Pazar

08.10.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 08.10.2017-2:30

“Kanepede iyiyiz!”

Sosyal medya ilişkileri nasıl etkiledi? Elbet düşünmüşsünüzdür. Burcuoğlu “Sosyal medya üzerimize bir yorgunluk bıraktı” diye başlıyor: “Her şey, yattığımız yerden parmağımızın ucunda. Kanepede iyiyiz! Kalkmak, emek vermek istemiyoruz”

Sitene Ekle

Fırat Karadeniz / firat.karadeniz@milliyet.com.tr

Şebnem Burcuoğlu’nun son kitabı “Çevrimdışı Aşk”, Dex Kitap etiketiyle yayımlandı. “Kocan Kadar Konuş”, “Kocan Kadar Konuş: Diriliş” ve “Şekerfare” kitaplarıyla başarıyı yakalayan Milliyet Pazar yazarı Burcuoğlu bu kez de kariyer hırsını bir kenara bırakıp güneyde bir köye yerleşmeyi düşünenleri, sosyal medyanın ilişkilere etkisini anlatıyor...

Kendi sözlerinizle hayatınız “180 derece değişti”. “Çevrimdışı Aşk”tan anladığım kadarıyla birazcık daha değişime ihtiyacınız var. Doğru mu?

Bir dönem Süpermen gibi yaşadım. Kıyafetlerimi tuvaletlerde değiştirip toplantıya koşuyordum. Kitap işi iyi gidince hayat da o yönde ilerledi. Bu dördüncü kitap. Bundan sonra beşinci kitap gelir diyemem. Açıkçası delice gelecek planları yapmıyorum artık.

Eskiden “delice gelecek planları” yapıyordunuz ama...

Evet. Önceden çok plan yapıyordum. Ama gelecek planı yapınca gelmiyor. Şu an akıştayım.

Bizim arkadaş sohbetlerimizde de var: “Kaş’a mı yerleşsek yoksa Çanakkale’ye mi? Ya da Çeşme mi acaba?” Bu kitap bu gibi sohbetlerden mi çıktı?

Doğru. Bizim sohbetlerimizde de laf dönüp dolaşıp güneye yerleşmeye geliyor. Bundan birkaç yıl önce laf dönüp dolaşınca evliliğe geliyordu. O zaman da “Kocan Kadar Konuş” fikri çıktı zaten. Şimdi muhabbet “Organik mi yaşasak, nerelere gitsek?” Tabii ki şehir hayatından da bunaldık. Hayat da inanılmaz pahalı. Fakat bu tarz yerlere gittiğin zaman hayat daha uygun. Bir de şehirlerde ne kadar kişisel hayatlar yaşasak da sosyal medya bağımlılığı gibi bir şey çıktı ortaya. O da bunaltıyor.

Organik bir hayata başlayınca sosyal medya peşimizden gelir mi?

Bu kitap için ben o bahsettiğimiz köylerde çok zaman geçirdim. Araştırma gerektiren bir kitaptı. Bu soruyu da büyük bir şehirden kaçıp oralarda yaşamaya başlayanlara sordum: “Koptunuz mu sosyal medyadan?” Gördüm ki bizim kadar bağımlı değiller.

“Bu da bir trend tabii ki”

“Bunlar da kendi yetiştirdiğim patlıcanlar” diyerek Instagram’da organik sebze fotoğrafı paylaşmıyor yani kimse?

Var, onlar da var. Fakat bizim şehirde alıştığımız gibi bir hayat yok orada. Kendi kendine kalıyorsun. Yapacak da bir sürü şey oluyor. Kendi çatını kendin tamir ediyorsun mesela. Oyalanacak bir şey bulunuyor. Bu yüzden sosyal medya azalıyor galiba.

Prestijli bir işten istifa edip, çatı tamir etmek 30 küsur yaşına kadar başarıyı kariyerle özdeşleştirmiş birini mutlu eder mi sizce?

Şu an o prestijli işlerde çalışan insanlar da şehirde mutlu olmanın yollarını arıyor zaten. Kişisel gelişimler, meditasyonlar, uygulamalar...

Bu da bir trend olmasın?

Bu da bir trend tabii ki. Nasıl aerobic’ten sonra step yapıyorduk. Onlar gibi bir şey... Aynı zamanda da ihtiyaç. O yüzden bu kadar yapıştık.

“Hayat sürprizlerle dolu; kısmet, hayırlısı...”

“Akıştayım, plan yapmıyorum” diyorsunuz. Peki bu akış nereye götürsün istersiniz?

İnan bilmiyorum. Bu yıl plan yapmayı bıraktım. Oğlak üstü Oğlak olarak süper planlı bir insandım ama plan yapasım yok artık. Bu kitap beni bir organik hayatın ortasına da taşıyabilir, severim sevmem, ama olabilir. Hayat sürprizlerle dolu. Kısmet, hayırlısı...

Plansızlık mutlu ediyor mu?

Bir deniz gibi düşünürsen; ne denizin altındayım ne de üstünde. Herkes aynı. Aşırı mutlu muyuz? Hayır. Aşırı mutsuz muyuz? Hayır. Bir idare etme durumu var, “Bugün de bitti çok şükür” diyoruz.

“Instagram’dan önce nasıl tanışıyorduk?”

Instagram çağında mutlu ilişki olmaz mı sizce?

En basiti sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri sözcükler çok kolay söylenir oldu. Aşk sözcükleri de nefret sözcükleri de... Çünkü bunu karşımızdakinin gözlerine bakarak söylemiyoruz. Bir de sosyal medya üzerimizde bir yorgunluk bıraktı. Kimse kimseye incelik yapmıyor. Her şey, yattığımız yerden parmağımızın ucunda çünkü. Geldiğimiz durum şu: “Yorgunum arkadaş, beni şu kanepeden kaldırmayın.” Kanepede iyiyiz! Yer yaptı koltuk minderi. Elimizde telefon, kaydıra kaydıra “alternatif denizi”nde geziyoruz. Kalkmak, emek vermek istemiyoruz.

Bir röportajda “Keşke sevdiğim adam sosyal medyada olmasa” dediniz. Benim aklıma tek bir soru geliyor: Peki nerede tanışacaksınız?

“Keşke olmasa” diyorum ama sosyal medyada olmayan birine de “Acaba bu manyak mı?” diye yaklaşıyorum.

Sosyal medya profilleri bir yandan da sosyal bir CV gibi değil mi? Açıp bakıyoruz ne seviyor, nereye gidiyor diye...

Sosyal CV lafı güzel. Bu doğru. Eskiden nerede tanışıyorduk? Her şeye çok hızlı alışıyoruz. Instagram’dan önce nasıl tanışıyorsak öyle tanışırız. Instagram’a laf söylüyoruz ama arkadaş ortamında tanışmak diye bir şey mümkün değil. Tabii Instagram’dan tanışmanın da raconu var. Takipleşilir, eski fotoğraflara bakılır. O eski fotoğraflardan en tatlı olanı, ailesiyle ya da kedi-köpeğiyle beraber olduğu bir fotoğraf, beğenilir...

Sosyal medyada tanıştık diyelim. Telefondaki iki boyutlu hayattan gerçek üç boyutlu hayata nasıl geçeceğiz?

Ben bunu Milliyet Pazar’a yazdım. Çok da paylaşıldı. “Siber flört lügatı” başlığı da... Catfishing, deep like, slowfading, ghosting, haunting, breadcrumbing gibi aşamalar var.

Kıskançlık da boyut atladı değil mi sosyal medyayla birlikte?

Tabii ki. Sen sevgilinle aynı koltukta otururken bile DM’den yürüdüğün insanla onu aldatabiliyorsun çünkü. Sosyal medyada bir alternatif denizi var. Her şeyi kontrol edemezsin. Eski sevgilinin fotoğrafları olacak mesela profilinde. Yeni sevgilin bir yerde patlar.

 


Etiketler:
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.