SiyasetRSS
11.04.2012 - 15:00 | Son Güncelleme: 11.04.2012-15:48

Kılıçdaroğlu: Yargıçlar siyasi otoritenin emri altında

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Silivri’deki yargıçların, siyasi otoritenin emrinde olduğunu iddia ederek, ”Silivri toplama kampının olduğu ülkede demokrasiden, adaletten söz edilemez. Onlar yargıç değiller” dedi.

Sitene Ekle

 Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, İkinci ”Ergenekon” davası kapsamında tutuklu yargılanan CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın annesinin Zonguldak’taki cenaze törenine katıldıklarını, milletvekilleri ve çok sayıda Zonguldaklı’nın Haberal’ın acısını paylaştığını söyledi.

Haberal’ın isteğinin, annesini ölmeden önce son bir kez görmek olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, ”(Göreyim, helallik alayım, sonra hapis mi sürgün mü idam mı hepsine razıyım) diyordu Sayın Haberal. Bir kanun teklifi getirdiler ama çıkarmadılar. Ben merak ediyorum; bir insanın, annenin ne kadar değerli olduğunu bilmemesi mümkün değil. Sayın Başbakan’ın annesi vefat ettiğinde gözyaşlarını tutamadı. Biz de üzüldük. Peki Sayın Haberal’ın annesi anne değil mi? Neden ona izin vermiyorsunuz?” diye konuştu.

Mehmet Haberal’ın, her şeyi kabul ettiğini, ancak neden hapiste olduğunu anlayamadığını belirten Kılıçdaroğlu, kendisinin, seçilmiş bir kişi olarak Parlamento’da görevini yapmak istediğini söyledi. ”Ancak ortada ne Anayasa ne de hukuk olduğunu” savunan Kılıçdaroğlu, ”Silivri toplama kampının olduğu ülkede demokrasiden, adaletten söz edilemez. Orada yargıçların adalet dağıttığından söz edilemez. Silivri’deki yargıçlar, siyasi otoritenin emrinde olan yargıçlardır. Onlar yargıç değillerdir. Silivri toplama kampı, 21. Yüzyıl’ın Türkiye’deki Nazi kampıdır. Birileri, ’Vicdanımız sızlıyor, rahat edemiyoruz. Onların da bırakılması lazım” diyor. Sen iktidarsın, vicdanın sızlıyorsa gereğini yaparsın. Protokol imzaladık. Neden gereğini yapmıyorsun. Bir şeyin altına atılan imza, o kişinin namusudur, ona sahip çıksınlar” dedi.

Kılıçdaroğlu, Hükümet’in, ”AİHM’de rezil olmamak için Silivri Hapishanesi Devlet Hastanesi kurduğunu”, bunu bir komedi olarak değerlendirdiklerini söyledi.

-”Yolsuzlukları tescillenmiş bir hükümet”-

Yargı sistemini eleştiren Kılıçdaroğlu, sahte deliller üretilerek yargılama yapıldığını, avukatlara belgeler verilmediğini, savunma yapanların, yaptıkları savunmadan dolayı mahkum olduğunu ileri sürdü. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: ”(Adalet) diyeceksiniz... Bunlarda adaletin A’sı bile yok. Kim ’yargı’ diyorsa, yargıda hak arıyorsa başvuracağı ilk yer ya AKP milletvekili ya da AKP il başkanı. Onlara yetkili bir makam daha söyleyeyim, HSYK. Oraya da gidin, rica edin beraatınız için aracılık yapsınlar. Bu rezilliği nasıl görmezsiniz? Deniz Feneri davasına bakın. Böyle bir rezalet, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmedi. ’Yüzyılın soygunu’ diyor Almanlar. ’Asıl failler Türkiye’de’ deniliyor. Ama onlar Recep Tayyip Erdoğan’ın koltuklarının altında. Bu ülkede hırsızlık yapmak, Recep Tayyip Erdoğan’ın güvencesi altında, serbesttir.

Üç tane yürekli savcı olayı soruşturacaklar. Görevden alınıyorlar. Ellerinden dosyalar alınıyor. Şimdi onlar yargılanıyorlar. Bunlar ne yaptı? Yolsuzluk mu yaptılar, kul hakkı mı zekat parası mı hac parası mı yediler? Kul hakkı yiyenlerden, haram lokma yiyenlerden hesap sormak istediler. Bu hükümet yolsuzlukları tescillenmiş bir hükümettir. Takipsizlik verseydiniz üçünüz de Yargıtay üyesiydiniz şimdi. Ama onlar onurlu insanlar. Aldıkları eğitimin hakkını veren insanlar. Yurttaş adına görev yapıyorlardı, onlar Cumhuriyetin savcılarıydı. Diğer savcılar AKP’nin savcıları. Onlar Cumhuriyetin savcıları değil.”

