PazarRSS
06 Şubat 2010 - 17:42

Kahraman kav, süpermarkete karşı

Başbakan’ın marketlere karşı ezilen bakkallar için “Bakkal olayı bitmiştir” sözleri, bu küçük esnaflara olan ilgiyi arttırdı. Peki ya marketlerin ezdiği şarap kavları, kaliteli Tekel bayileri?

Mehmet Yalçın Şişedeki balıkmyalcin@tnn.net Tüm Yazıları »



İstanbul’un ilk şarap kavı Cihangir’deki La Cave, sahibi Esat Ayhan’ın direnci ve müşterilerinin sahip çıkması sayesinde ayakta kalabiliyor.


Başbakan’ın marketlere karşı ezilen bakkallar için “Bakkal olayı bitmiştir” sözleri, bu küçük
esnaflara olan ilgiyi arttırdı. Peki ya marketlerin ezdiği şarap kavları, kaliteli Tekel bayileri? 


Belçika’nın Le Soir gazetesinden gelen muhabir, Cihangir’deki şarap butiğinde röportajının sonuna geldiğinde, butiğin sahibi Esat Ayhan’a sordu: “Peki en çok satan şaraplar hangileri?” Ayhan, karşılarındaki kara tahtayı göstererek, “Tebeşirle yazılı listeyi kaydedebilirsiniz” cevabını verdi. Muhabir tam listenin başındaki “AOÇ Boğa Kanı” ibaresini not ediyordu ki, Ayhan araya girmekten kendini alamadı: “Bir dakika... AOÇ’nin açılımını da not defterinize yazayım, şarabın ismi tam olsun.” Muhabir, “Apelasyon kısaltması değil mi?” dedi.
Esat Ayhan, kısa bir şaşkınlıktan sonra kahkahalarını koyuverdi... AOÇ, “Atatürk Orman Çiftliği”nin kısaltmasıydı. Muhabir ise, bunu birçok ülkenin saygın şaraplarında resmi bir kalite güvencesi olan AOC (Appelation d’Origine Controlee) kısaltması zannetmişti. Türkiye’yi tanımayan genç gazeteci, ülkemizde bir şarap kanunu olmadığını ve bu tür sistemlerin uygulanmadığını nereden bilebilirdi? İşin içyüzünü öğrenince, bu kez o kahkahalarını koyuverdi... Ertesi hafta Belçika’nın bu çok satan gazetesindeki tam sayfaya yakın röportaj, Türklerin şaraba adeta patlayan ilgisini, Türk şaraplarındaki güzelleşmeyi ve bu sevimli şarap butiğini anlatıyordu.
Mahalle aralarındaki şarap kavları, bu tür diyalogların yaşanabileceği, ayaküstü hoş sohbetlerin yapılabileceği, şarap haberlerinin öğrenilebileceği, müşterilerin şaraplarını tadıp öyle seçebilecekleri, onların öykülerini dinleyebilecekleri, küçük ama iyi üreticileri keşfedebilecekleri yerler. Öyle ki şarapseverler burada sadece yeni şaraplarla değil, birbirleriyle de tanışıyor ve kaynaşıyorlar, buraların rahatlatıcı ortamında şarapseverler arasında dostluklar, hatta flörtler bile filizleniyor, kimi zaman yeni yuvaların bile tohumları atılabiliyor... Öte yandan üreticiler de tüketicileriyle buluşabiliyor, fikirlerini alabiliyor...

