İyiliğin ve fedakarlığın timsali: Meryem

Başrollerini Furkan Andıç ve Ayça Ayşin Turan’ın paylaştığı Meryem dizisi, her çarşamba akşamı Kanal D’de yayınlanmaya başladı.
Sevgilisine annelik yapman Meryem, kızın başına örmeyecek çorap bırakmayacak Oktay ve mutluluğu sevdiği kadın Sevinç’te bulan Savaş Sargun… 
Meryem, Oktay ve Savaş’ın kaderini birleştirecek olay ise, planlamayan bir biçimde gerçekleşiyor.
 
İyiliğin ve fedakarlığın timsali: Meryem

İlk fragmanı diziyi henüz izlememiş olanlar için şuraya nazikçe bırakıyorum
 

İlk fragmanı diziyi hen&uuml;z izlememiş olanlar i&ccedil;in şuraya nazik&ccedil;e bırakıyorum<br />
&nbsp;


Daha ilk sahnesinde, Meryem ve Savaş’ı aynı mezarlıkta, farklı mezarlar başında görüyoruz. 

Bu sahne bağlamıyla bir 'Aşk-ı Memnu' çağrışımı yapmıyor da değil… 

Yer yer kurulan cümleler, verilen tepkiler –artık her dizide maalesef böyle- Amerikanvari olsa da, bir anda diyaloglar toparlanabiliyor.
 

Ayça Ayşin Turan’ın canlandırdığı Meryem karakteri, “Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir” sözünü bir kez daha haklı çıkaracak kadar fedakar ve iyi niyetli. 

Babasıyla beraber bir fırın işletiyorlar. 

İleride kendisine destek olduğu için apolet takacağını ve adaletinin terazisinin şaşmayacağını düşündüğü, kendinden çok sevdiği Oktay’a da sevgili olmanın yanı sıra, annelik de yapıyor. 

Cemal Toktaş’ın hayat verdiği Oktay Şahin karakteri ise, kimi zaman iyi niyetinin ağır bastığı; kimi zaman da kendi menfaati ve yükselme hırsıyla içindeki şeytana söz geçiremeyen karanlık bir adam. 

Meryem’e vefa borcundan dolayı ondan kopamazken; diğer yandan da üniversiteden uzatmalı gizli sevgilisi Beliz ile gönlünü gün ediyor.
 

Savcı olarak göreve başlamadan önce, alkollü araba kullanarak kaza yapar ve Savaş Sargun’un sevgilisi Sevinç’e vurup kaçar. 
Yanında bulunan Meryem’e de sadece varile çarptıklarını söyler ve yollarına devam ederler. 

Katil, her zaman kaza yerine ilk önce gelendir (Kurtlar Vadisi’nde öyle diyorlar) ve nitekim kazanın yapıldığı yere gelip, olayı kendi lehine çevirmeyi de başarıyor. 

Öyle ince ayrıntılara takılan, öyle kıvrak zekaya sahip bir adam. 
Hatta yetmiyor, kızın zavallı babacığını da öldürmeye kalkıyor. 

Oktay, 'Kara Dayı' dizisindeki Savcı Turgut’tan sonraki, en adil karanlık ikinci adamcancağızım… 

Yazdıydı dersiniz…

Seni korusun, okuduğun yıllar boşuna gitmesin, dışarıda olursan
eğer, ona yardım edebileceğine inanan Meryem’in kalemini çat diye
kırdın be Oktay! 

Kızın alnına kocaman harflerle 8 yıl yazdın! 
 



Burada da ilk bölümde, suçu üstlenmek bakımından 'Kuzey Güney' dizisine selam olsun desek de, olaylar biraz daha farklı gelişiyor.
Gelgelelim, Savaş Sargun’a… 

Kendisi tahmin edeceğimiz üzere, senaryo gereği Türkiye’nin önde gelen holdinglerinden birinin veliahtı… 

Büyük başın derdi büyük olur tabi… 




Babasının evlenmesini istediği kızla; sevdiği kızı ailesine kabul ettirmek arasında kalıyor. 

Sert mizacının arkasında aslında merhamet dolu bir kalp yatıyor ama şu sıralar adının hakkını fazlasıyla veriyor. 

Hem kendi içinde hem babasına hem de Meryem’e karşı bitmek tükenmek bilmeyen bir savaşla, kendi hayatını yakıp kül etmekle meşgul…



Dizi, zaman zaman her dizide olduğu gibi ekran başındayken “Konuşsana artık, neye bakıyorsun, anlaaaaaatt” diye saç baş yoldurma geleneğini sürdürmekle beraber; üçüncü bölümde Stockholm Sendromu’na bir ışık yaksa da, eylül ayından sonra da evlerimize misafir olacağa benziyor.

Dizi daha çok yeni ancak ilerleyen bölümlerde, bu şekilde devam eder, biraz daha kurguya düğüm ve gizem atılırsa, tadından yenmez… 

Yaz sezonunda yayınlanmaya başlanan bir diğer bombastik dizinin de 'Meryem' olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz…

Bakalım üçüncü bölümde neler olacak? 

Dört gözle bekliyoruz…
Bu makaleye ifade bırak