Bir erkek kadını hor görüyorsa, annesini, kız kardeşini, olan ya da olacak kız çocuğunu reddediyordur. Tanırının yarattığı insanlığın yarısını reddediyordur. Kendi içindeki dişi yanını reddediyordur… Dolayısıyla kendini reddediyor, varoluşu reddediyordur… Aynı durum kadın için de geçerli. Kadının de erkeği üstün veya aşağı görmesi, tüm dengeleri baştan bozmaktadır. Sadece işte değil, evde, sosyal hayatta yerimizi bilmenin zamanı gelmiştir. Savaşarak, yarışarak, hırslanarak değil cesaretle, sevgiyle, bağışlayıcı, destekleyici, şefkatli yanımızla, bilgeliğimizi, duygusal zekamızı, sabrımızı, sezgilerimizi ve farkındalığımızı kullanarak yapacağız…

Şu anda toplumumuzda durdurulmayı bekleyen kadın cinayetleri, kadına şiddet, çocuk tecavüzleri ve çocuk gelinler sorunları var. Bunun çözümü için de çok sayıda aklı selim kadın ve erkeğe ihtiyacımız var. Yani İNSANA! Biz birlikte insanlığı oluşturuyoruz. Bir an önce ilkel yanımızı temsil eden alt benliklerimizden kurtulup üst benliklerimizle hareket eden aklı selim insanlar olmalı ve bu sayının çoğalmasını desteklemeliyiz. BEŞER fazlaca şaşmış durumda!

Hepimiz çocukluğumuzdan bu yana standart bir döngüye kodlanarak büyüdük. Bugün burada olanların döngüsü oku, bir meslek sahibi ol, evlen, çocuk sahibi ol, sonra onlar için çalış, emekli ol, sonra da bir kenarda ölümü bekle… Ve bunları toplumun sana biçtiği kadın ve erkek rolün ne gerektiriyorsa o şekilde yap! Oysa düşünülmesi, deneyimlenmesi gereken nice sorular var. Yaşam nedir? İnsan nedir? Ben niye bu dünyadayım?  Ben kimim? Erdem nedir?  İnsan olmak nedir?  Bunları soramadık, konuşamadık. Ama biz kadını çok konuştuk. Kıyafetini konuştuk, namusunu konuştuk, cinayetini konuştuk, tacizini konuştuk, kaç çocuk doğuracağını konuştuk, nikâhını konuştuk, kaç yaşında evleneceğini konuştuk, dayağı hak edip etmediğini konuştuk…

Kadın ve erkeğin yaradılıştan gelen biyolojik cinsiyet farklılıkları yerine toplumların kendi kültürlerine göre oluşturdukları toplumsal cinsiyet ayrımcılığıyla konuştuk yıllarca. Biyolojik cinsiyet farklılıkları insan denen canlının zenginliğidir, dengesidir. Yaradan ne güzel yaratmış diyemedik! İnsanlığın bütününü göremedik. Çünkü gözümüz hep toplumsal cinsiyeti gördü.

Kültürlerin yarattığı, kadına ve erkeğe roller, etiketler dağıttığı cinsiyeti gördük. Ancak gözden kaçan bir şey var: kültürü oluşturan da insandır, kültür insanı oluşturmaz. Kendi yarattığımıza kendimiz inandık. Ama artık uyanalım, bugün yüzyıllar öncesinden gelen kültürel, toplumsal cinsiyet yüklemelerinden, etiketlerinden ayrılmanın zamanı gelmiştir. Bunlara sıkı sıkıya tutunmanın bir manası yoktur. Zaten çok yoğun bir şekilde bunun zararlarını görmekteyiz. Artık hangi çağda yaşadığımızın farkında olmalıyız. Dünyada teknoloji almış başını gidiyor, insanların yerine robotlar geçmeye başlamış, biz hâlâ kadın ve erkeği yan yana koyamamışız.

Şu an bu yazıyı okuyorsanız siz bilinçlenmiş kadın ve bilinçlenmiş erkeklerdensiniz. Ve siz de farkındasınız ki bizim vereceğimiz her türlü destek çok önemli. Kendi aile ve akrabalarımıza, sivil toplum örgütlerine, imza kampanyalarına, çocuklarımıza, kadınlarımıza vereceğimiz her türlü destek, bu sorunların gelecek yıllarda çözülmesine bir katkı sağlayacak. Bugün on yıl sonrasındaki bir değişimi düşündüğünüzde çok uzakmış gibi gelebilir ama bugün beğenmediğimiz her türlü sistem ya da durum, onlarca yıl öncesinden beslenmeye başladı, taşlar o zamanlarda döşendi ve bugün de karşımıza çıktı. Bizler de geleceği ancak “şimdi”de değiştirebiliriz.

İnsanlık ne tek başına erkekle ne de tek başına kadınla var olabilir. Biz kadın ve erkek olarak insanlığın iki farklı tezahürüyüz. Birimiz eksik kalırsa insanlık eksik kalır. Bu işte birlikteyiz ve BİZ birlikte GÜZELİZ!

“Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde. Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde. Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok. Noksanlık da eksiklik de senin görüşünde…”
Hacı Bektaş Veli

NLP Uzmanı & Yaşam Koçu ICF PCC
Arzu Bıyıklıoğlu

www.arzubiyiklioglu.com

instagram.com/arzu.biyiklioglu/

facebook.com/arzubiyikliogluofficial/

 

@arzu.biyiklioglu