Geçtiğimiz hafta İstanbul’da, Dünyanın en büyük araştırma şirketlerinden Millward Brown’ın küresel yöneticilerinden Peter Walshe’ı dinledim. Walshe, dünya markası yaratmak isteyen bir şirketin önce kendi kültüründe başarılı olması gerektiğini anlattı. Kendi halkını sevmeyenlerden dünya markası olamayacağına dikkat çekti. Koreli Samsung, Alman Lufthansa, Japon Toyota, İngiliz Vodafone, İtalyan Lavazza, Amerikalı Fedex’in ulusal başarıları sayesinde, dünyaya açılabildiğini hatırlattı.
Walshe’ın sunduğu raporlara göre, markalardaki insani özellikler, tüketicilerde başarı, değişim, mutluluk ve güven duyguları çağrıştırmaya yardımcı oluyor. Örneğin, markanız bir kahramana veya isyankâra benziyorsa, meydan okuyan bir kimliğiniz olduğu yorumu yapılıyor. Bir kral veya bilge adamı andırıyorsanız, tüketiciler size güven duyuyor. Anne, arkadaş, masum genç kız özellikleriniz ağır basıyorsa huzur veren bir marka olarak algılanıyorsunuz.
Markanızı anlamak istiyorsanız şu soruları sorarak işe başlayabilisiniz:
1. Bu markanın karakterinin temel özelliği nedir? 2. Bu marka hangi insani değerleri önemser? 3. Hangi duyguları çağrıştırır? 4. En iyi olduğu konu hangisidir? Unutmamanız gereken en önemli nokta, alçak gönüllü olmanız gerektiği. Araştırmalara göre, dürüstlük bir markanın temeli. Bir markanın değeri güven arttıkça artıyor. Dürüstlük en önemli erdem, en büyük günahsa kibirli olmak
458 milyar dolarlık festivale hazır mısınız?
Fransa’nın Cannes kenti, her yıl dünyanın en büyük uluslarası reklam festivaline ev sahipliği yapar. Festival, 458 milyar dolarlık reklam endüstrisini, reklamverenleri ve ajansları biraraya getirir. Durum değerlendirmesi imkânı sunar. Dünyadaki değişime göre, yenilendiği için, her zaman güncel kalır ve kaçırılmayacak bir platform olma özelliğini kimseye kaptırmaz. 57inci Cannes Lions Uluslarası Reklam Festivali’nde önemli yenilikler var. Örneğin, dev grupların karşısında, yeni ve bağımsız şirketlere şans vermek üzere bu yıl “Yılın Bağımsız ajansı” kategorisi açılmış. Ayrıca yılın sosyal/yardım kategorisi için özel büyük ödül olacak. 2002’den beri Cannes Lions’ın Türkiye temsilcisi olan Milliyet, Türk reklam sektörünü dünya reklamcılığıyla buluşması için yıl boyunca çalışmalar yapıyor. Reklam endüstrimizdeki dostlarımıza şimdiden çağrı. Bu yıl yeni kategorilerde çok şansımız olabilir. İncelemekte yarar var.
Arçelik’in TIR’ı Türkiye’yi birleştiriyor
Tüm araştırmalarda, Arçelik Türkiye’nin en büyük ve en değerli markası çıkar. Bunun temel nedeni markanın ürün geliştirmeye yaptığı tutarlı yatırımdır. Şirketin asıl gücü, ülkenin dört bir yanındaki Arçelik teşkilatından gelir. Yaklaşık on yıldır Çelik’le teknolojiyi sıcaklaştıran, çocuk ve gençlere yakın olmayı başaran kuruluş, hep ürün odaklı reklamlar yapmayı seçmişti. Son kampanya, belli ki Arçelik teşkilatına bir armağan olarak hazırlanmış. Reklam filmindeki harika görüntülerle cennet vatan birbirine bağlanıyor. Kırmızı TIR’ıyla ülkenin dört bir yanını dolaşan sevimli Arçelik sürücüsünün gözünden Türkiye çok güzel görünüyor. Arçelik’e bu tonda konuşmak çok yakışıyor.
118 bolluğu kafa karıştırıyor mu?
Son günlerde yaşanan 118 rekabeti, Türk Telekom’un Bilinmeyen Numaralar servisini 8 ayrı şirkete vermiş olmasının sonucunda yaşanıyor. 118 80, 118 18, iki ayrı şirketin reklamı. Gelecekte yeni numaralar da devreye girince, ortalık daha da toz duman olacak. Bakalım kim galip çıkacak?
Tuvaletlerdeki tek yaprak savaşları
Son günlerde, Selpak ve Papia tuvalet kağıtları arasındaki rekabet arttı. Her iki marka da, “tek yaprak yeterlidir” mesajı veriyor. Papia, tuvalet kağıdı dağlarının tepesine bayrağını dikip, pazar lideri Selpak’a meydan okuyor. Selpak, şimdilik çok sade ve yalın bir filmle cevap veriyor. Çok katlı ürün üretebilmek için 15 milyon dolarlık makina yatırımı yapan Hayat Kimya’nın Genel Koordinatörü Prof. Dr. Orhan İdil, yeniliği: “Tüketici hem fazla yaprak kullandığında israf ettiğini düşünüyor, hem de hijyen kaygısı ile elinde yeterince kağıt dolgunluğu hissetmek istiyordu” gerekçesiyle açıklıyor.
Türkiye temizlik kağıdı tüketimi açısından Batı’nın çok gerisinde. Sektörün cirosal büyüklüğü 600 milyon dolar. Biz kişi başına yılda 3.8 kg temizlik kağıdı tüketiyoruz. Bu rakam ABD’de 24, Avrupa’da 12 kg. İş yerlerinde tüketim yüksek. Her dört evden sadece birisinde tuvalet kağıdı kullanılıyor. Türkiye ıslak temizlik yapan bir ülke. Yani teharet alışkanlığı var. Bu yüzden, kuru temizliğe alışmış Avrupa için geliştirilen ürünler bize pek uymuyor. İnce kağıtlar, kopup, parçalandığı için, daha fazla tüketilmesi gerekiyor.
ING’nin turuncusu, Akbank’ın kırmızısı ne işe yarar?
Kalabalık reklam kuşaklarında, banka reklamlarıyla ayrışmak gerçekten güç. Son günlerde ING Bank Bonus ve Akbank ATM reklamlarının farklılaşmayı başardığı kanısındayım. Bir Kadın Bir Erkek ikilisinin “Hadi Li li li” eşliğinde, turuncu Bonus perukla ING Bank için dans etmesini sevimli buluyorum. Aynı şekilde, Akbank’ın, animasyon tekniğiyle hazırlanan reklam filmindeki kırmızı gül buketi, ruj, fular ve ATM görsellerinin dikkat çekici olduğunu düşünüyorum. Her iki reklam da tekrar tekrar izleme isteği uyandırıyor. Turuncu ve kırmızılarla markaların renkleri akıllara kazınıyor. Mesaj veriliyor, böylece reklam görevini yerine getirmiş oluyor.


Imkb' de olası 52.000 Riski