28.07.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 28.07.2018-1:30 A-A+

İYİMSERLER VE KÖTÜMSERLER



Basında ve sosyal medyada duyduğumuz olaylar artık bir insan evladının dayanamayacağı boyutlara ulaştı malum... “Yok artık, bu kadarı da olmaz!” dediğimiz her şey oluyor. Bazılarımız büyük tepki gösterip, bir çaba ortaya koymaya çalışırken, bazıları da sanki hiçbir şey olmamış kadar ilgisizler. Bu kitle daha mutlu, onları sadece kendileri ve yakınları ilgilendiriyor. Düşününce, “Bunlar acaba daha mı iyimser, yoksa daha mı duyarsız?” sorusu geliyor akıllara.

Bir de kendi yaşadığınız olaylar ve sizi özellikle incitmek için planlı hareket edenler kısmı var işin… Bazı insanlardaki kötülük ve vicdansızlık potansiyeli inanılır boyutlarda değil! Aslında onlara insan da denemez kanımca, insani özelliklerden yoksunlar çünkü. Şok yaşamak, Türkiye’de sıradanlaştı, her an bir başka şokla yaşamaya alıştık. Bu nedenle başka ülkelere veya memleketin daha sessiz, sakin köşelerine göç edenler arttı.

İnatçı aptallık!

Dünyaca tanınmış dört düşünür, ikişer kişilik gruplar halinde bu konuyu masaya yatırmış ve tartışmaları, bir kitap haline getirilmiş. Alain De Button, Steven Pinker, Matt Ridley ve Malcolm Gladwell…

Kitabın adı: ‘Gelecek Daha Güzel Günler mi Getirecek?’ İyimser grup, ‘cehalet, fakirlik, savaş ve hastalık’ dörtlüsünün kontrol altına alınmasıyla, sorunların çözüleceğine inanıyor. Diğer grup ise örnek olarak İsviçre’yi vermiş. İsviçre bu sorunları çözmüş durumda, ortalama maaş 50 bin dolar, ülke 1648’den beri savaş yüzü görmedi, hastaneler kusursuz ama “İsviçre cennet değil” diyorlar. 

Neden olarak da; “Akıl hakim diye aptallık ortadan kalkmıyor. Aptallık sandığımızdan daha inatçı çıktı. Yeterince şeye sahip olmadığını düşünen milyarderler var. İnsanlar birbirini öldürmese de şiddet sürüyor. Çiçek hastalığının kökü kazınsa da ölüme çare bulunamadı” tezini savunuyorlar.

Mizahın önemi...

Dört düşünür aslında ‘mükemmeliyetçilik’le hayatın gerçeklerinin uyuşmadığını söyledikten sonra, mizahın önemine vurgu yapıyor. Gülmesini bilenler, gerçekleşmeyen beklentilere sempatiyle bakanlardır. İnsanlığın gerçek ilerleyişi, ‘kendisinin ve başkalarının hatalarını kabullenebilen, dünyayı cennete çevirmeye çalışmayan insanların gayretiyle olacak’ diyorlar.

Bunları duymak bize iyi gelebilir ama Türkiye’de, başta şiddet olmak üzere, yoksulluk ve ‘Yarın ne olacak?’ korkusunu giderir mi? Sanmam. Her şeye rağmen,
hayata tutunmak için iyimser olmaya çalışmak tek çözüm gibi görünüyor.

Etiketler
Bilgi YarışmasıSemih Saygıner hangisi ile uğraşmaktadır?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.