İnsanlar, doğdukları andan itibaren yaşlanmaya başlarlar. Doğduğumuz andan itibaren sürekli çalışan ve vücudun olmazsa olmaz tek organı olan kalp ile kalbin lojistik ortağı olan damarlar bu yıpranmadan en çok payını alanlardır. Kalp ve damar hastalıklarında en önemli risk faktörlerinden biri olan genetik altyapı, bu yaşlanma süreci ile birleşince hastalıkların ortaya çıkması kaçınılmaz olur. Genetik alt yapımızı ve ailesel faktörlerimizi değiştiremesek de sonradan gelişebilecek risklerden uzak durarak kalp damar sistemi hastalıklarından ve diğer sağlık sorunlarından korunmak mümkündür.

Dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan ve Türkiye’de yaklaşık olarak 4-5 milyon erişkini etkileyen “damar sertliği” (ateroskleroz) en önemli, ölümcül kalp-damar sistemi hastalıklarındandır. Endüstrileşmiş ülkelerde daha sıklıkla görülen kalp-damar hastalıklarına, Finlandiya gibi kuzey Avrupa ülkelerinde ve Japonya gibi Uzakdoğu ülkelerinde daha seyrek rastlanmaktadır. Eskiden aterosklerotik kalp ve damar hastalıkları yaşlı insanların sorunu olarak bilinmekteydi. Ancak günümüzün değişen yaşam koşulları, daha genç yaşta karşı karşıya kalınan risk faktörleri sebebi ile artık gençler de en az yaşlılar kadar kalp ve damar hastalıkları açısından tehlike altında.

Bundan 20-30 yıl önce kalp ve damar hastalıkları açısından rutin check-up yaşı 50 olarak tavsiye edilirken, günümüzde ailesinde kalp damar hastalıkları bulunan erkekler için bu yaş 30’lara kadar inmiş durumda. Eski dönemlerdeki insanlar, kalp ve damar hastalıkları nedeni ile ortalama 50’li yaşlarında ameliyat olurken günümüzde bu sınır 30’lu yaşlara düşmüş durumda. Bu yüzden gençlik çağlarından itibaren sağlıklı olmaya ve sağlığı korumaya dikkat etmek gerekiyor.

Beslenme, egzersiz, stres gibi önemli risk faktörleri olan günlük hayat dinamiklerinin kalp ve damar hastalıklarının gelişiminde rolü büyüktür. Günümüzde özellikle genç yaş popülasyonun hedef olduğu düzensiz beslenme en önemli sorunlardan birisi. Doğallığını yitirmiş, dengesiz içerikli, fast food tarzı kötü beslenme hem direkt kalp-damar sistemini yıpratmakta hem de obezite ve şeker hastalığı gibi sorunlara yol açabilmektedir. Günlük iş hayatının hareketsiz ve durağan hali gençleri etkileyen başka bir neden. Genç yaşlardan itibaren hareketsiz ve spordan uzak yaşam tarzı kalp-damar hastalıklarının artık daha erken görülmesinin bir başka sebebi. Hem eğitim hayatı hem de iş hayatı sırasında çeşitli nedenlerle karşımıza çıkan stres de kalp ve damar sisteminde erken yıpranmaya neden olmakta. Sigara tiryakiliği ile aşırı alkol tüketimi ve bu alışkanlıkların yaşının düşmesi ise kalp-damar hastalıklarının erken ortaya çıkmasının bir başka nedeni.

Tüm bu risk faktörleri göz önünde bulundurularak yapılacak hayat tarzı ve günlük alışkanlık değişiklikleri, kalp - damar hastalıklarından korunmada en önemli basamak. Düzenli beslenme, hareketli yaşam, düzenli spor, sigara ve alkol kullanmama gençlerin damar hastalıklarıyla mümkün olduğunca geç karşılaşmaları için alınabilecek temel önlemler. Bununla birlikte ailesinde kalp ve damar hastalıkları, şeker hastalığı, obezite, yüksek tansiyon problemi olanların daha da dikkatli olmaları gerekmekte.

Hava, su kirliliğinin olmadığı yerlerde büyüyen, doğal ve dengeli beslenme düzenine sahip, stressiz, sakin koşullarda yaşayan geçmiş dönem insanlarında kalp-damar sistemi hastalıklarının daha geç dönemlerde görülmesi gençlerimize yol göstermeli. Özellikle ailesinde kalp ve damar hastalığı bulunanların yukarıda belirtilen konulara dikkat etmeleri bir kat daha önemli. Genç yaşlardan itibaren sağlık bilincinin ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının oturtulması ise konunun felsefi olarak temelini oluşturmakta.

Hayat değerli, bedenimiz hayattaki en temel hazinemiz. Değerini erken yaşta kavrayalım. Sağlıklı, mutlu, huzurlu ve uzun bir ömür sürelim.