Geri Dön

Şirket yöneticileri neden uyku koçluğu almalı?

Professiyonel Yaşam Koçu Sn. Fırat Çakır Uyku Koçluğu ile ilgili tüm merak edilenleri Milliyet Kariyer Okurları için paylaştı

Şirket yöneticileri neden uyku koçluğu almalı?

ŞİRKET YÖNETİCİLERİ NEDEN UYKU KOÇLUĞU ALMALI?


Günümüz çalışanlarının en büyük sorunlarının başında stres ve iş yoğunluğu gelmekte. Bu yoğunluk kimi zaman uyku bozukluğuna kimi zamansa stres ve öfke kontrolsüzlüğüne neden olmakta. Yaşanan rahatsızlığın nedenlerinin farkına varanlar olduğu gibi yıllarca çözümü yanlış yerde arayanlar da küçümsenmeyecek sayıda. Uyku bozukluğu beraberinde konsantrasyon eksikliği, enerji düşüklüğü, algıda kapalılık, öfke patlamaları, iletişim sorunları, mide rahatsızlıkları, sırt-bel ve boyun ağrıları gibi birçok problemi getirmekte. Yaşanan bu rahatsızlıklar gerek iş gerekse aile ve özel hayatımızda büyüklü küçüklü sorunların yaşanmasına neden olmakta. İlaç kullanarak enerjisini yükseltmeye çalışanlar olduğu gibi antidepresan kullanarak sakinleşmeye çalışanlarda kendine zarar vermekte.


Şu unutulmamalıdır ki, sebep ortadan kalkmadan sonuç değişmez. Hayatımızın istediğimiz güzellikte olabilmesi için sorunları tespit etmeli ve kalıcı çözümler üretmeliyiz. Anlık çözümler sorunların ertelenmesine neden olur. Oysaki, yaşanan sorun hala oradadır ve sadece üstü örtülmüş bir gün mutlaka ortaya çıkacaktır. Bazı yönetici ya da ekip liderleri yaşamakta oldukları sorunlara çözüm bulamadığından mesai harcadığı arkadaşlarıyla türlü sorunlar yaşayarak istenmeyen adam ilan ediliyor. Sonrasında kendi gibi ekip arkadaşları ve hizmet ettiği kurumda zarar görmeye başlıyor. Uykusuzluğun ortaya çıkardığı onlarca hastalık ve problem bazen hayatın çekilmez bir hal almasına neden oluyor.


Kaliteli bir uyku düzeni olan yöneticilerin işlerine odaklanmakta bir problem yaşamadıkları, enerjileri yüksek olduğu için mesai arkadaşlarının da aynı şekilde enerjik olduğu görülmekte. Kendi psikolojik durumu çok iyi olan bir yöneticinin iletişi iyi olduğundan ne ekibiyle ne de üstleriyle sorunları olmamakta. Bu da iş verimliliğini en üst seviyeye çıkarmakta. Kaliteli uyku uyuyabildiği için sırt-bel ve boyun ağrıları yaşamayan yönetici örnek bir rol model olmaktadır. "Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz" sözü bu tür yöneticiler için oldukça uygundur. Aklı yaşadığı mide sorunları, ağrılar, uykusuzluk, stres ya da konsantre olamamakta olan bir yöneticinin ne kendine ne de ekibine faydası olur.


Bu ve buna benzer birçok sorunu ortadan kaldırıp, hepsinin yerine olumlu yanlar koyabilmek için bir yönetici ya da işveren mutlaka uyku kalitesini arttırmalı ve bir düzen getirmelidir. Bunu kendi başına yapamayan kişiler mutlaka konu ile ilgili koçluk almalı ve hayat kalitesini arttırmalıdır. Bazen giyilen bir kıyafet, bazen yenilen bir yemek veya içilen içecek, bazen odanın rengi bazende yatak-yorgan-yastık seçimi uykusuz kalmamıza neden olabiliyor. Bazense gün içinde yaşadıklarımız uykumuza etki edebildiği gibi, kimi zamansa az miktarda ışık veya ses de aynı sorunlara neden olmakta.


Şu unutulmamalıdır ki, gün uyanınca değil uyuyunca başlar. Nasıl uyuduğumuz nasıl uyanacağımızın göstergesidir. Yaşam enerjimiz olan uykuya gereken önemi vermeli ve günümüzün en güzel şekilde geçmesini sağlamalıyız.

YOĞUN İŞ TEMPOSUNDA UYKU DÜZENİ NASIL SAĞLANIR?


İş temposunun yoğun yapılacak işin fazla olması çoğu zaman işin, iş yerinde kalmasına müsaade etmemekte. İstesek de istemesek de bazen işlerimizi eve getirmek veya aklımızda taşımak durumunda kalıyoruz. Yoğun iş hayatı olan kişilerin yataklarına girdiklerinde dahi akıllarında hala bitiremedikleri işler olmakta. Kişi aklında ne ile uyursa, sabah aynı düşünce ile uyanır. Mutlu, huzurlu şekilde uyuyan insanlar sabah mutlu, huzurlu şekilde uyanır. Aklında stres, kaygı, korku gibi düşünceler ile uyuyanlar ise sabah uyandıklarında stres, kaygı ve korku ile uyanırlar. Güne nasıl başladığımız nasıl geçireceğimizin bir göstergesidir. Aynı şekilde nasıl uyuduğumuz da nasıl uyanacağımızın bir göstergesidir.


İş yerinde yemek yemeye vakit bulamayanancak enerjik olabilmek adına kafein tüketenlerin sayısı az değildir. Bazen yemek yemeyi bazen su içmeyi bazense nefes almayı unuttuğumuz olabiliyor. Nefes de, yemek de, su da hayatımızın en önemli üç enerji kaynağıdır. Bu üçlünün düzenli olması hayatı güzelleştirirken, düzensiz olması çekilmez hale getirebilir. Sadece beslenme düzenine dikkat edilerek ya da egzersiz yapılarak hayatın daha kaliteli olacağı yönünde inanç geliştiren insanlar genelde hayal kırıklığı yaşamakta. Çoğu zaman düşünce ile hayatın kendisi aynı olamamaktadır.


24 saatlik zaman diliminin bir kısmı uyumak, bir kısmı çalışmak, bir kısmı ise yaşamsal ihtiyaçlarımızı karşılamak içindir. Bu düzenin karışması hayatımızın alt üst olması anlamına gelir. Nedeni de çok basittir. Günün her zaman diliminde farklı enerjiler hakimdir. Gündüz enerjik olmamızı sağlayan bir enerji hakimken, akşam saatlerinde uyumamızı sağlayan enerjiler hakim olmaktadır. Yazın mutluluk, kışın ise sakinleştirici hormonlar hakimdir. Yapılması gereken eylem zamanında yapılmadığında gereken verimin alınması mümkün değildir. Bu veriler uyku düzeninin önemini bir kez daha ortaya çıkarmaktadır.


Birçok kişi zamansızlıktan dolayı uyuyamadığını öne sürer. Zamansız olmak başka bir şeydir, zamanı doğru yönetememek başkadır. Doğru zamanda doğru işler yapıldığında en iyi verim alınacaktır. Doğru bir uyku düzeni sağlayabilmek için yapılması gereken bazı işlemler vardır. Öncelikle akşam saatlerinde kafeinli içecekler tüketilmemelidir. Eve gidildiğinde mutlaka ılık su ile duş alınmalı ve ayaklar çıplak iken duvara eller bastırılarak durulmalıdır. Bu sayede ayaklar yere bastığı ve eller duvarda olduğu için topraklama yapılır. Bu işlem negatif enerjilerden kurtulmaya yarar. Sonrasında pamuklu kıyafetler giyilir. Yatmadan 3 saat öne yeme ve kalorili içeceklerin içilmesi bırakılır. Yatılacak oda havalandırılır. Yatak odasında telefonla konuşma, günün kritiğini yapma, bilgisayarla çalışma, televizyon izleme gibi işler yapılmaz. Bunlar daha kaliteli uyumaya yardımcı olur. Gece kaliteli uyku uyuyamayanlar bu açığı öğlen saatlerinde 45 dakikalık siesta ile telafi edilebilir. Gün doğarken ya da gün batarken uyumaktan mutlaka uzak durulmalıdır. Güneşin batmasına bir saat kala kesinlikle uyunmamalıdır. Bu saatte uyunulan uyku şuur kayıpları, kendini bilmeme gibi hafıza kayıplarına neden olmaktadır.


İş yoğunluğu ne kadar fazla olursa olsun, çalışan kişi kendi istirahatine zaman ayırmalıdır. Gerekli olan bu zaman ayrılmadığında yaşanacak maddi, manevi kayıpların önüne geçmek mümkün olmayacaktır. İşi iş yerinde bırakmayı alışkanlık haline getirmeli, bu başarılamıyorsa; en azından yatak odasına sokulmamalıdır. Bir zaman bunu yapmak çok zor olsa da bir süre sonra alışkanlık haline gelecektir.


Detaylı bilgi için http://www.firatcakir.com.tr sitesini ziyaret edebilirsiniz.

25 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni25 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber