Kar: “Gökten inen katılaşmış, yumuşak kürtük.” Dilimizde, en eski kaynaklarda geçen sözcüklerden biri kar. Türk Dili Etimoloji Sözlüğü’nde İsmet Zeki Eyuboğlu da, bu sözcüğün Türk dilinin en eski sözcüklerinden biri olduğunu, başka bir dilden dilimize girmediğini, özellikle vurguluyor.
* * *
Hiçbir dize, kar yağışını bundan daha iyi anlatamaz bana: “İncecikten bir kar yağar, / Tozar elif elif diye.” Bu iki mısra halk ozanımız Karacaoğlan’a ait. Elbette o, kar ve kar tanelerinin fırtınada savrulan görüntüsünü anlatmak için yazmamış bunu: O, sevgilisi Elif’e duyduğu büyük aşkı dile getirirken, kar tanelerini onun ismiyle özdeşleştirip içindeki sevdayı dile getirmiş. Kıtanın sonraki mısralarını da şöyle bitirmiş: “Deli gönül abdal olmuş, / Gezer elif elif diye.”
* * *
Kar, kardan adam, pencere önünde ekmek kırıntısı yiyen serçeler, kartopu oynayan ve kızak kayan çocuklar ilköğretim kitaplarının vazgeçilmez figürleridir. Çocuklar için hazırlanmış pek çok antolojide, “mevsimler” bölümü içinde “güz, kış, ilkbahar, yaz” şiirleri vardır. Bunların içinde en geniş yeri kış şiirleri alır. Edebiyatımızda “kış, kar, kardan adam, şubat, kar yağışı, ağaçlar” başlıklı pek çok şiir vardır...
Çok bilinenlerden kısa örnekler vereyim...
Yusuf Ziya Ortaç: “Fırtına bir hallaç gibi, / Gökte bulutları atar. / Gittikçe bastırır tipi, / Dünya kar içinde yatar...”
Fazıl Ahmet Aykaç: “Kışın akla ne sığar, / Ne de yarar işleri. / Saçakların şimdi var, / Buzdan yapma dişleri...”
Ali Ulvi Elöve: “Her tarafta kar, kar, kar... / Rüzgârdan iner, kalkar, / Bulutlar öbek öbek... / Köy uzakta belirsiz; / Üstünde bir beyaz sis. / Ne yol kalmış, ne de iz...”
Şükrü Enis Regü: “Haydi kartopu oynayalım çocuklar, / Yapalım şuraya bir kardan adam: / Gelip geçene selam dursun / Her sabah ve her akşam...”
Ben de kışı şöyle anlatmıştım: “Kış gelince çocuklar / Paltolarımızı, çizmelerimizi giyeriz / Yaz gelince de soyunuruz tüm bunlardan / Peki neden ağaçlar / Kış gelince soyunurlar da / Yaz gelince kış gelmiş gibi / Yapraklarla örtünüyorlar?..”
* * *
Kar, çocuklarda olduğu kadar yetişkinlerde de kardan adam yapma isteği uyandırır. Kardan adam, deyip geçmeyin; yapılış aşamasında onun da pek çok şeye gereksinimi vardır. En azandın olmazsa olmazı şunlardır: Burun için bir havuç, göz için iki parça kömür, eskimiş uzun bir atkı, çalı süpürgesi, şapka... Bundan sonrası yapanların yeteneğine kalıyor.
* * *
Dünyanın en büyük iki kardan adamı da Maine kentinde yapılmış. İlki 1999 yılında Olympia Snowe sebebiyle yapılmış. Kentin valisi Angus King’in adına “Dağların Kralı Angus” diye yapılan bu kardan adam 36 metre boyundaymış. İkincisi yine aynı kentte, bu kez 37 metre olarak yapılmış ve dünyanın en uzun kardan kadını (adamı) rekorunu elinde tutuyor. 2400 kişinin yaşadığı bu kayak kentindeki kardan kadının kirpikleri kullanılmayan kayaklardan, kırmızı dudakları boyanmış araba lastiklerinden yapılmış. Ayrıca dev bir şapkanın dışında boynunu saran atkının uzunluğu da 30 metreymiş. Kardan kadın Jim Sysko isimli bir inşaat mühendisinin tasarımıymış.
* * *
Dışarı çıkıp kardan adam yapamadığım için, ben de sözcüklerle bir kardan adam yapayım dedim. Umarım soğuk bir yazı olmamıştır!..
Bul

İslam’ın kurtuluşu için Kuran dışındaki dini kitaplar yasaklanmalıdır