Kayahan neden Demet Sağıroğlu'na siyah çelenk yolladı?

Kayahan, bugüne kadar sayısız efsane şarkıya imza attı. 'Esmer Günler', 'Yemin Ettim', 'Emrin Olur'... Her ne kadar çoğunlukla Nilüfer'e verdiği şarkılarla tanınsa da, başta Demet Sağıroğlu olmak üzere çok sayıda isme katkıda bulunmuş bir duayendi Kayahan... Onunla ilgili enteresan bir hikaye varmış da haberimiz yokmuş. Demet Sağıroğlu anlattı.

Kayahan neden Demet Sağıroğlu'na siyah çelenk yolladı?

"Kayahan, müzikteki babamdı"

"Kayahan, müzikteki babamdı"

Bir radyo programına konuk olan Demet Sağıroğlu, usta isim Kayahan'la ilgili unutamadığı bir anısını anlattı. "Kayahan, müzikteki babamdı" diyen Sağıroğlu, şunları söyledi:

"Bir gün bana 'İlk albümünü ben yapacağım' dedi. Ondan tarih istedim. Sehpaya çizik attı. Sonra, beklenen tarih geldi ama ortada albüm yok. 'Kayahan abi söz verdiniz, sehpaya çizik attınız' dedim. 'Sehpa değişti' dedi..."

Bunun üzerine Uzay Heparı ve Şehrazat'tan gelen albüm teklifini değerlendirmiş Sağıroğlu.

İlkokul öğretmenleri gibi

İlkokul öğretmenleri gibi

Demet Sağıroğlu, "O halde ben gidiyorum Kayahan abi" dedi. Sonra bir gün sahne aldığı mekana Kayahan'ı çağırdı. Bu davete icabet etmeyen usta müzisyen, mekana siyah çelenk göndermekle yetindi. Üzerinde müzisyenlerin adının yazdığı bu siyah çelenkte Demet Sağıroğlu'nun adı en alttaydı.

Kayahan neden Demet Sağıroğlu'na siyah çelenk yolladı sizce? Ustası olduğu için elbette... Çırağına çok değer verdiği için kırılmış belli ki. Bundan daha doğal bir şey olamaz.

Ustaların böyle bir hakkı oluyor. Küsebilirler, barışabilirler, affedebilir ya da affetmeyebilirler. İlkokul öğretmeninizi düşünün. Geçmişte kalbinizi ne kadar kırmış olursa olsun sonuçta o sizin ilkokul öğretmeniniz. İlk öğretmeniniz! Bu yazıyı okuyabiliyorsanız onun sayesinde... Ustalar da tıpkı öğretmenler gibi her hakka sahip.

'Şikayetim Var' Kayahan'ın şarkısıydı

'Şikayetim Var' Kayahan'ın şarkısıydı

Demet Sağıroğlu'nun ilk albümü Şehrazat ve Uzay Heparı imzalıydı. İçinde 'Kınalı Bebek'lerin, 'Arnavut Kaldırımı'nın olduğu bu ilk albüm sükse yaratmayı başarmıştı. Albüm hem niceliksel hem de niteliksel anlamda başarılı oldu. O güne dek Kayahan'la çalışan, ona vokalistlik yapan Demet Sağıroğlu, usta isimle ilk albümünde değil, ikinci albümü 'Şikayetim Var'da çalıştı.

Albüme adını veren şarkı ses getirse de, 'Kınalı Bebek' gibi bir hit şarkı çıkmadı.

Demet Sağıroğlu'nun bu albümünde 'Şikayetim Var', 'Sana Kaldı', 'Ne Acı' gibi şarkılar Kayahan imzalıydı.

Eurovision'a katıldılar

Eurovision'a katıldılar

Demet Sağıroğlu ve Kayahan, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en minnoş Eurovision şarkısı olan 'Gözlerinin Hapsindeyim'de bir aradaydı. 1990 yılında Zagreb'de düzenlenen bu yarışmada 22 ülke vardı. 'Gözlerinin Hapsindeyim' 17'nci oldu.

Demet Sağıroğlu bu şarkıya sadece geri vokal yapmadı, aynı zamanda parçanın naif havasına önemli bir ruh kattı. Şahsen, Demet Sağıroğlu'nun geri vokalde olmadığı bir 'Gözlerinin Hapsindeyim' düşünemiyorum.

Üretime yansıyor

Üretime yansıyor

İlk albüm döneminde zamanlama problemi ve anlaşmazlık yaşayan ikili, 'Şikayetim Var' albümü sonrasında tekrar yollarını ayırdı. Ya da böyle bir keskinlik yoksa dahi var gibi algılandı. En doğru ifadeyle ikilinin yolları -en azından müzikal anlamda- bir araya gelmedi. Gelmeli miydi? 'Gözlerinin Hapsindeyim'i ya da 'Şikayetim Var'ı düşününce; kesinlikle evet.

