olay peygamberin cennete yükselerek Allah ile konuşması olarak açıklanır.

Yalnızca 0,9 kilometrekare üzerine kurulan Kudüs, işte bu sebeplerle 3 büyük dinin merkezi olarak kabul ediliyor. Zira 3 dinin de birçok önemli yapısı ve tapınağı Kudüs'te bulunuyor. 

 

Hiçbir ülkenin Kudüs'te elçiliği yok

 

 

Günümüzde Kudüs'ün durumu İsrail ve Filistin arasındaki en önemli tartışma konularından biri. 1948 Arap - İsrail Savaşı'nda Batı Kudüs İsrail tarafından ele geçirilmiş ve İsrail topraklarına katılmıştı. Doğu Kudüs ise Ürdün tarafından ele geçirildi ve Ürdün topraklarına katıldı. 

1967 yılında yaşanan Altı Gün Savaşı'nda İsrail, Doğu Kudüs'ü Ürdün'den aldı ve Kudüs'ün parçası olarak ilan etti. 

İsrail'in temel yasalarından olan 1980 Kudüs Yasası, Kudüs'ün bölünmez bir biçimde İsrail'in toprağı olduğuna işaret eder. İsrail Hükümeti'nin tüm organları Kudüs kentinde bulunur. 

Fakat uluslararası kamuoyu, Doğu Kudüs bölgesinin İsrail işgalinde olduğunu ve bu alanın Filistin'e ait olduğunu söylüyor. Bu sebeple İsrail, Batı Kudüs'te daha etkin bir role sahip. Uluslararası kamuoyu ayrıca Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul etmiyor ve hiçbir ülke Kudüs kentinde elçilik binası bulundurmuyor. 

2015 yılında yapılan sayıma göre Kudüs'ün nüfusu 850 bin. Bu nüfusun 200 bini seküler Yahudiler, 350 binini Ortodoks Yahudiler ve 300 binini de Filistinliler oluşturuyor. 2011 nufüs sayımında 801 bin olan Kudüs nüfusunun yüzde 62'si Yahudi, yüzde 35'i Müslüman, yüzde 2'si Hristiyan ve yüzde 1'i ise dinsiz olarak hesaplanmıştı.

 

Donald Trump neden Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul etti?

 

 

ABD Başkanı Donald Trump, 6 Aralık 2017 tarihinde yaptığı açıklamada, ABD olarak Kudüs kentini İsrail'in başkenti olarak tanıdığını ve Tel Aviv'deki ABD Büyükelçiliği'ni en kısa sürede Kudüs'e taşıyacağını belirtti.

Donald Trump, Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada bunun gecikmiş bir karar olduğunu ve başarısız stratejilerle sorunları çözemeyeceklerini söyledi. Bu kararı barışa katkı sağlamak adına atılmış bir adım olarak nitelendirdi.

Donald Trump'ın barışa katkı sağlama olarak açıkladığı bu hamlenin barışa ne kadar katkı sağlayacağı oldukça tartışmalı bir durum...

ABD Hükümeti'nin bu kararının ardından uluslararası kamuoyu peş peşe tepkilerini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere birçok dünya lideri ABD'nin kararını kınadı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterras da ABD'nin aldığı bu karar için "Tek taraflı adımlar çözüme yardımcı olmaz. B planı yok. İki devletli çözümün alternatifi yok" açıklamasını yaptı.

Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması aslında çok da sürpriz olmadı; çünkü Trump seçim döneminde Kudüs'ü başkent olarak tanıma sözü vermişti. Fakat bu adımı hemen uygulamaya geçireceği beklenmiyordu. 

Trump Hükümeti ve Beyaz Saray hakkında çok fazla olumsuz durum bulunuyor. Trump bu adımı ile beraber gündemi değiştirmek istemiş olabilir. Ayrıca günden güne desteğini kaybeden Donald Trump bu hamlesiyle ABD'deki Yahudi Lobisi'ni kendi tarafına çekme niyetinde olabilir. 

Türkiye Cumhuriyeti'nin Filistin ile olan ilişkilerini düzenlemek ve sürdürmek için Kudüs'te bir başkonsolosluğu bulunuyor. Türkiye Kudüs Başkonsolosluğu, Türkiye Cumhuriyeti'ni büyükelçi düzeyinde temsil ediyor.

Instagram.com/mehmetcankmrc
twitter.com/mehmetcankmrc
YouTube.com/mehmetcankomurcu

 

Bu makaleye ifade bırak