Her zaman bir şeyler için üzülür birine kırılır kızar ya da küseriz.  Bir süre sonra bu kızgınlık ve kırgınlıklar bazen bir çözümle bazen de bir çözümsüzlükle yerini rahatlama ve huzura bırakır. Çünkü daima birine kızgın ve kırgın olarak hayatımızı devam ettiremeyiz. Gerilimin azalması için bir yerden sonra kişileri ve yaşananları affetmemiz gerekir. Affederiz de zaten… Affederiz ve atarız omuzlarımızdan affetmemenin yükünü…

Herkesi ve her şeyi affedebilirken; başkasıyla ilgili yaşananları yine de akışına bırakabilirken; nedendir ki bir türlü kendimizi affedemeyiz?

Her zaman kendimize herkese olduğumuzdan daha acımasız davranırız. Kendimizi affetmekte hiç de cömert olmayız. Yaptığımız küçük bir hatayı bile kabullenemez, büyütür de büyütür, yargılar, hüküm verir ve o cezayı da sonuna kadar çekeriz.

Peki neden kendimizi affetmek bu kadar zor? Neden zihnimizdeki yargıcı bir türlü susturamıyoruz? Hiç kendinizi affetmeyi, kendinizle uzlaşmayı, kendinizden özür dilemeyi denediniz mi?

Ne saçma, ne özrü, ne affetmesi diyebilirsiniz. Emin olun ki en çok kendi kendinizi affetmeye ihtiyacınız var. Kendinizi affedin...

Zihnimiz gün boyunca hiç durmadan kendi kendine konuşur. O sırada ardı arkası kesilmeyen otomatik düşünceler bizi esir eder, etkisi altına alır. Siz fark edin ya da fark etmeyin otomatik düşünceler dönen çarklar gibi birbirini harekete geçirirler.

Kötü bir gün geçirdikten sonra zihninizdeki düşünceleri dinlerseniz şunları duyabilirsiniz: “Çok kötü bir gün” , “Zaten her günüm böyle geçiyor”, “ Zaten tüm kötü şeyler beni buluyor”, “Ben dünyanın en şanssız insanıyım”. Bu düşünceler ardı ardına gelir ve kendinizi affetmenize asla izin vermezler. Sadece sizi kendinizle ilgili ne kadar olumsuz şey varsa bunlara inandırmaya çalışırlar.

Bu düşünceleri tetikleyen ise çocukluğunuzdan itibaren zihninizde oluşan kalıp düşünceler, şemalardır.  Bu şemalar sizin kendinizle ilgili değer-kalıp yargılarınızı barındırırlar. Biri sizinle ilgili olumsuz bir yorum yaptığında bunu:  “Çünkü beni sevmiyor” - “Ben kötü biriyim” diye anlam yüklemenizin altında: “Ben değersizim” şeması-kalıbı yatar.

Otomatik düşünceleri fark edip, onların hangi şema veya kalıp düşüncenizi tetiklediğinizi bulabilirseniz işiniz daha kolay olacaktır. İlk önce otomatik düşüncenizi fark edip bulmalısınız. Daha sonra bu otomatik düşüncenizdeki bilişsel çarpıtmalarınızı görmeniz gerekecektir.

Bilişsel çarpıtmalar gerçekçi olmayan düşünce hatalarıdır. Örn;  bir sınavdan kötü bir sonuç aldıktan sonra bunu büyütüp; her sınavda başarısız olacağınız, zaten hep hayatta başarısız olduğunuz, düşüncesine kapılabilirsiniz. Bir sınavdan başarısız olmanız tüm sınavlarda ve hayatınızda başarısız olduğunuz ya da olacağınız anlamına gelmez. Bunları fark edip bilişsel çarpıtmaların yerine mantıklı açıklamalar koyduğunuzda işlerin daha kolay yürüdüğünü görebilirsiniz.

Bu anlattıklarımı daha iyi anlayabilmeniz için bilişsel - şema terapi tekniklerini inceleyebilir hatta bu konuda çıkarılmış olan “İyi Hissetmek” (Dr. David Burns)  kitabıyla kendi kendini affetmenin, anlamanın, tedavi etmenin yollarını bulabilirsiniz.