Ama üreten insanlar duygularıyla yaşıyor. Küslükler, dargınlıklar yaşanabiliyor. Bu da üretime yansıyor.

Yıldız Tilbe ve Sezen Aksu gibi

Yıldız Tilbe ve Sezen Aksu gibi

Kaldı ki Kayahan ve Demet Sağıroğlu 'anlaşmazlık' yaşayan tek usta-çırak değil. Yıldız Tilbe ve Sezen Aksu'nun yıllar süren dargınlığı da herkesin bildiği bir konu. Yıllarca 'şehir efsanesi' olarak kabul edilen bu anlaşmazlık, birkaç yıl önce Yıldız Tilbe tarafından dillendirildi. Tilbe'nin itirafından birkaç yıl sonra da Aksu-Tilbe ikilisi birlikte poz verdi ve küskünlüklerini sona erdirdiklerini dosta düşmana duyurdu.

Tripleşmeseler...

Tripleşmeseler...

Hatta Yıldız Tilbe, albümünde iki Sezen Aksu şarkısına yer verdi. Her ne kadar bomba etkisi yaratmasa da Yıldız Tilbe'ye yakışan şarkılardı bunlar. Devamı gelir mi gelmez mi bilemiyorum. Zaten asıl üzerinde durmamız gereken şey bu değil. Usta ve çıraklar arasındaki gelgit durumu ve bu durumun üretime yansıması... Evet, usta-çıraklar küsmese, tripleşmese ortaya bombastik üretimler çıkabilir.

Ama ıskalanan çok önemli bir şey var...

Yüksek doz hassasiyet...

Yüksek doz hassasiyet...

O da, ustalar ile çıraklar arasındaki iletişimin tabiatı gereği yoğun hassasiyet içermesi. Çünkü ortada boynuz ve kulak meselesi de var. Bir usta, boynuzun kulağı geçmesi durumunda, olgunluğun getirdiği o mutluluk ve huzur seviyelerine geçiş yapabilir. Ya da tam tersi 'boynuzunu çıkarır' ve böylece rekabet ortamı doğar. Kızışır ortalık. Akabinde ya tekrar birleşilir ya da yollar ayrılır. Usta-çırak iletişimleri stabil ilerlemez, mutlaka iniş-çıkış barındırır.

Dipsiz bir kuyu, sonsuz bir deniz...

Dipsiz bir kuyu, sonsuz bir deniz...

Demet Sağıroğlu-Kayahan ya da Yıldız Tilbe-Sezen Aksu sadece birer örnek. Pencereyi açın, sokağa bakın. Serdar Ortaç'ın kulakları çınlasın, binlerce dansöz, binlerce usta-çırak göreceksiniz. Olmadı gidin bir kitapçıya, Orhan Pamuk'un 'Kırmızı Saçlı Kadın'ını satın alın. Sonra da lütfen deyin ki, "Usta-çırak ilişkisi, en az aşk kadar dipsiz bir kuyu, sonsuz bir deniz."

Evet evet, en az aşk kadar komplike bir durum usta-çıraklık.

Dostluğun ötesi, aşkın birkaç tık altı

Dostluğun ötesi, aşkın birkaç tık altı

Öğretmek-öğrenmek süreci, tıpkı aşk gibi kesişmeli ve çekişmeli. Beklenti var, hayal kırıklığı var, heyecan var, onore olma var, değer var, sevgi var, kuşaklar arası köprü kurma var, var oğlu/kızı var... İki dostun bir araya gelmesinden daha çok bağ barındırıyor.

Usta-çırak'ta 'aile' olma durumu da var. 'Anne', 'baba', 'abla', 'abi' gibi tanımlar devreye giriyor. Bu bağlar da usta-çıraklığı, dostlukların ötesine, aşkın birkaç tık altına taşıyor.

Son kertede negatiflikler unutuluyor

Son kertede negatiflikler unutuluyor

Yine de usta-çırak iletişimleri, aşk kadar 'riskli' olmadığı için geri dönüş her zaman mümkün oluyor.

Demet Sağıroğlu geç kalmış olabilir belki ama yıllar sonra bir radyo programında "Müzikteki babamdı" itirafında bulunmak da önemli bir şey. Geçmişte küslük yaşansa da son kertede her şey unutuluyor, herkes ustasının hakkını teslim ediyor. Aşkta bu mümkün olmuyor ama işte.

Soruyorum, hanginiz eski aşkınızın arkasından olumlu konuşuyor? 

 

twitter.com/mayksisman
instagram.com/mayksisman
youtube.com/mayksisman
can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak