30.05.2008 03:31 | Son Güncelleme:
Milliyet

KAYITTA OLMA KORKUSU

Anayasa Mahkemesi üyesi Osman Paksüt’ün bulunduğu otomobili izleyen bir aracın polise ait olduğunun ortaya çıkması geçen hafta bütün kaşların kalkmasına yol açmıştı.
Olayın şoku atlatılmamışken, bu kez CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın partideki odasında bir valiyle yaptığı sohbetin kayıtlarının ortalığa dökülmesi  havayı iyice bulandırmış bulunuyor.
CHP lideri Deniz Baykal, bu konuda doğrudan hükümeti suçlayarak, dinlemeyi “AKP’nin derin devleti”nin yaptığını öne sürüyor. CHP’liler, Emniyet içinde etkin olduğu ileri sürülen bir dini cemaati suçluyor.
Emniyet kaynakları ise konuşmanın Sav’ı telefonla arayan Vakit gazetesi yazarı tarafından gizlice kaydedildiğini öne sürerek,  kendilerinin bir sorumluluk taşımadıklarını belirtiyor.
Savcılık harekete geçerken, İçişleri Bakanı Prof. Beşir Atalay da konunun soruşturulması için yazılı talimat vermiştir. Bu olay aydınlatılmadığı ve sorumlular cezalandırılmadığı sürece gündemi kaplayan tedirginliğin ortadan kalkmayacağı aşikârdır.
* * *
Son skandal, bir süredir “ortam dinlemesi” diye tanımlanan yeni bir dinleme yöntemiyle gerçekleştirilen kayıtların birbiri ardına kamuoyuna sızmasının hemen ertesine rastlıyor.
Ortam dinlemeleri, önce dönemin YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’in bir konuşmasının kaydının Youtube’da yayımlanmasıyla başladı. Bunu, Genelkurmay’da hassas bir bölümde görevli bir tuğgeneralin konuşması izledi. Ardından Deniz Kuvvetleri’nden bir tümamiral ve önemli bir savcının gizlice kaydedilmiş konuşmaları Youtube’da boy gösterdi.
İlginç olan nokta, bu kayıtların hepsinin  kapalı mekânlarda yapılan sohbetlere ait oluşudur. Demek ki, bazı teknik imkânlar kullanılarak konutların, resmi binaların içinde konuşmalar dinlenip kayda alınmaktadır.
Bir “kulak”, bazen Genelkurmay’ın içine girmekte, oradan bir savcının odasına sızmakta, sonra YÖK Başkanı’nın bulunduğu mekâna da uğrayabilmektedir. Kayıtlar, dinleyen tarafın vermek istediği mesaj bakımından ideolojik bir tutarlılığı da yansıtıyor.
Belli ki, karşımızda bir avuç amatör yok. Bu dinlemelerin profesyonel beceriye sahip şahısların katkısı olmaksızın yapılabileceğini düşünmek saflık olur.
* * *
AKP hükümeti, ortam dinlemeleri karşısında son olaya kadar sessiz kalmayı tercih etmiştir.
Ortam dinlemeleri sürerken, Ergenekon soruşturması kapsamında İlhan Selçuk’un mahkeme izniyle polis tarafından dinlenen konuşmalarının özel hayata ilişkin bölümlerinin ayıklanmadan soruşturma dosyasına konulması ciddi soru işaretleri yaratmıştır.
Gelinen noktada telefonunun ya da odasının dinlenmediğini düşünen Türk vatandaşı galiba kalmamış gibidir.  Herkes tedirginlik içindedir. Pek çok vatandaş, telefonda konuşurken kayıtta olduğu korkusuyla iki kez düşünüyor.
Demokrasinin, hukuk devletinin en vazgeçilmez özelliklerinden biri, insanların konuşma ve haberleşme özgürlüğüne sahip olmasıdır.
Bu açıdan ülkeyi kaplamış olan tedirginliğin dağıtılması şarttır. Vatandaşların konuşurken kendilerini özgür hissedebilecekleri bir ortamın yaratılması Türkiye’nin en önemli önceliklerinden biri haline gelmiştir.
Hükümetin bu alanda toplumda güven yaratacak adımlar atması şarttır. Aksi takdirde bu tedirginlik havası hükümetin
aleyhine
işleyecektir.

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0