Avrupa’da binlercesi var
Şarap kavlarını bu sütunlara taşıyan, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bakkallarla ilgili sözleri ve aldığı tepkiler oldu. Erdoğan hipermarketlerle ilgili yasalar tartışılırken “Bakkal dükkanı olayı bitmiştir” deyince, önce bakkallar ayaklandı, sonra da onların rollerinin bilincinde olanlar... Bakkalların marketler tarafından ne denli ezildiğinin hatırlanması damak tadı tutkunları arasında dayanışma çabaları doğurdu, medyada ve internet gruplarında “Bakkallara sahip çıkmazsak lezzetli kaşarı da, köylerden gelen yöresel ürünleri de unutup tekellerin sanayi ürünü yavan gıdalarına mahkum oluruz” yorumları yapıldı.
İki yıl önce mezecilerin giderek azalışıyla ilgili benzer bir yazı yazan biri olarak, bunlara tabii ki katılıyorum. Hatta “Keşke bir gazetemiz girmeye çalıştığımız AB’de hipermarketlerin ne kadar katı sınırlamalara ve cezalara tabi tutulduğunu, küçük esnafın nasıl korunduğunu araştırıp bir yazı dizisi yapsa da, büyük market lobilerinin demagojileri, saptırmaları ortaya çıksa” dileğinde bulunuyorum. Ama bu tartışmalarda marketler tarafından ezilen bir başka lezzet taşıyıcısı esnafın, Tekel bayilerinin ve şarap kavlarının gözden kaçırıldığını da düşünüyorum.
Mahalle aralarına kadar yayılan büyük marketler, giderek düzelme, kalite kazama yolunda olan Tekel bayilerini de saf dışı bırakıyor, yeni yeni filizlenen şarap kavlarımızı ise doğmadan öldürüyor. Yazının girişinde sözünü ettiğim Cihangir’deki La Cave yaşamını zor da olsa sürdürüyor ama, şarap rönesansımızın ilk yıllarında açılan şarap butikleri birer birer kapanıyor. Feneryolu’nda emekli bir özel sektör yöneticisinin açtığı “Üzüm”, Cihangir’de zarif bir genç hanımın işlettiği Bade şarap butikleri marketlerin rekabetine direnemedi. Kapadokyalı Turasan firması İstanbul’daki şarap mağazasını kapadı. İzmir’de açılan Babil Şarap Butiği İzmirlilerin ilgisizliğine dayanamayarak kapısına kilidi vurdu. Şarap ithalatçısı Adco’nun Etiler’deki Vinum’u yaşamını sürdüremedi. Birkaç şubeli şarküteri ve şarap mağazaları zinciri Okko iflas etti...
Lezzet ve çeşitlilik arayan, yeni tatlar keşfederek hayatına renk katmak isteyen insanlara hizmet üreten bu dükkan ve mağazaları kimse silah zoruyla yerinden çıkarmadı! Doğrusu dev marketler de karşılarında minicik bir nokta gibi kalan bu yerleri batırmak için gizli komplolar filan düzenlemedi. Onları batıran, müşterilerin küçük hesapları ve ilgisizliği oldu... 


Bakkal amca gibi, kavcı abi de şefkat istiyor
X şarabını üreticisinden sıkı pazarlıklarla 100 bin şişe aldığı için 1-2 lira daha ucuza satabilen market varken, şarap tüketicisi aynı şarabı bu kavlarda iki lira daha pahalıya almadı. Deterjan almak için markete giren, şarap almak için yüz metre daha yürümeye üşendi, şarabını da market sepetine koyuverdi. Bunları yaparken marketlerin şarapları sıcak spotların altında, dikine vaziyette, hırpalaya hırpalaya sattıklarına dikkat etmedi. Büyük zincir marketler yurtdışından sirkeleşmiş şaraplar dahi getirdiler, tüketici ucuzluk peşinde bunları da kapıştı. Fransa’daki Carrefour’lar şarapları özel dolaplarında yatık ve serin saklayıp başlarına da birer someliye dikerken, Türkiye’deki Carrefour şarabı daha iyi saklayıp sunmak için yatırım yapmadı, tüketici yine de ucuzluk uğruna şarabını buradan aldı. Şarapseverler olarak kavlara, şarap butiklerine, düzgün Tekel bayilerine vereceğimiz üç-beş liraları çok gördük, onları yaşatacak basireti göstermedik. Oysa şimdi küçük bir üreticinin şarabını bulabilmek için telefonla sipariş veriyor ve daha da fazla ödüyoruz.
Avrupa’da sayıları onbinleri bulan şarap butikleriyle ilgili koca koca rehber kitaplar bile varken, şarabın bu kadar popüler hale geldiği Türkiye’de üç büyük şehrimizdeki şarap butiklerinin sayısı bir düzineyi bulmuyor, yaşayabilenler can çekişiyor. Cihangir’deki La Cave, Nişantaşı’ndaki Kav Butik, Ankara’daki Keyif Shop gibi “Son Mohikanlar”, vakit çok geç olmadan şarapseverlerin kendileriyle ilgilenmesini bekliyor. Tıpkı bakkal amca gibi, kavcı abi de biraz ilgi, biraz şefkat istiyor... 

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
"TÜRKÜ BABA" lakaplı ünlü özgün müzik sanatçımızın adı nedir?
Markapon
©Copyright 2010