Dünyanın en büyük jürisidir; Elalem.

Her şeye yorum yaparlar,

Her şeye karışırlar,

Her şeye dedikodu karıştırırlar.

Kim bu bilinmeyen örgüt?

Kim mi?

Sensin.

 

Elalem senin zihninin tam içinde.

Neden mi?

Onlara malzeme veren sen,

Hayatını vitrine koyan sen,

Sürekli fikir alan sen,

Sürekli onaylanmayı bekleyen sen,

Yalnız kalma, sevilmeme korkusu ile onlara sürekli yaranmaya çalışan yine sen,

Müdahale ettiklerinde sınır çizemeyen,

Kararlarına karıştıklarında kafası karışan,

Sana küstüklerinde paniğe kapılan da sen.

Sürekli iyi görünmeye,

Mükemmel olmaya,

Onların ne düşündüğünü yakalamaya çalışan da sen..

Peki elalemin hiç mi suçu yok diyeceksin?

Var tabi ama onlar izin verip,sınırları açanlara bulaşır.

Onların dediklerini kim ciddiye alıyorsa,

Kimi yönledirebiliyorlarsa,

Kime istediklerini yaptırabiliyorlarsa işte orada ortaya çıkıyorlar.

 

Neden dahil ediyoruz yaşamımıza ?

Elalemin bizdeki karşılığı, onaylanma ihtiyacımız ve öz değerliliğimiz ile ilgili. Onaylanma ihtiyacının altında ise ; müdahaleci ve eleştirel ebeveyn  ile büyüme, mükemmeliyetçilik, dışa bağımlı değer ve mutluluk ile ilgilidir. Bunların sonucunda ise yalnızlık korkusu ve bağımlılık geliştirme  oluşmaktadır. Aslında elalem kontrolüne girme bir nevi elaleme bağımlılık geliştirmektir.

Gitmek isteyip gidememek, onlarla yapamayıp onlarsız da yapamamak gibi.

Kişi kendi yaşamını doldurdukça, kendi kararlarını aldıkça, ayrıca sorumluluğu üstlendikçe daha güçlü, daha kararlı ve daha net sınır çizebilen biri olmaktadır.

Müdahaleye alışmış, onay arayan, ebeveyni tarafından sürekli toplumun beklentisine göre yaşaması öğretilen, başkasını mutlu ederek mutlu olmaya çalışanlarda elalem kronik bir döngüdür.

 

 

 

Yani elalem çevremizde olup, zihnimizde sürdürdüğümüz yaşamımıza dahil ettiğimiz  bir algı aslında.

Onların onayıyla beslenmekten vazgeçersen,onların sorunlarından sıyrılırsan,memnun edip değerli hissetme denklemini değiştirirsen,

daha güçlü bir sınır çizebilir hatta ilişkini de sürdürebilirsin.

Onlara olan onay bağımlığını minimize edersen,kendi duygularını,öz kararlarını keşfetmeye başlarsın.

Hata yapma korkusuyla sürekli onaylatmaktan da yavaşça uzaklaş.

Sana onay verenler,senden daha güçlü ve mutlu değillerdir zaten. Olsalar neden başkasının hayatına müdahale etsinler ki?

Eleştiriye gelememe yönünü de fark et.

Bırak eleştirsinler.

Yanlışın varsa düzelt. Kendinden eminsen dik dur.

Ya kabullenirler ya da araya mesafe girer.

Her ikisi de sağlıklı..


SERHAT YABANCI


www.twitter.com/serhatyabanci

www.facebook.com/serhatyabanci

www.instagram.com/serhatyabanci