Oğlum arkadaşıyla birlikte okulunun bahçesinde oynuyor. Biz de arkadaşının annesiyle sohbet ediyoruz. Anaokulundan beri arkadaşlar, beş yıldır, yaşamlarının  yarısından fazla.

 

Bir anda arkadaşına yumruk attığını gördüm. Beynimden vurulmuşcasına yerimden fırladım. Bir yandan bu kadar şiddet karşıtı bir annenin çocuğu bunu nasıl yapar diye düşünürken, bir yandan da ona arkadaşından özür dilemesini söylüyordum.

 

Arabaya gidene kadar, arabada, yol boyunca konuşmaya, onun deyimiyle 'nutuk çekmeye' devam ettim. Dünyayı yaşanabilir hale getirmenin tek yolunun empati kurabilen insanlar yetiştirmek olduğuna inanan biri olarak, kendini arkadaşının yerine koymasını istiyordum. Ancak arkadaşı onu o kadar sinirlendirmişti ki yapamıyordu.

 

Olayı somutlaştırmaya ve bir örnekle anlatmaya karar verdim.

 

Anne : Bir hırsız bir eve girdiğinde suçlu kim?

Çocuk : Hırsız.

 

Anne : Peki ev sahibi, hırsıza zarar verirse suçlu kim, biliyor musun?

Çocuk : Ev sahibi.

 

Anne : Evet, doğru. Sebebi ne olursa olsun, bir insanın bir insanı yaralaması suçtur. Haklıyken haksız duruma düşersin.

Çocuk : Peki ama anne, o benimle dalga geçti, alay etti, kalbimi yaraladı. Kalp yaralamak suç değil mi?

 

Sessizlik…