Jordan Peele'nin yeni filmi Us, neyi sorgulatıyor?

Bir anda dünyanın en çok konuşulan yönetmenlerinden birine dönüşen Jordan Peele, yeni filmi 'Us' ile sinema salonlarına geri döndü. Peele'nin filmi yine tartışmalı, yine gerilim dozu yüksek ve sosyal sorunlara parmak basan bir gerilim vadediyor. Bu sefer ne konuşacağız? 

Jordan Peele'nin yeni filmi Us, neyi sorgulatıyor?

Sinema salonunda yüzleşme

Sinema salonunda yüzleşme

Yönetmen Jordan Peele, ikinci uzun metraj filminde de izleyicisine sert sözler söylüyor. Bu sert sözler, izleyicinin kendisiyle yüzleşmesini sağlıyor. Üslubundan anladığım kadarıyla da, filmi izledikten sonra kendisiyle yüzleşemeyen seyircileri bir daha salonda görmek istemiyor. 

Ufacık kariyere sığdırdıkları

Ufacık kariyere sığdırdıkları

İki uzun metrajın içine sığdırdığı başarılar hiç de ufak tefek değil. Öyle takdir edilesi bir sinema dili geliştirdi ki, önünde yalnızca ceket ilikleyip durabileceğimiz bir duruma geldi. Pek çok film festivalinden aldığı övgü de var, Oscar'ı da var .

İlk uzun metrajı 'Kapan' (Get Out) filminin izinden gidecek bir izleyici kitlesine aç. Gerilimin yalnızca "Ay ne korktuk ayol" cümlesine hapsolmasını istemiyor, bir derdi olmasından yana.

Türkiye'de yapılan yüzeysel ve 'geleneksel korkuların' üzerine giden korku filmlerinin yönetmenlerine selamlar, bu iş böyle yapılır canlarım.

Hiç bütçe falan diye dövünmeyin, fikir bütçeden önce gelir!
 

Perdede 'Biz' ve 'Biz'in tersi

Perdede 'Biz' ve 'Biz'in tersi

Jordan Peele'nin en iyi yaptığı şey, beyazperdeye filmi izleyenleri yansıtması... Özellikle Amerikalıların, bu filmlerde kendisiyle karşılaşma ihtimali çok çok fazla. Amerikalı değilseniz de üzülmeyin, o gelip sizi buluyor.

Yüzümüze vurduğu gerçekler

Yüzümüze vurduğu gerçekler

'Get Out' filminde açtığı sarkastik ırkçılık parantezi, epey konuşulmuştu. Bu kadar konuşulmasının nedeni, gerçek anlamda herkesin önüne bir ayna koyup "Siz Amerikalılar, ne yaptığınızın farkında mısınız?" diye sormasıydı.

Get Out'la yaptığı şey...

Get Out'la yaptığı şey...

Dünyanın geri kalanı için de geçerli bir soruydu bu elbette. Amerika hikayesi anlatsa da, evrensel cevapları olan sorular sordu. Dünyanın her yerinde karşılığını görebileceğiniz fikirlerin, ABD'deki karşılığını izledik film boyunca.

'Us' daha sert bir tokat

'Us' daha sert bir tokat

Fakat 22 Mart'ta gösterime giren yeni filmi 'Us' (Biz) daha sert bir tokatı sol yanağımıza geçiriverdi. Öyle sert ve aklı başa getirici bir tokat ki, insanın sağ yanağını çevirip "Buna da bir vur" diyesi geliyor. Dürüst olalım, 'Us', 2019 yılında vizyona girecek pek çok filmden hem daha özgün hem de daha sert. Etkisi, filmi izlemenizi takip eden 24 saatte de dağılmıyor. 

Ya klonlarımız varsa?

Ya klonlarımız varsa?

Filmin temel sorusu, ABD'deki tuhaf uzunluktaki ve kullanılmayan tüneller ile 'yeraltı' şehirlerinden çıkarak geliyor: Ya bu tüneller, Stranger Things'deki 'upside down' gibi bir paralellik ifade ediyorsa ve orada da tavşan hızıyla çoğalan klonlarımız varsa?

Klonlarımız değilse bile, bizden birer parça da orada yaşıyorsa?

İyinin içindeki kötü, kötünün içindeki iyi gibi birbirine paralellik gösteren davranışlar içine girdiğimiz bu benzerlerimizin canımıza kastı varsa, ne olacak?

Alt metninin gücü 

Alt metninin gücü 

Alt metne yerleştirilmiş onlarca soru, kafa karıştıran onlarca sahne, sorgulanacak çok fazla şey bırakıyor zihninizde. Klonlarımız ya da benzerlerimiz olması ihtimalini şöyle elimizin tersiyle bir itiverelim, Freudyen psikanaliz kuramları bile işin içine dahil edilebilir. "O idler, o egolar, o süperegolar" ekseninden baktığımızda bile kusursuz bir yapım.

Tamamen politik bir eksenden, bireyselciliği devre dışı bırakarak 'kolektif bilinç' ürünü bir ayaklanma çabası olarak yorumladığınızda da bambaşka bir anlam ve bambaşka sorular ortaya çıkıyor.

'Us'ın da evrenselliği burada yatıyor belli ki. Filmin yaratıcısıyla aynı ortak geçmişe sahip olmayabilirsiniz, fakat geçmişinizin, okumalarınızın, eğitimlerinizin verdiği 'deneyimler'i bir alet kutusu olarak kullanarak filmi yeniden 'inşa' edebiliyorsunuz. 

Kusursuz bir tasarım

Kusursuz bir tasarım

Film, başından sonuna kadar incelikle işlenmiş kusursuz ve ölçülü bir tasarım. Akıllı telefon evreninde dikkati, olabilecek en uzun süre perdede tutma rekoru bile kırmış olabilir. Başardığı onca şeyin yanında, salondan çıkarken bir baş dönmesi hissediyor, hafif yalpalıyorsunuz. Bunca soru, sorgulanacak bunca şey ve düşünülecek onca konu beyninizin bir lobunda ağır basıyor ve dengenizi kaybediyorsunuz.

Sistem eleştirisi mi, bireye bir yergi mi?

Derinliğe gömdüğümüz karanlığımız mı, karanlıkta yaşayanları görmeden geçirdiğimiz bir ömür mü?

Karanlıkta yaşayanların ortaya çıktığı anda estirdiği terör mü, yan bahçedeki komşuya sırf bizden fazla bir şeye sahip diye duyduğumuz kıskançlık mı?

Tanımlar, parantezler, cümleler, paragraflar öyle varyasyonlarla yeniden yaratılabiliyor ki, 'Us'ın bir yandan kült, bir yandan kırılgan yapısının içerisinde izleyici kendine bir yol belirlemekte zorlanıyor.

Ses tasarımı, müziği, görselliği öyle ince ince örülmüş ki, o örgünün içinden parmaklarını kurtarmaya çalışan birey, bir yandan da farkında olmadan parmaklarını daha da çok dolamaya çabalıyor sanki...

Böyleyiz işte, soru sormaktan aldığımız haz, bize yöneltilen soruları cevaplamaya duyduğumuz istençten daha fazla.

Biz Us'ı, bize sorduğu sorulara cevap vermek zorunda bırakmadığı için sevdik. Jordan Peele'yi de...

andac.uzel@demirorenmedya.com
twitter.com/andacuzel

 

Bu makaleye ifade bırak