Cumartesi

13.04.2019 - 08:15 | Son Güncelleme: 13.04.2019-8:15

'Kimlikten ziyade yüreklere bakılmalı'

Kadir İnanır ve Vahide Perçin’le rol aldığı “Kapı” filmiyle beyazperdeye adım atan Aybüke Pusat, “Herkesin kendini sorgulamasını sağlayacağız. Kimliklerden ziyade yüreklere bakılmalı” diyor.

Sitene Ekle

Bundan beş yıl önce Miss Turkey yarışmasıyla tanıdığımız Aybüke Pusat, beyazperdedeki ilk sınavını “Kapı”yla veriyor. Dün vizyona giren ve Mardinli Süryani bir ailenin dramını anlatan filme, Kadir İnanır ve Vahide Perçin’in olduğunu bilmeden dahil olan oyuncu,  başlarda kaygılı olsa da İnanır ve Perçin’in desteğiyle kendini gerçek torunlarıymış gibi hissetmiş. 

- Bir aile dramını anlatan “Kapı” ile beyazperdeye adım attınız. Hikayesi nedir filmin?

“Kapı”nın sert bir hikayesi var ve haliyle çokca acı görülecek. Aslında hiç konuşulmayan, uzun yıllardır kapatılan bir şey. Sonra bir gün bir telefon geliyor ve ailenin hayatı yeniden altüst oluyor. Çünkü yıllar önce yaşadıkları kayıpla tekrar karşılaşmış oluyorlar. 25 yıl önce taşındıkları Berlin’den tekrar Mardin’e gidiyorlar. Oysa yıllarca orada yaşadıkları acıdan dolayı geri dönmek istememişler. 

- Nardin karakterini canlandırıyor-sunuz. Nasıl biri Nardin? 

Nardin, ailede yaşanan kayıptan sonra dünyaya gelen ilk üye. Yeni bir nefes olduğu için kaybolan kişinin yerine konulmuş aslında. Bu kız Süryani olduğunu biliyor, Mardin’de toprakları olduğunu biliyor ama hiç görmemiş. Aslında Nardin, izleyici. Bir yerde Nardin’in gözünden izliyoruz filmi. 

- Her hikayenin bir meselesi vardır ya; “Kapı”nın meselesi neydi?

Bu filmi izledikten sonra insanların yüreği ezilecek. Vicdanlarımızla karşı karşıya geleceğiz. Bir şeyleri yeniden düşüneceğiz. Sırf kimlikleri yüzünden ötelenmek haklı bir durum olamaz. Dil, din, ırk fark etmeden herkesin insan olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu filmle herkesin kendini sorgulamasını sağlayacağız. Bu arada mesele sadece Süryanilik değil, kim olursan ol, nerede durursan dur, filmi izledikten sonra kendine soracakların olacak. Bunlara dürüstlükle cevap verebiliyorsan ne mutlu. Ben henüz 24 yaşındayım ve gördüğüm şeyler çok az ama kim ne olursa, neye inanırsa inansın beraber olabilmeli, bir arada yaşamalı. İnsanlık bunu gerektiriyor. Aslında birbirimizi sadece kim olduğumuzla yaptıklarımızla değerlendirirsek, hayata dair birçok sorunu çözeriz. Kimliklerden ziyade yüreklere bakılmalı.

“Gerçekten torunuymuşum gibi hissettim”

- Usta isimlerle aynı seti paylaşmak nasıldı? Neler hissettirdi size?

Önce kaygılıydım; nasıl olacak, nasıl altından kalkacağım deyip durdum. O insanların çok büyük tecrübeleri var ama beni çok desteklediler. O yüzden çok mutluyum. 

- Kadir İnanır’ın torunu olarak sürekli yanındaydınız. Setteki Kadir İnanır’ı nasıl anlatırsınız?

Onun bunca yıllık tecrübesinden oluşturduğu bir ekol var. Onu yakalamaya çalışıyorsun. Aslında herkesin pozitif, negatif taraflarını görüp onları harmanlayıp, sonrasında başka bir şeye dönüştürmem gerektiğini anladım. Onlar da sorduğum her soruya cevap verdiler. O yüzden çok doyurucuydu. Zaten rolüme çok iyi hazırlandım. Ama yine de başlarda hep bir soru işareti ve tedirginlik vardı. Sonrasında rahatladım, su gibi aktı. Hatta gerçekten torunuymuş gibi hissettim, o samimiyet oldu. Gerginliklere girmeden, herkes hikayeye odaklandı. Eskiden usta-çırak ilişkisinde nasıl çıraklar, ustasını izlermiş ben de orada aynı havayı soluyarak böyle insanlardan nasıl sanatçı olacağımı, nasıl zanaatkar olacağımı gördüm ilk kez. 

- 2014 Mis Turkey’deki derecenizle tanıdık sizi. Bu deneyim hayatınıza ne kattı? 

Yarışma benim için kapı oldu. Şanslı olduğum bir yerdi. Yıllarca modellik yapmış insanlar vardı ama dereceye ben girdim.   

- Kısa zamanda önemli projelerde yer aldınız... 

Ben hayallerim için savaşırım. İstediğim şey olana kadar asla bırakmam. İstediğim şeye karşı dişliyimdir. Bu bana danstan gelen bir şey. Konservatuvarda balede okurken, olmuyor diye bir şey yoktu. Elimden gelen her şeyi yapınca, olmuyorsa yapacak bir şey yok. Orada dururum. 

“Dans, enerji kaynağım”

- Yaşadığınız sakatlık nedeniyle baleyi bırakmak zorunda kalmıssınız.  Nasıl üstesinden geldiniz?

Bir kere ailem, dünyanın en destekleyici insanları. Çok iyi arkadaşlarım var. Yani onlar sayesinde atlattım. Ağır bir travmaydı. Hayatta bir daha hiçbir şey yapamayacak gibi hissettim. İşte o anda elimden tuttular. 

- Şu an dans, hayatınızın neresinde?

Dans, enerji kaynağım. Beni en yükselten şey, bedenimle kurduğum ilişki. Kendimle geçirdiğim vakit meditasyon gibi oluyor.

“Sanata yetenekli çocukları bulmak istiyorum”

- Sanat akademisi açma hayaliniz olduğunu duymuştuk...

Ülkemizde Suriye’den ya da başka yerden mülteciler var, aynı zamanda köylerinde zor koşullarda hayat sürenler, annesi babası olmayanlar var. İşte bunlar arasından sanata yetenekli çocukları bir araya toplayıp, onları yetiştirmek istiyorum. Bu öylesine bir sanat akademisi değil. Ama şu an çok erken, önce kendimi yetiştirmeliyim ki başka birilerini de yetiştirebileyim. Benim için çok büyük ve önemli bir şey. Öncesinde kendimle ilgili yapmam gerekenler var. Hayata karşı     en büyük tutunduğum şey bu.


©Copyright 2019 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.