Ceren ve Emre, 2 senelik evliler. Emre flört ettikleri günleri özlüyor olmakla beraber, evliliklerinde çok da büyük bir sorun olmadığını düşünüyor. Ceren ise geleceğe dair çok endişeli. Aralarındaki sorunları konuşamadıklarından yakınıyor. “Problemleri sürekli halının altına süpürüyormuşuz gibi hissediyorum. Emre hiçbir zaman sorunlarımızı konuşmak istemiyor. Çözemediğimiz her mesele, yarın karşımıza çıkmayacak sanki.  Emre’ye güvenemiyorum artık” diyor. Ceren’in yanında sakin sakin oturan Emre, birden Ceren’in sözünü kesiyor. Aslında cevap beklemediği çok belli bir ses tonuyla,  “Koşunca çözebiliyor muyuz sanki Ceren” diye soruyor.  “Her konuşmamız kavgayla bitiyor. Sonunda ben öfkeleniyorum, Ceren de ağlama krizlerine kapılıyor. Bu duruma gelmektense, hiç konuşmamak  daha iyi değil mi?”

Buse ve  Cüneyt ise  7 aydır birlikteler. Buse evlenmek istiyor. Artık evlenme yaşının geldiğini,  biyolojik saatinin bebek alarmı çalmaya başladığını  düşünüyor. Cüneyt ise Buse’yi çok seviyor olmakla beraber, evlenmekten korkuyor. Ona göre ilişkileri henüz yeterli olgunluğa erişmiş durumda değil. Kendi yaşlarının değil, ilişkinin yaşının henüz genç olduğunu düşünüyor. Endişelerini; “Çok fazla tartışıyoruz. Neredeyse her konuşmamız kavgayla bitiyor. Geç kalmamdan, bardağı ortada bırakmama kadar, her şey kavga konusu. Buse’nin dilinin kemiği yok maalesef. Buse’yi çok seviyorum ama böyle kavga dövüş bir evlilik de istemiyorum” diye ifade ediyor.

Peki ama, nedir birbirini bu kadar seven çiftlerin her tartışmalarını kavgayla sonuçlandırmalarının nedeni?   Birlikte gülen eğlenen bu insanlar, neden iş  kendi problemlerini konuşmaya geldiğinde sonu hep kavgayla biter.

Öncelikle tartışma ve kavgayı birbirinden doğru ayırmak gerek. Tartışmanın enerjisi kötü olsa bile, tartışmak son derece sağlıklıdır.  İki insanın fikir ayrılığı yaşamaması, her daim aynı kararda olması ne mümkün. Zaman zaman kendimizle bile tartışıp, yaptığımız şeylerden ya da söylediklerimizden pişmanlık duymuyor muyuz?

Hiç tartışmayan bir çift için iki olasılıktan bahsedebiliriz; Ya geçmiş süreçte tartışmış ve sorunlarını çözmüşlerdir. Yani bugüne dair ilişkilerini etkileyen ve etkileyecek problemlerde fikir birliğine varmışlardır. Ya da, tartışmamak adına problemlerin üzerini kapatıyorlardır, ki bu çok tehlikeli.  Sorunları görmezden gelmek, tartışmamak adına üzerini kapatmak, bir gün büyük bir patlama yaşanacağına delalettir.

Ancak tartışma ve kavga etmenin ayırımını, doğru yapmak gerekir. Elbette fikir ayrılıkları olacak. Hatta bu fikir ayrılıkları tartışılırken, heyecanlanılacak, sinirlenilecek ve sonuçta çözüme ulaşmanın iç huzuru yaşanacak. Fakat tartışma kontrolden çıktığında, taraflar artık öfkesini kontrol edemez olduğunda ve incitici sözler filtresiz telaffuz edilmeye başlandığında, artık tartışmaktan bahsedemeyiz. Kavga başlamış demektir ve hiçbir mesele, böyle kontrolsüz bir ortamda çözüme ulaşamaz.

 

Her sağlıklı ilişkinin temeli, doğru iletişimle başlar. Kavgadan kaçınmak ve doğru bir iletişimle sağlıklı tartışabilmek için, dikkat edilmesi ve ilişkide prensip kabul edilmesi gereken bazı kuralları benimsemek önemli;

 

·         Öncelikle tartışma zamanını doğru seçmek gerek. Partneriniz heyecanlı bir maça odaklanmışken “Hadi konuşalım” demek, doğru bir zaman değil.  Onun da kendini konuşmaya hazır hissediyor olması önemli. İnsanlar aç, uykusuz, yorgun veya başka bir konu nedeniyle gerginken, hep daha stresli olurlar ve tartışmanın kavgaya dönüşme ihtimali yükselir.  Öncelikle sorunu masaya yatırmak için, uygun bir zamanın önceden  kararlaştırılması önemli. Böylece, konuşma teklifi uygunsuz bir zamanda gelmez, taraflar içsel olarak meseleyi çözmeye hazırlanma fırsatı yakalar.

 

·         Tartışılan konunun bir noktasında gerilim arttığında, öfkenin mantığın üzerine çıktığı hissedildiğinde, konuşmaya mutlaka ara verilmeli. O noktada tartışmayı sürdürmek çözüme ulaşmayacağı gibi, muhtemelen  kavgayla sonuçlanacaktır. Konuşmayı ertelemek, sakinleştikten sonra meseleyi daha dikkatli ve çözümcül bir dille  tekrar ele almak, fayda getirecektir.

 

·         Konuşmaya, haklı çıkmak ihtiyacı veya karşısındakine yanlışını bildirme gibi egosal tuzaklardan arınarak, tamamen çözüm aramaya odaklı başlanılmalı.  Konuşmanın amacının nasihat etmek veya had bildirmek değil, ilişkiyi daha huzurlu bir noktaya taşımak olduğu unutulmamalı.

 

·         Her ne kadar üzülseniz veya sinirlenseniz de, karşınızdaki kişinin rakibiniz değil, sevdiğiniz insan olduğunu aklınızdan çıkartmamalısınız. Şu anda kızgın olabilirsiniz ama o bir çok yönüyle beğendiğiniz ve sevdiğiniz insan.

 

·         Tartışmanın bütününde doğru iletişim dilini kullanmak için gayret sarf edilmeli. Yani sadece eşiniz ya da partneriniz değil,  iletişimde bulunduğunuz tüm insanlarla konuşmalarınızda özen göstermeniz gereken, yazılı olmayan kurallar, burada da geçerli olmalı. Sevdiğimize yüklenmek ve nazımızın geçmesini beklemek, en kolayıdır. Oysa ayıp etmekten çekineceğimiz, kırılmasından korkacağımız ilk insan o olmalı.

 

·         Gözyaşlarını silah olarak kullanmak ya da küsmek veya ilişkiyi bitirmek gibi iletişim kanalını kapatacak tutumlardan kaçınılmalı. Her tartışmada ayrılık tehdidinin havada olması,  samimiyeti engelleyecektir.

 

·         Kişi ya da duygular değil, davranışlar eleştirilmeli. “Böyle davranırsan ben yokum” ya da “nasıl böyle düşünebilirsin” gibi eleştirilerden uzak durulmalı.

 

·         İletişim boyunca “Ben dili” kullanımına özen gösterilmeli. Yani “Sözümü kesip durma. Ne kadar saygısızsın” diyen yargılayıcı bir tutum yerine, “ Sözümün kesilmesinden hoşlanmıyorum. Ne söyleyeceğimi unutuyorum” demek gibi.

 

·         İletişim boyunca genellemelerden kaçınılmalı ve o anda yaşanan soruna odaklanılmalı. “Sen her zaman sorumsuzsun zaten” demek, o andaki sorunun çözümüne hitap etmez.

 

·          Tartışma sırasında başkalarıyla kıyaslanmak, karşılaştırılmak veya etiketlenilmek, etkin dinlemenin önüne geçer ve kişi savunma ihtiyacı hisseder. Hiç kimse başkasıyla karşılaştırılmak ve olumsuz yönlerinin yargısız bir biçimde etiketlenmesini istemez.

 

·         Tartışma süresince ne denli olumsuz duygular yaşarsak yaşayalım, saygı çerçevesinde davranmayı ve konuşmayı bırakmamalıyız.  Eşyaların havada uçtuğu, incitici kelimelerin fütursuzca sarf edildiği bir tartışmanın ardından bir uzlaşma sağlanmış olsa bile, yaşanan tartışmanın bırakacağı yara kolay kolay kapanmaz. Saygının olmadığı bir ilişkide, sevgi de uzun süre barınamaz, uçar gider.

 

 

Sevgiler

Yeşim Varol Şen

Yaşam Koçu, İlişki ve Evlilik Danışmanı

www.yesimvarolsen.com