‘Bazen insanları rahatsız etmek heyecanlandırıyor’

“Tasarımcı olmasaydım politikada iki aşırı ucun olduğu bir partim olurdu” diyen tasarımcı Erdem Akan, bazen insanları rahatsız etmekten, tekrar düşünmelerini sağlamaktan heyecan duyuyor

‘Bazen insanları rahatsız etmek heyecanlandırıyor’

Boğaziçi Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’ne isteyerek  mi girmiştiniz?
Bizim dönemimizde mühendislik dışında bir bölümü kazanmak başarısızlıktı. ‘Bir insanın matematiği, fiziği iyiyse iyi bir ressam olamaz mı ya da bir ressamın matematik bilgisine ihtiyacı yok mu?’ gibi sorular geliyor aklınıza ama o yaşlarda bunları soramıyorsunuz. Sizi okulunuz, aileniz ve çevre yönlendiriyor. Ben bölüme girdiğimde ‘herhangi bir aletin kabuğunu da, iç mekanizmasını da aynı disiplin yapar’ diye biliyordum ama öyle değilmiş. İkinci sınıfta ürün tasarımını öğrendim ve o andan itibaren de sadece bu konuda kariyerimi düzenlemeye çalıştım.

Sizin için “Her işi acil tasarımcı” demişler. Sabırsız mısınız yoksa çok mu işiniz var?
Her ikisi de galiba. Biraz hızlı düşünüyorum, daha hızlı üretmek istiyorum. Bir de her müşterinin ihtiyacı aynı; ucuz ve iyi proje. Bu da sizi hızlı yapıyor. Bir süre sonra bu hızdan dolayı tercih ediliyorsunuz ve böyle bir üne sahip oluyorsunuz.

Kuveyt Şeyhi Al-Sabah’ın Villa Moda’yı tasarlaması için Maybedesign’ı seçmesine neden olan çift cidarlı bardak sizin fikriniz. Fikrin aklınıza geldiği anı hatırlıyor musunuz?
Cam üreticisi büyük bir firmanın müdürü, “Erdem bazı şeyleri de değiştiremezsin, dokunamazsın. Onlar artık gelenekselleşmiş ve kalıplaşmıştır. Mesela Türk çay bardağına ne yapabilirsin ki?” dedi. Bu beni motive eden ilk durumdu. Benim için bir meydan okumaydı. Çünkü her gün gördüğünüz bir objeyi değiştirebiliyorsanız, yeni vizyonlarınız varsa bu diğer konularda da neler yapabileceğinizin göstergesidir. 

Bu meydan okumam Türkiye’de değil, Kuveyt’teki şeyh tarafından anlaşıldı. Çünkü Türkiye’de bir müşteri geliyor, “Siz plastik konusunda tecrübelisiniz ama plastik bahçe mobilyaları konusunda tecrübeli değilsiniz. O yüzden bu işi size vermiyoruz” diyor. Biz de “Daha önce hiç bahçe mobilyası yapmamış olmak bir avantaj, çünkü yepyeni fikirle yeni ve taze şeyler yaparız” diyoruz. Çünkü beyaz bir sayfada kendinizden bile bağımsız oluyorsunuz. Aynı işi, aynı şekilde yapmak garanti belki ama çıkanlar farklı, dünyayı sarsan sonuçlar olmuyor. Yurtdışındaki firmalar risk almayı biliyor, sonra ‘Bak İtalyanlar, Fransızlar nasıl yapıyor’ deniyor. Biz sadece başarı hikâyelerini görüyoruz. Bir tane başarılı projenin arkasında aslında 9 tane başarısız proje var.

Villa Moda projesinde neler yaptınız, size neler kattı?
Maybedesign olarak yaptığımız ilk moda mağazası projesiydi. Al Sabah, Ortadoğu’nun sokak çarşısı kültürüyle Batı’nın mağaza kültürünü birleştirmemizi istedi. Personel kıyafetinden içeride çalan müziğe kadar her şeyi üç ayda tasarladık. Kavramsal bir dükkân oldu; Doğu’daki kargaşa var ama içerideki mallar lüks batı malları. İtalyanların 2007’nin en iyi dükkânları kitabında yer aldı. Örnek aldığımız, çok önemli mimarlarla aynı kitapta yer almak gurur ve motivasyon kaynağı.

Ron Arad, Karim Rashid, Denis Santachiara, Tom Dixon’la çalışma şansınız olmuş. Neler öğrendiniz?
O tasarımcılar benim için yarı Tanrı, yarı insan konumundaydı. Birlikte çalışınca şunu fark ettim: Düşünce sistemimiz, eğitimimiz, tecrübemizle aslında onlardan çok farklı değiliz. Onların da insan olduğunu fark ettim. Bu da kendinize olan güveninizi ve inancınızı artırıyor. Çok iyi tasarımcılar ama onlar da hata yapabiliyor. Onun dışında teknik olarak çok şey öğrendim.

‘Bazen insanları rahatsız etmek heyecanlandırıyor’
Anladığım kadarıyla kıyafetlerinizde siyahı tercih ediyorsunuz. Neden?
Birincisi siyah standart ve ‘bugün ne giydi?’ diye müşterinizin incelemesi altına girmiyorsunuz. Sabah kalktığınızda tercih yapmak zorunda kalmıyorsunuz. ‘Çay mı, kahve mi içersin’ sorularında bile paralize olabiliyorum. Üçüncüsü bana yakışıyor. Bir de beyaz ve siyah hayal gücüne yer açıyor. Ayrıca siz zaten renkliyseniz bir de renkli giyinmeye gerek kalmıyor. Siyah sakin ve dingin oluyor. Siyah daha tanımsız; göstermek istediğimiz fikirler ve ürünler olduğu için kendimizi geri plana atıyoruz.

