İtalyanca Citta (şehir) ve İngilizce slow (yavaş) kelimelerinden üretilmiş olan cittaslow (yavaş şehir veya sakin şehir) kavramını ülkemiz, Seferihisar ile tanıdı. Yerelde daha çok “sakin şehir” tanımı tercih ediliyor.
Belediye Başkanı Tunç Soyer’in öncülük yaptığı bu proje, her şeyden önce Seferihisar’ın tanınırlığını belirgin bir şekilde artırdı. Bir anda en popüler ilçelerden biri haline geldi bu ilçemiz.
Sakin Şehir projesi, klasik belediyeciliği aşan, yaratıcı bir proje. Çeşitli açılardan tartışılabilir tabii ki. “Seferihisar, bu modele ne kadar uygundu?” ve “Yerel halk bu modeli benimseyecek mi?” gibi pek çok soru akla gelebilir ve bunlar tartışmaya değerdir.
Ancak, bu uygulama, her şeyden önce, klasik hizmet anlayışı ile devam eden belediyeciliği gözden geçirmemize yardımcı olması bakımından anlamlıdır.
Cittaslow, küreselleşmenin, şehirlerin dokusunu, sakinlerinin yaşam tarzını standartlaştırmasını ve yerel özelliklerini kaldırmasını engellemek için ortaya çıkmış bir kentler birliğidir.
Bu akımda yerel kimliğin korunması önemli. Bir şehir, hangi alanda önemli ve özel ise bu özelliklerin korunması, bu modelin öne çıkardığı bir yaklaşım.
Kasım 2009’da bu ağın üyeliğine kabul edilen Seferihisar’ın hangi özellikleri önemliydi? Denizi, koyları, mandalinası, yerel yemekleri vb. Ne yazık ki, birçok şehirde olduğu gibi, barbar şehirleşmemiz sonucunda Seferihisar’ın korunması gereken yerel bir mimarisi kalmamış gibi.
Yine de fastfoodlar, süpermarketler ve büyük oteller yerine yerel lezzetleri, ürünleri ve doğaya uyumlu yapılaşmayı savunmak çok kolay değil ama cesaret gerektiren bir girişim.
Bu girişimi destekleyen üretici pazarı, yerli tohumları yaşatmayı hedefleyen tohum takas şenliği, mandalina şenliği gibi çok sayıda projenin hayata geçtiğini gördüğümüz Seferihisar’da şehircilik adına bazı şeyler değişmiş gibi.
Ama asıl iş, bunu yerel halkın da benimsemesi. Aksi halde uygulama eksik kalır. Hafta sonu Seferihisar’da bazı gözlem ve görüşmelerim oldu. Sakin Şehir uygulamasından memnun olanlar olduğu gibi karşı çıkanlar da vardı.
Memnun olanlar ilçenin daha tanınır hale geldiğini ve yerel değerlerin korunduğunu söylüyorlardı. Karşı çıkanlar ise, bu uygulamadan ilçenin bazı bölgelerinin yararlanamadığı görüşündeydiler.
Bir de Sakin Şehir’in sembolü olan salyangoza takmış olanlara rastladık. Şehir merkezindeki salyangoz heykelinden rahatsız olanlar az değildi. Bunda salyangozun kültürümüzde pek de itibarlı bir yerinin olmaması da etkili gibi. “Müslüman mahallesinde salyangoz satmak” diye bir deyim aklıma geldi hemen.
Sembol kaplumbağa olsaydı belki aynı şeyler düşünülmezdi. İlginç bir sınav. Sakin Şehir projesi başarılı oldukça yani benimsendikçe, belki de Seferihisarlılar zamanla salyangozdan o kadar rahatsız olmayacaklar.
Bul

Tarık Dursun K, 81 yaşını, Kocaoğlu ile kutladı...