-”Bir hurafenin önüne geçmek istemiş”-

CHP olarak her türlü sorunu çözecek bilgi, birikim ve kararlılığa sahip olduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, ”Ama bir şeye gelince moralim bozuluyor. Siyasetteki yozlaşma...” dedi. Kılıçdaroğlu, siyaset adamının görevinin halka hesap vermek, halkın sorunlarını çözmek, halkla bütünleşmek olduğunu vurguladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Konya’da yaptığı bir konuşmayı anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: ”İsmet İnönü’nün 1944 tarihinde iki din kitabını yasakladığını söyledi. Kararnameyi buldum. Cumhurbaşkanı olarak İsmet İnönü, doğru, iki kitabı yasaklatmış. ’Bu iki kitap nedir, neden yasaklanmış’ diye araştırdık. İsmet İnönü ki dini siyasete alet etmeme konusunda son derece duyarlı bir insan.

Bu iki kitaptan biri, Burdurlu Abidin Karaaslan’ın yazdığı Türkçe Namaz Süreleri isimli kitap. İçeriğine baktım. Namazda okuduğumuz Kunut dualarının eksik olduğunu görüyoruz. Ayeti eksik yazarsanız tahrifat yapmış olursunuz. Bir kutsal kitabın ayetini tahrif etmeye hiç kimsenin hakkı da yetkisi de yoktur. İnönü bunu görüyor. Bu sözde din kitabında ’Öbür dünyaya imansız gitmemek için üstadının sözünü tutacaksın’ diyor. Buradan söylüyorum. Biber gazı hükümetinin Başbakanı duysun. Senin üstadın Erbakan’dı. Sen sözünü tuttun mu? Tutmadın. Şimdi bu kitap sana ’imansız’ diyor.

Yine bu kitapta, ’Erkekler bıyıklarını keserlerse öbür dünyaya imansız gider’ diyor. Senin milletvekillerinin içinde kaç tane bıyıksız var. Tamamı öbür dünyaya imansız mı gidecek şimdi? Buna ’namaz hocası kitabı’ diyorlar. Ben Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum: Bu kitabı Diyanet İşleri Başkanlığı’na gönderin. Arzu ediyorsan sana da göndereyim oku. Eğer, ’Burada yazılanlar doğrudur’ diyorsan bu kitabı yayımla, yayımlayabilirsen. Bu bir hurafe kitabı. Ayrıca, 1920 ile 1955 yılları arasında 70 farklı yazarın namaz hocası kitabı Türkiye’de yayımlanıyor.

İkinci kitabı Süleyman Dede diye birisi yazmış. Bunu da yasaklatmış İnönü. Süleyman Çelebi’nin Mevlid’ini biliriz. Belli dönemlerde her aile okutur. Hepimiz dinleriz. Zaten Türkçe, güzel bir sesle de okununca, herkes onu huşu içinde dinler. Bu yasaklanan kitap, o kitap değil. Bunda, ’Sarımsaklı yemeği Çinli hiç sevmezdi fakat ev sahibini de hiç kırmak istemezdi’, ’Bu iş Mustafa’ya doğrusu oldu merak, acaba 30 lira neden eksik bu tabak’ gibi ifadeler bulunuyor.

Bir Mevlid-i Şerif’in bu kadar ucuzlatılmasına senin gönlün razı oluyor mu Sayın Başbakan? İnönü’nün gönlü razı olmamış, ’Yazık, günahtır. İnsanların dini duygularını sömürmeyin’ demiş. İnönü, Kur’an ayetlerinde tahrifat yapan kitabı toplatmış. Bir hurafenin önüne geçmek istemiş” diye konuştu.

-”O inanç bizim anladığımız inanç değil”-

Senarist ve oyuncu Meral Okay’ın ölümüne değinen Kılıçdaroğlu, Okay’ın, ülkesini seven, bilgisini halkla paylaşan bir sanatçı olduğunu ifade etti. Okay’ın ölümünün ardından, arkasından, ”kinle bağlantılı” ifadeler kullanıldığını belirten Kılıçdaroğlu, ”Bizde bir insanın arkasından, hele de vefat etmişse hep iyi şeyler söylenir. O kadar çirkin laflar edildi ki. Nasıl bir kin taşıyorsunuz? Allah’tan rahmet dileyin önce. Ne noktaya gelmiş? Kin, inançla yoğrulmuş. Böyle bir yerde adalet olmaz. O inanç bizim anladığımız inanç değildir. Bizim inancımızın özünde sevgi ve insana saygı vardır” diye konuştu.

Polis haftasına da değinen Kılıçdaroğlu, polisin zaman zaman yaptığı uygulamalar nedeniyle suçlandığını belirterek, ”Aslında onlar, en son suçlayacağımız insanlar. Ona talimatı kim veriyor? Biber gazını kim veriyor? Hükümet yetkilileri” dedi. CHP olarak polislerin sorunlarına da sahip çıktıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, kendilerinin her zaman mazlumun, dertlinin yanında olduklarını ifade etti.

 

Sen İnönü'nün tırnağı bile olamazsın


Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, yasaklara da yalanlara da karşı olduklarını söyledi.

Erdoğan’ın, milletin yüzüne nasıl bakacağını soran Kılıçdaroğlu, ”Seni rezil eden danışmanlarına bir ders ver bakalım, verecek misin? Veremez, çünkü konuşma metni yazacak başka adam bulamaz” görüşünü savundu.

Kılıçdaroğlu, İsmet İnönü’nün, Kuran-ı Kerim ve Süleyman Çelebi’nin Mevlid’ini tahrif eden kitapları yasakladığını anımsatarak, 1920-1955 arasında 14 yazara ait Mevlid-i Şerif kitaplarının piyasada satıldığını söyledi.

İnönü’nün, Lozan’a gittiğinde, kendisine tahsis edilen koltuğun diğerlerinden farklı şekilde, eski olduğunu fark etmesiyle, ”Yeni koltuk bulamadık” cevabını alması üzerine, ”O zaman toplantıya, yeni koltuk bulduğunuzda devam ederiz” diyerek, terk ettiğini anlatan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın ise İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad ile bir gün sonra görüşebildiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, ”Sen İsmet İnönü’nün tırnağı olamazsın demiştim, sen İnönü’nün, tırnağı uzadığı için kesip attığı o tırnak bile olamazsın” diye konuştu.

-”Satılacak 6 arsa üzerinde 6 cami var”-

Kılıçdaroğlu, din üzerinden siyaset yapılamayacağını, inançların tartışma konusu olamayacağını dile getirdi.

İzmir bölgesinde eski 22 tarihi cami onarılırken 3 milyon 873 bin 446 lira 20 kuruşluk yolsuzluk yapıldığını söylediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ”Sen o camileri onarırken bile malı götürenlere sesini çıkardın mı, gıkın bile çıkmadı. Ben seni bilmez miyim işine gelmediği için” dedi.

Güngören Belediyesi’nin Hukuk ve Plan Bütçe Komisyonu’nun 10 Mart 2011 tarihli müşterek raporunu gösteren Kılıçdaroğlu, raporda, Güngören Belediyesi’nin lehine tescilli 6 adet arsanın, vergi borcuna karşılık Hazine’ye devredilmesine karar verildiğinin yazdığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, 6 arsa üzerinde, 6 caminin bulunduğunu ifade ederek, bunu CHP’li bir belediyenin yapması halinde Başbakan’ın 81 ili gezerek, ”CHP bunu yaptı” diye anlatacağını, bazı televizyon kanallarında 24 saat yayın yapılacağını belirtti. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın, Güngören Belediyesi hakkında ne yapacağını sordu.

-”Nasıl bir külhanbeyisin”-

Kılıçdaroğlu, iftira atmadıklarını, her şeyin belgesi bulunduğunu belirtti.

Erdoğan’a, ”İnönü’nün yasakladığı o iki kitabı başucu kitabı yapacaksan, söz veriyorum ciltletip sana göndereceğim” diye seslenen Kılıçdaroğlu, ”Ver talimatı bakalım, Diyanet İşleri Başkanlığı bu kitapları yayınlayacak mı yayınlamayacak mı? Nasıl bir külhanbeyisin seni bir göreyim” dedi.

Uludere’de 34 vatandaşın yaşamını yitirmesine de değinen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdü: ”Talimatı veren Hükümet, bombalayan belli. Bu istihbaratın kimden alındığını defalarca sordum. Genelkurmay, İnsan Hakları Komisyonu’na, ’biz bu istihbaratı milli kaynaklardan aldık’ diye bir yazı yazdı. Niye kamuoyuna açıklamıyorsunuz? Siyasette yozlaşmanın, ahlaksızlığın tipik örneklerinden birisidir bu. Kamuoyuna unutturmak istiyorlar, unutturmayacağız, 34 yurttaşımızın hakları teslim edilinceye, failleri çıkıncaya kadar takipçisi olacağız. Bu ülkede kim haksızlığa uğradıysa, onun güvencesi AKP yargısı değil, CHP’dir.”

-”Bu kadar çürüdü”-

Kılıçdaroğlu, 5 TEDAŞ çalışanının ölümüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, ölenlerin 5 işçi değil, 5 insan olduğunu, yürek taşıdığını söyledi.

