14.04.2013 02:30 | Son Güncelleme:
MEHMET TEZ

Kemancı alternatif kültürün merkeziydi

90’ların Kemancı’sı herkesi bir araya getiriyordu. Sağcısı, solcusu, varoluşçusu, yuppie’si, ressamı, şairi, rockçısı, rapçisi, metalcisi, popçusu burada buluşuyordu.

90’lar İstanbul’unun alternatif kültür ortamlarında geçer akçe olan şeyler bugünkülere göre daha basitti. Kitap okumak, yabancı müzik dinlemek, saç uzatmak, sefil görünmek... Ve rockçı olmak. Beyoğlu alternatif kültürün merkeziydi, Beyoğlu’nun merkezi de Kemancı.
Köprüaltı zamanları hakkında anlatacak çok şeyim yok. Yaşımız son dönemine yetişti. Okul çıkışı gidilip uzun uzun oturulan, içilen, derin muhabbetlere girilen, şiirlerin edebiyat metinlerinin, şarkıların havada uçuştuğu bir yerdi. Kendi halindeydi, kaybedenlerin yeriydi.

Böyle bir yer görmemiştik
Ama 1991’de Taksim’de Sırselviler’in girişinde açılan cillop gibi pırıl pırıl Kemancı kazananlara göre bir yerdi. Dev gibi bir sahnesi, iyi bir ses sistemi. İki tane kocaman barı, taş ve demir ağırlıklı gayet “rockçı” bir tasarımı vardı. Rock bar değil “rock center”dı hatta. Hayatımızda daha önce böyle bir yer görmemiştik. Böyle bir yerde müzik dinlememiştik. Hatta böyle bir yerde çalmamıştık.
Kemancı kısa sürede herkesin toplandığı yer haline geldi. Çünkü gidecek başka yer yoktu. Sağcısı, solcusu, varoluşçusu, yuppie’si, ressamı, şairi, rockçısı, rapçisi, metalcisi, popçusu Kemancı’da buluşuyordu.
Dönemin müzisyenlerinin toplaşma kaynaşma çalma ve kendini gösterme yeriydi. Kemancı’da olan biten ufaktan memlekete de sirayet etmeye başlamıştı. Buranın kültürel ortamında adını duyurmayı başaran müzisyenlerden bazılarının şarkılarını hala dinliyorsunuz. Teoman, Şebnem Ferah, Özlem Tekin, Ogün Sanlısoy, Demir Demirkan, Pentagram ekibi, Kargo... Kimi sahnede, kimi sahne arkasında, stüdyoda, kimi filmlerde dizilerde, kamera önünde kamera arkasında bugün. O zaman alternatif kültür ve sanatla ilgilenen herkesin yolu Kemancı’dan geçiyordu.

Eskisi gibi olamadı
Elbette bu durum sonsuza kadar sürmedi. 2000’ler geldiğinde kültürel değişim hızlandı, yeni kuşakla birlikte Kemancı önemli bir merkez olmaktan çıktı, zaman ayak uyduramadı. Herkes Kemancı’ya gelmiyor artık kendilerine daha uygun buldukları başka mekanlara takılıyordu. Kemancı’nın açılmasıyla başlayan kültürel hareketlenme hızla onu devirip öte yana geçti.
Kemancı bir süre sonra kapandı bir iki bina ötede yeni bir mekanda açıldı. Ama hiçbir zaman eskisi gibi “cool” olamadı.
Beyoğlu coğrafyasına 90’ların başında sirayet etmeye başlayan entelektüel hareketlenme Taksim’den 20 yılda İstiklal’i adım adım geçerek ve her adımda biraz daha değişerek bugün Galata, Şişhane ve Karaköy’e ulaştı. Başlangıç noktası Taksim’di ve Taksim’in merkezi de Kemancı.
Zeki Ateş’i sıradan bir mekancı ya da bar sahibinden farklı kılan şey işte bu. Onun açtığı ve işlettiği mekan bir dönem kendine has bir kültüre ev sahipliği yaptı ve işlevini tamamladı. Bugün Tünel, Galata, Karaköy, Asmalımescit varsa, biraz da Zeki Ateş ve Kemancı sayesinde var.

Kemancı Zeki dün uğurlandı

90’lı yılların Taksim’deki en ünlü gece kulüplerinden Kemancı Bar’ın sahibi Zeki Ateş (50) dün müzisyen dostları ve sevenlerinin katıldığı törenle son yolculuğuna uğurlandı.

Bir süredir kanser tedavisi gördüğü hastanede önceki gün hayatını kaybeden Ateş için dün Şişli Camii’nde tören düzenlendi.
Ateş’in eşi Enise ile oğlu Ata’nın taziyeleri kabul ettiği cami avlusuna ünlü işletmecinin müzisyen dostları, mesai arkadaşları ve Kemancı’nın müdavimleri katıldı. Sanat dünyasından aralarında Cahit Berkay, Memet Ali Alabora, Harun Tekin, Ogün Sanlısoy, Teoman, Şebnem Ferah ile yaklaşık 200 kişi katıldı.
SEÇKİN ŞENVARDAR

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0