Bir erkek, boşandıktan yıllar sonra, üstelik de eski eşini  tüm ülkede tanımayan yokken, üstelikte de o eski eşten bir evladı varken, üstüne üstlük  yeniden evlenmiş ve bir evlat daha sahibi olmuşken, neden eski eşini defalarca aldattığını  ve yeni eşini hiç aldatmadığını ilan  eder ki?

Gerek var mı? Yakışır mı?

“Feraye’yi hiç aldatmadım” cümlesine alkış mı tutmalıyız?

Zaten olması gereken bu değil mi? 

Bu cümlenin haber değerinin  olması, durumun abesliğinden mi geliyor?

“Hülya’yı defalarca aldatım” .

Bunu neden bugün, hem de cümle aleme açıklama gereği hissediyor ki?

Bize ne?  Hatta artık Hülya Avşar’a ne?

 Bu geçmişte kalan mutlu anları da silip süpürmekten başka ne işe yarar? Bir erkek bu açıklamayı neden yapar?

Kim ne düşünür bu durumda, ne hisseder?

Feraye Hanım, “Demek ki Kaya beni Hülya’dan daha çok seviyor. Benimle daha mutlu . Yaşasın. Ben aldatılmayı hakketmiyorum. Hülya hakketti” der mi? Sanmıyorum. Yüreği varsa demez.   Aksine “Bu adam ortaklık bozulunca arkadan konuşuyor, benim ardımdan kim bilir ne konuşacak” der.  Nasıl güvenir bilmem.

Hülya Hanım, muhtemelen  “Kimin ne olduğunu  cümle alem anladı” der. Yüreğinde  hala yer yoksa, boşuna üzmez kendini. Hatta “Reklamın iyisi kötüsü olmaz der.”  “Allah’ın bildiğini, hala anlamamış kullar varsa, anlamış oldu.” Diye sevinir belki. Ama kadın. İlla ki  içi yanar. Göğsüne bir ok batar.

Ya Zehra?

Babasına bile güven olmayacağını öğrenen bir genç kız, hangi erkeğe nasıl güvenir?

 Annesi bile ihanete uğradıysa, kendisine nasıl güvenir?

Her evde olduğu gibi, Zehra da büyürken illa uyarılmıştır. “Evde her olan biteni dışarıda anlatma. Kol kırılır, yen içinde kalır” diye. Ne düşünsün şimdi Zehra, babaannesinin babasını uyarmakta geç kaldığını mı?

Diğer evlat, Kaya? O da büyüdükçe demez mi, “Yahu bu babama pek güven yok. Hem annemi aldatabilir, hem de arkasından cümle aleme ilan edebilir. Ben annemi  kollayayım da babamdan zarar gelmesin.”

Bu şartlarda bir baba-oğul ilişkisi nasıl gelişir? Aile içi güven nasıl oluşur?

Duyan, okuyan ne der? “Aferin Kaya” diyen var mıdır? “Helal olsun” diyen? Ne erkekmişsin sen ?

Ya da belki, “Hala sindirememişsin Hülya’dan ayrılmayı . Aklın hala onda belli ki. Canın acıdıkça, acıtacak yer arıyorsun” diyen?

Sevgiler