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre, geçen ay 59 işçinin hayatını kaybettiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, hiç kimsenin, ”Şu AB ülkesinde bir ayda 59 işçi öldü” diyemeyeceğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Filyos Çayı’nda da 15 vatandaşın öldüğünü, bunun da sorumlusunun bulunamadığını belirterek, ”İşte ahlaksız siyaset dediğimiz budur” dedi.

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın meşhur olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ”Ev hortumculuğu, araba hortumculuğu yapan...” dedi.

Kılıçdaroğlu, bir kadının Altındağ Belediyesi’ne hakkını aramak için gittiğini ancak dövüldüğünü, Adli Tıp Kurumu’ndan da rapor aldığını belirterek, ”Sorumlusu kim, bulundu mu? Hayır. İktidar siyaseti bu kadar çürüdü” görüşünü savundu.

Atanamayan öğretmenlerden 22’sinin intihar ettiğini öne süren Kılıçdaroğlu, bunun sorumlusunun da olmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, ”Milli Eğitim Bakanı ne yapıyor, herhalde yeni bir intihal olayı üzerinde çalışıyor” diye konuştu.

-”Devletin bütün çarkları AKP için çalışıyor”-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin, kendi iktidarını ve statükosunu yarattığını savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Devletin bütün çarkları AKP için çalışıyor. Valisi, kaymakamı, askeri, emniyet müdürü, vergi dairesi müdürü AKP için çalışıyor. Bizim işimiz sadece AKP ile mücadele değil, AKP ve onun yarattığı statükoyla mücadele ediyoruz. Öyle millet dediğine bakmayın, onun için millet; eşittir Recep Tayyip Erdoğan. Millet kavramının içini boşalttılar, tıpkı inançlarımızın içini boşaltmak için yaptıkları gibi. 10 yıl içinde firavunlaştılar, kendi statükolarını yarattılar, gitmemek için çaba harcıyorlar, o kadar palazlandılar, o kadar yetkileri var ki... Tek güç haline geldiler, yolsuzluk mu istediğin kadar yapabilirsin.

Kuranı 20 milyar dolarlık yolsuzluklarına örtü yaptıklarını söyledim. Başbakan, ’ortada fol yok, yumurta yok, Kılıçdaroğlu, beni yolsuzluk yapmakla itham ediyor. CHP değil, Cumhuriyet Fal Partisi, Hayal Partisi’ diyor. Sayın Erdoğan, sen bırak bu saf çocuk numaralarını, ortada fol, yumurta, hatta civciv bile var. 4 artı 4 artı 4 içinde 24 ve 25. maddeler niye var? 2030’a kadar yapacağın ihalelerin Kamu İhale Yasası’na tabi olmadığı hükmünü getirdin. Foldasın, yumurtanın üzerinde oturmuşsun, 2030’a kadar oradan kalkmayacaksın, çünkü hortumuna devam edeceksin, müşterisini de bulmuşsun. Yakında bunların tamamının ipliğini pazara çıkaracağız. İşin falı mı kalmış. Yerçekimi kanunu ne kadar gerçekse, senin 20 milyar dolarlık hortumun da o kadar gerçek.”

-”10 yıl içinde kimler alındı?”-

Bir dönem CHP’nin, ”Her kafadan ses çıkıyor” diye eleştirildiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın, ”Sınavları ve özel dershaneleri kaldıracağız” derken, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in 10 gün sonra ”Bir sınav yetmez üç sınav” açıklamasında bulunduğunu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ise dershanelerin kalkmayacağını söylediğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, bu açıklamalarda bulunanların aynı kabinede yer aldığını belirterek, ”Bunlardan kim doğru söylüyor?” diye sordu.

Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri gibi bir davanın, gazetelerin birinci sayfasında sadece küçük bir haber olarak yapılamayacağını söyledi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e, ”Hapisteki milletvekillerinin sorunu senin sorunundur. Çözecek olan sensin. Protokol için bizi bir araya getiren de ’protokolün gereği niye yerine getirilmiyor’ diye soracak olan da sensin” diye seslenen Kılıçdaroğlu, ”Meclis’ten bin 500 kişiyi atacaksın, başka yerlere göndereceksin, bin 500 kişiyi nasıl seçeceksin? Madem fazla vardı 10 yıl içinde Meclis’e kimler alındı?” diye sordu.

 


En son çıkan oyunları mı merak ediyorsunuz? Oyun tutkunları buraya!

Yorum Yazın
Gönder
Bilgi Yarışması2002 yılında "Oje" klibi yayınlanmış olan grup hangisidir?
Detaylı Ara
En Çok Konuşulan Haberler

©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX