AKP’ye ikinci kapatma davası yolda mı? Zorlama ve zamansız bir soru değil bu... Bu soru, geçen cuma, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’ya gazeteciler tarafından zaten soruldu...
Yalçınkaya şu cevabı verdi: “Her parti hakkında kapatma davası açılıp açılmayacağı kendi fiilleriyle ölçülür. Bunu partiler zaten hissederler.”
Gazetecinin, sorusunda ne kadar isabetli olduğunu gösteren bir cevaptı bu...
Yalçınkaya, yüksek yargı mensuplarına ait telefonların usulsüz biçimde dinlenmesinin, anayasadaki hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle AKP aleyhinde zaten inceleme başlatmış bulunuyor.
Yürütmenin yargıya yasadışı müdahalesi... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın cevabındaki “partinin fiilleri” ifadesi, bu eyleme işaret ediyor.
Başlattığı inceleme henüz sürmekteyken, Yalçınkaya’nın bu sürecin sonucuyla ilgili net cevaplar vermesi zaten beklenemezdi...
Ama “Partiler zaten hissederler” demesi çok ilginçtir.
Mealen, “AKP, kapatma davası açılacağını zaten hissediyor” demek midir bu?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aynı gün, “Ortada hiçbir şey yokken, ‘Böyle bir şey vardır veya hissederler’ denilirse o ülkede demokrasi çarkı sağlıklı çalışmaz” diye tepki gösterdi Başsavcı’ya...
Başbakan, demokrasi çarkı konusunda söylediklerinde haklı... Ama ortada hiçbir şey olmadığı da doğru değil.
Ortada hiçbir şey olmasa, yine aynı günün sabahı, Yalçınkaya henüz “Hissederler” dememişken, Adalet Bakanı Sadullah Ergin Akşam’ın Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya’ya konuşmazdı (Haberi cumartesi yayımlandı).
Küçükkaya, “Bakan, özellikle hâkim ve savcı dinlemeleriyle Adalet Bakanlığı arasında ilinti kurulmasından rahatsız” diye yazmış.
Bakan Ergin, “İllegal dinleme yapılıyor mu?” sorusuna, “Hayır diyemem. Yapan cezasını çeker. Yaptırımı var” cevabını vermiş.
Peki, illegal dinlemelerin siyasi sorumluluğunu kim üstlenecek? Ve bunun yaptırımı ne olacak?
Mesele zaten burada düğümleniyor.
Bir de tabii, hukuk devleti ilkelerinin çiğnendiği savıyla bir kapatma davası açılması değerlendirilirken, yargıya yönelik usulsüz dinlemelerin “sistemli bir müdahale” niteliğinde olup olmadığı da tespit edilmek istenecektir.
Adalet Bakanı, AKP’ye yeni bir kapatma davası açılması ihtimali hakkındaki fikri sorulunca, belirgin bir “güven duygusu”yla cevap vermiş:
“Bu şapkadan bir tavşan çıkması mümkün değil. Ama büyük bir illüzyon yaparlarsa tavşan çıkar. O zaman da bakalım neler olur?”
Bakan’ın son cümlesinde bir uyarı var.
Normaldir...
Bir kapatma davası açılırsa, iktidarın bütün gücünü “karşı hücum” için seferber edeceğini öngörmek zor değil. İlk kapatma davasında da yaşandı bu...
Konu, bir iktidar mücadelesi mantığı içinde değerlendiriliyor. Dava açılmasını önlemek için “caydırıcı olması umulan söylemler”e müracaat edilmesinin nedeni bu...
Şamil Tayyar’ın 18 Ocak tarihli Taraf’ta yayımlanan Neşe Düzel röportajında söylediklerini bu gözle okuyalım:
“Eğer dava açılırsa bu sefer kesin kapatırlar. Bu kez yarıda bırakmazlar (...) Kapatma davası açılırsa Ergenekon süreci hızlanır. Daha büyük dalga operasyonlar olur. (...) Çünkü AK Parti uzlaşarak değil, çatışarak ayakta kalacağını birinci kapatma davasında anladı. (...) Birçok kuvvet komutanının ve emekli generalin içeri alınmasına yol açabilecek çok sürpriz gelişmeler yaşanabilir.”
İşte, güç dengeleri mantığı...
Ancak bu kez meselenin, ilişkileri onarılamayacak kadar kötüleşmiş bulunan yüksek yargı ve hükümeti, doğrudan karşı karşıya getirmekte olduğunu unutmayalım... Fiiller ve failler sabitse, bu kez başka bir oyun planını izlemek daha akılcı olabilir.
Yeni bir kapatma davasının neden olacağı ağır demokrasi ve istikrar hasarı ise başka bir yazının konusu...

Ey İran, ey zalimin zulmüne ortak olan!