DDAHA önce ifade ettik; haber ve yorum açısından CHP Bornova İlçe Kongresi çok zengindi.
DHA’dan arkadaşımız Elif Demirci, çok isabetli bir tanımlama yapmış:
“CHP İzmir örgütünde uzun süredir gerilen oklar, Bornova İlçe Kongresi’nde yaydan çıktı. CHP kongreleri genellikle sandalyelerin havada uçmasıyla hatırlanırken, Bornova kongresi mermi gibi sözlerle zihinlere yer etti.”
Sandalyeler değil ama kavramlar havada uçtu. Kavramların havada kontrolsüz uçması az kalsın sandalyelerin uçmasına da yol açacaktı.
MYK üyesi Savcı Sayan, çok ateşli konuşmasında, sol eksikliğine dikkat çekiyordu.
“Bugün burada AKP’nin kongresi olsaydı, Hizbullah ve Taliban liderlerinin fotoğrafları olurdu. Mahir’lerin, Deniz’lerin, Che’lerin fotoğrafları nerede? Neden korkuyoruz? Mahir’leri, Ulaş’ları, Deniz’leri yaşatmak zorundayız.”
Kendisini oturduğu yerden eleştiren birine yanıt verirken de Sayan, aynı jargonu kullanmaya devam ediyordu:
“Senin gibi ırkçı ve faşistler yüzünden Doğu’da oy alamıyoruz.”
Irkçılığa ve faşizme karşı olmak solun var olma nedenlerinden biri. Ama ırkçılık ve faşizm nitelemeleri bu kadar kolay kullanılmamalı. Üstelik aynı partideki kişiler birbirine karşı daha özenli olmak zorunda değiller mi? İzmir milletvekili Canan Arıtman, ısrarlı bir şekilde Ermeni kanı izi sürerken Sayan’ın tepkisi ne olmuştu? Gerçekten hatırlamıyorum.
Kongrede söz alan Taner Özbek isimli bir genç, konuşmasının büyük bölümünü, Sayan’ın sözlerine ayırmıştı. “Biz bu partide Deniz, Yusuf ve Mahir’in adını bile anamıyoruz. Siz Kurultay’da Baykal’a ‘Sizin gözlerinizde Deniz’i görüyorum’ demiştiniz. Peki Savcı Sayan, Kurultay’da ‘Mahir’in, Deniz’in, Ulaş’ın fotoğrafları neden yok’ diye, niye sormadınız?”
Bornova Kongresi’nde “devrimcilik” hemen hemen her konuşmacının değindiği bir ilkeydi. Ama CHP’nin altı okundan biri olan “devrimcilik” ile Mahir Çayan’ın devrimciliği aynı şey mi?
Sosyal demokrasi ile Muasır Medeniyet projesinin yan yana durması, ikisinin birden savunulması çok sorunlu bir şey değil. Hatta ülke şartlarında gerekli de. Ama sosyal demokrasi ile veya Kemalizm ile silahlı mücadeleyi savunan bir solu bir arada savunmak mümkün müdür? Kemalizm, bir sosyal eşitsizlik sorununu temel alan bir doktrin olmadığı gibi, sosyal demokrasi de işçi sınıfı iktidarını hedefleyen bir sosyalizm projesi değildir.
Mahir, Deniz ve birçok devrimci gencin hukuksuz ve zalimce katledilmesine karşı çıkmak ile Onları bugün birer siyasal rehber yapmak ayrı şeyler. Her ne kadar parti politikalarını temsil etmese de, çeşitli düzeylerdeki parti temsilcilerinin, sol ihtiyacını dile getirirken, marjinalleşmemeye ve kavram kargaşasına düşmemeye dikkat etmeleri gerekir.
Bul

Tarık Dursun K, 81 yaşını, Kocaoğlu ile kutladı...