Tasarım yaparken gece olmalı, yanımda kimse olmamalı gibi kurallarınız var mı?
Kimse olmasın, gece olsun isterim. Özellikle 00.00-01.00’den sonra performansım artıyor. Favori ortamlarımdan biri, uçak. Uçak yolculuğunda metaforik olarak her şeyin üzerinde oluyorsunuz. Uçakta hiçbir yerde değilsiniz ve hiçbir yere karşı sorumluluğunuz yok gibi bir his oluşuyor bende. O zaman defteri karalamak çok keyifli, özgür ve verimli oluyor.

Vazgeçemeyeceğiniz obje, renk, desen...
Ben bu toprakların, burada doğmuş olmanın bir anlamı olduğuna inanıyorum.
Dünyadaki tasarım büyük bir çorba. Bu çorbaya bir baharat katmanız lazım. Bu baharatı Çin’den, Fransa’dan da bulabilirsiniz ama ben burada büyüdüm ve buradaki lezzetler benim için özel. Bunların nasıl karıştırılacağını ben biliyorum. O yüzden bir Türk, Ortadoğu ya da geniş anlamda Osmanlı baharatlarından bulup çorbanın içine katmaya çalışıyorum. Bunu borçlu olduğumu düşünüyorum yoksa bu baharatlar ya kaybolacak ya başkaları yanlış bir şekilde kullanacak. Türk motiflerinin kullanılmasından yanayım.

Erdem Akan’ın imzası nasıl anlaşılır?
Erdem Akan ürünleri soru sormalı, kullanıcıyı düşündürmeli, alışılmış günlük durumları sorgulatmalı. Doğu ve Batı, el yapımı ve seri üretim gibi iki zıtlığı bir araya getirmek isterim, bunlar gerilim yaratır. Bir yumurta masanın kenarında duruyorsa bakarsınız, ortada duruyorsa bakmazsınız.

Gerilim dışında zıtlıklar neden bu kadar etkileyici sizin için?
Bütünlüğü sağlayan buymuş gibi geliyor. Sadece bir yönü aldığınızda sanki eksik kalıyor. Provokatif bir durum ve benim hoşuma gidiyor. Herhalde tasarımcı olmasaydım politikada iki aşırı ucun olduğu bir partim olurdu. İnsanlar hiçbir şey düşünmeden otursun, herkes aynı şekilde yaşasın hoşuma gitmiyor. Bazen irite etmek, rahatsız etmek, tekrar düşünmelerini sağlamak heyecan veriyor.

Sürekli yeni şeyler yaratma zorunluluğu telaşlandırıyor mu sizi?
Telaşlandırıyor sanırım çünkü özellikle projelerin başlarında daha gergin, sinirli, sıkıntılı oluyorum. Sadece tasarımcılar değil, tüm iş kolları yaratıcı olmak zorunda. Yepyeni bir şey bulmanın yanı sıra çok önceden beri var olan ama hiç bir araya getirilmemiş iki şeyi bir araya getirmek de yaratıcılık. İcat seviyesinde tutmayıp tasarımı bir seçim, sentez gibi kurgulayınca rahatlıyorum.

Mutlaka yapmalıyım, dediğiniz bir tasarım, proje var mı?
Kapalıçarşı heyecanlandırıyor. Çünkü herkes büyük alışveriş merkezlerine kaymaya başladı. Bu durum mutluluk verici ama aslında Kapalıçarşı dünyadaki çarşı örneğinin ilki ve en büyüğü. Oranın durumu hoşuma gitmiyor; aynı malı satan yüzlerce aynı dükkân var. Turist geldiğinde Kapalıçarşı’ya götürürüz ama normal zamanda alışveriş yapmak için çok fazla gidilmez. Kapalıçarşı’nın bir değeri yoksa yıkalım ama ben çok büyük bir değeri olduğuna inanıyorum. 

Burası dünyanın alışveriş merkezi olabilecek nitelikte. Oranın çok özel kumaşların, dokuların, kokuların, seslerin, yemeklerin merkezi olduğunu düşünebiliyor musunuz? Güney Amerika’dan Uzakdoğu’ya, Kuzey Afrika’dan Kuzey Avrupa’ya kadar modern dizaynın da, etnik dokunun da olduğu bir merkez olmasını istiyorum.
Kendi değerlerimizi çok hafife alıyoruz, farkına varmıyoruz. Eminim böyle bir çarşı İtalya’da olsaydı, belediye başkanları ‘İtalya’daki çarşıyı Türkiye’de yapacağız’ diye girişimde bulunurdu. Var olan değerlerin tozunu silip tekrar yerleştirmek bana heyecan veriyor.

Bunları gerçekleştirmek adına adım atıyor musunuz?
Atmıyoruz çünkü daha önce attığımız adımlar için çok uğraştık. Sadece anons ediyoruz. Türk lirası değiştiğinde yeniden tasarlanması için de uğraş vermiştik. Her gün cebinize giren paranın bir tasarımcı tarafından tasarlandığını düşünün. İlla biz olalım diye değildi, dünya tasarımcıları arasında bir yarışma yapılabilirdi. Türk parasının modern bir yüzü olabilirdi, çok büyük bir fırsattı yenilenmek için.

‘Bazen insanları rahatsız etmek heyecanlandırıyor’

Estetik ve Old Boy

 İzlediğinizde etkilendiğiniz film?
Chan-wook Park, Old Boy.

En sevdiğiniz kitap?
İsmail Tunalı, Estetik.

16 Eylül 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber