Yazarlar
08.11.2014 - 02:30

Kartopu eriye eriye...

Sitene Ekle
Olaylar ve İnsanlar  |  Hasan Pulur h.pulur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Gazetecilere genellikle tarihin tanığı derler; doğru.
Gerçekten bu güne kadar, 1954’ten bu yana birçok olayın tanığı olduk.
Lakin iki büyük davanın tanığıyız diyemeyiz.
Ergenekon ve Balyoz davaları.
Sağdan soldan okudukça çok hayıflanıyoruz.
***
Geçen gün Şirin Payzın’ın bir programından öğrendik, ağzımız açık kaldı.
Bir olaydan söz edilirken sanığın ya da tanığın oturduğu adres açıklandı.
İtiraz edildi!
Nedir itirazın nedeni? Orada oturdu, oturmadı tartışması olsa neyse, konunun geçtiği adresteki sokağın yok olduğu söylendi.
Ne demek bu?
Bu şu demek.
O tarihte öyle bir sokak yoktu.
Tartışmalardan sonra anlaşıldı ki öyle bir sokak olmuş ama belediye daha sonra sokağın adını değiştirmiş.
Şimdi konunun o eski sokakta geçtiği iddia ediliyor.
Karşı taraf da haklı olarak “Böyle sokak yok ki” diyor.
Şimdi binlerce sayfalık dosyayı incelemek zorunda kalan hâkimin, mahkemenin halini düşünün.
Nelerle uğraşıyorlar.
***
Bekliyorduk; böyle büyük bir sarayda büyük şeyler olmasın diye.
Şimdilik bir Sayıştay raporu var.(X)
Raporda şöyle deniyormuş:
“Kalıp iskelesi imalatlarının çelik borudan yapılması nedeniyle, ödemelerin oluşturulacak çelik borudan kalıp iskelesi analiz fiyatları üzerinden yapılması, daha önceki hakedişlerde ahşap kalıp iskeleti fiyatından dolayı oluşan fazla ödemenin tahsil edilmesi önerilir. Elektrik tesisatı imalatlarında imalat kalemleri içinde yer almasına rağmen sözleşmede mükerrer olarak yer alan imalatların (...)”
Rapor bu ve buna benzer beyanlarla, bölümlerle sürüp gidiyor.
Herhalde Sayıştay işin doğrusunu bulacaktır.
Zaten nerede devletin elinin bulaştığı bir iş var mutlaka böyle iddialar ortaya atılır.
Biliyorsunuz Osmanlı’nın güzel bir deyimi vardır:
“Devletin malı deniz, yemeyen domuz.”
Ne domuzu, domuz oğlu domuz.
Yedi sülaleleri yedi bitiremedi.
Neden?
Nedeni sorulur mu böyle istenmiş, böyle kurulmuş.
***
Rahmetli babam anlatırdı.
Garp cephesinde bir teftiş sırasında erat yemeklerden şikâyet etmiş.
İsmet Paşa kıtanın başındaki çavuşa yerden kar almasını söylemiş.
Kartopu elden ele dolaşa dolaşa, sonuncu ere gelince kocaman kartopundan bir ceviz kadar kalmamış.
Paşa, “İşte” demiş:
- Devlet kartopu veriyor, size ceviz topu geliyor.
***
Bahçeye havuz yapmışlar, etraf düzenlenmiş, güzel bir süs havuzu.
Açılış töreni yapılmış, musluğu açmışlar, su gelmemiş.
Meğer havuza ortaya, şadırvana su getirecek boruyu döşemeyi unutmuşlar.
Unutmuşlar, anlarsınız ya!
HHH
Diyeceğimiz şu, aslında diyecek fazla bir şey yok ya.
Şu Meclis’teki soruşturma önergesi bir açılsa, olan biteni ve de olacak biteni hep birlikte görürüz.
——————-
(X) Başak Kaya, Sözcü gazetesi, 06.11.2014.

Yazarlarda Ara
Bul
İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söze ne ad verilir?
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.