Ülkemizde yılda yaklaşık 180 bin kişiye kanser teşhisi konmaktadı. Bu sıklık Amerika ve Avrupa ülkelerinden daha düşüktür. Erkeklerde en sık akciğer ve prostat kanseri görülmektedir. Bu kanser türleri için tütün en önemli risk faktörüdür. Prof. Dr. Recep Demirhan, erken teşhisin önemini vurguladı. 

Kadınlarda ise her dört kanser vakasından biri meme kanseri olarak karşımıza çıkmaktadır. Son bir yıl içinde 17 binden fazla kadın meme kanseri tanısı almıştır. Çocukluk çağı kanserlerinde ise lösemi en sık görülen kanser tipidir. Genç erkeklerde ( 15-24 arası) testis kanseri görülürken, genç kadınlarda ise tiroid kanseri ilk sırayı almaktadır.

İnsanlar, yaygın kanser türlerinin en az üçte birinin daha sağlıklı bir beslenme biçiminin seçilmesi, tütün ürünlerinden uzak durulması, fiziksel aktivitenin arttırılması ve alkol kullanımının azaltılması ile önlenebileceği konusunda bilgi sahibi olmalıdır. Ayrıca ultraviyole ışını, radyasyondan korunma, mesleksel ve çevresel maruziyetlerin önüne geçilmesi ile kanserin risk faktörleri azalacaktır. 

Yapılan araştırmalar kanser oluşumunda genetiğin %10, çevresel faktörlerin ise %90 civarında etkili olduğunu göstermektedir. Çevresel faktörler içerisinde tütün, alkol, obezite ve enfeksiyonlar ilk sıralardadır. Her geçen gün daha fazla insan tütün ve tütün ürünlerine, hareketsiz yaşam tarzına ve yanlış beslenme gibi kanserin en önemli risk faktörlerine maruz kalmaktadır. Küresel olarak tütün kullanımı hala en büyük risk faktörü olup yıllık 5 milyon kanser ölümünden yani tüm kanser ölümlerinin %22 sinden sorumludur. 

Tütün kullanımının sağlık, ekonomik vb. zararları ortaya konduktan sonra öncelikle gelişmiş ülkelerden başlamak üzere son yarım yüzyıl boyunca tütün kontrolü yönünde çeşitli çalışmalar yapılmaya başlamıştır. Bu amaçla Tütün kontrolü çalışmaları yalnızca tütün kullanan kişilere yönelik çalışmalar olmayıp, bazı yasal düzenlemeleri gerektirir. Sigara kullanan kişilerin bu davranıştan vazgeçmelerini sağlama yönündeki bireysel yaklaşımların yanı sıra, toplumsal düzeyde de çeşitli uygulamalar yapılmalıdır.

Ülkemizde bireysel ve toplumsal düzeydeki düzenleme ve uygulamalar, topluma tanıtılması ve uygulanmasının sağlanması, sosyal pazarlama yaklaşımları bakımından gerekenler,’’ 4207 Sayılı Tütün mamullerinin zararlarının önlenmesine dair kanun’’la düzenlenmiştir. Tütün bağımlısı olan kişilere yönelik bireysel müdahale tekniklerinin bazıları tıbbi yöntemlerin kullanılması şeklindedir ve ‘’sigara bırakma poliklinikleri’’nde başarı ile kullanılmaktadır. Tüm bu düzenleme ve çalışmaların amacı tütün kullanımının engellemek dolayısıyla kanser gelişimini önlemektir.

Erken teşhis hayat kurtarır

Kanser türlerinin belirtilerini erkenden tanımak ileri tetkik ve tedavi için hastaların hekime erkenden başvurması erken tanı ve tedavide başarıyı artıracaktır. Bu nedenle, kanserde erken tanı programları toplumun, sağlık çalışanlarının ve sağlık politikası oluşturucuların bilgisini artırmayı amaçlamalı, erken teşhis imkanları ile ilgili farkındalığı artırmalıdır. Bu amaçla ülkemizde meme, kalın bağırsak, rahim ağzı kanserlerinin erken teşhisi için KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) aracılığıyla tarama programları yürütülmektedir. Ülkemizde 208 adet KETEM ile toplum tabanlı kanser taramaları sürdürülmektedir.

Ayrıca kişilerin kendi vücutlarındaki anatomik veya fizyolojik değişiklikleri fark etmeleri nedeniyle aile hekimi veya hastanelere başvurmalarıyla erkenden kanser teşhisi konabilmektedir. Çünkü erken teşhis, kanser tedavisinde başarının ilk adımı olmaktadır. Erkenden konan teşhis ile hastalar cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, immunoterapi tedavi seçeneklerinden faydalanarak tedavi olabilmektedirler. Son söz olarak kanserden değil geç kalmaktan korkmak lazım diyorum.