Her dişi doğurganlığıyla dünyaya geliyor ama anne olmak hayatımızın en özel sıfatı. Babalar kızmasın babalık öğrenebilinen bir durum. Aile olmak ise anne&baba sıfatıyla bir canlıyı toplum için yetiştirmek, olağanüstü birşey! Üremek, üretmek bir kadın için çok önemli. Yılların geçmesiyle birçok faktör doğurganlığımızı etkileyebiliyor. Kilo alıp vermeden tutun da çevre koşullarına kadar çoğu şey anne ve aile olmamızı yakından ilgilendiriyor. Bir yılda hamilelik şansı, 35 yaşından küçük kadınlarda ortalama yüzde 80. O yüzden biz kadınlar hep ne deriz; “ 35 yaşımı geçtim doğurmam lazım! ” çoğu kişiden duyduğumuz bir söylemdir öyle değil midir bu cümle? 

Peki bu yüzyılda doğurganlığımızı ne etkiliyor? 

Modern yaşamın en önemli sonuçlarından birisi olan stres doğurganlığı oldukça etkiliyor. Üretken olmak için stresli olan bir insanın üretkenliği kısıtlanmış oluyor.  

Elektronik aletlerin de etkisi büyük. Tek bir alet zararsız olabilir ama günlük hayatta kullandığımız cihazlar bir araya gelince oldukça zararlı. Dolayısıyla bu aletleri vücuda yakın tutmamak gerekir. Ama çok ilginçtir ki, cep telefonlarının üreme organlarını etkilediğine dair bir şey daha kanıtlanmamış. 

Hepimizin bildiği bir gerçek daha var ki geç kalmamak; yani biz kadınların en üretken olduğumuz yıllar 20-35 yaş arasıysa, vücut yapımız bu yaşlarda doğurmaya müsaitse, elimizi çabuk tutmalıyız. Sosyal ve ailevi nedenlerle hamileliği geciktirmek daha sonra sorun olacağı anlamına tabii ki gelmez. Ama bir kadın en fazla hamileliğini 40 yaşına kadar ertelemelidir. Sonra ki yıllar hamilelik şansı ciddi bir şekilde azalıyor. Hayat çok uzun gibi gözükse de aslında göz açıp kaparken bitiyor. 24 yaşında evlenip, ilk doğumu 25, ikinci doğumu ise 36 yaşında gerçekleştiren biri olarak naçizane tavsiyem; Bazı şeyleri özellikle anneliği ertelemeyin! Çünkü bir kadının yaşaması gereken en özel durum Anneee” diye seslenildiğinde dönüp bakmaktır.

İpek Dağıstanlı

ipekile.com

facebook.com/ipekilecom/

instagram.com/ipekilee/

twitter.com/ipeekile