İzmir futboluna ilişkin adam akıllı, sahici bir yargıda bulunmak istiyorsanız, işiniz zor.
Gerçekleri mi dile getireceksiniz ya da kolayından geçiştirecek misiniz?
Yani ne şiş yansın ne kebap hali...
Ortam, alıngan. Yol gösterici bir eleştiriyi bile taşıyamıyor, sindiremiyor.
Göztepe’yi bir kenara koyun, tüm kulüpler yıllardır biriken, artan borç sarmalından soluk alamıyor.
Kimi transfer yapamıyor, kimi de yaptığı transferlere lisans çıkartamıyor.
Havasından, suyundan mıdır bilinmez, futbolculara göre İzmir, cennetten bir köşe. Oynuyorlar yada oynamıyorlar, sezon bitiminde kaldıysa alacakları, ki kalıyor, basıyorlar dilekçeyi Türkiye Futbol Federasyonu’na, sorunlarını çözüyorlar.
Ya kulüplerin yöneticileri, birilerinin iki dudağının arasına tutsak düşüp doğru yanlış bakmaksızın yapıyorlar transferleri...
Ve bu vahim kısır döngü, olmadı silbaştan misali her yıl böyle sürüp gidiyor. Yüzlerce futbolcu, onlarca teknik adam, gidiyor geliyor.
Takımlar her sezon tekrar yenileniyor.
“Harika bir kadro oluşturduk bu yıl, tamam şampiyonuz, çıkarız” hamaseti bütün olan biten...
Bu kötü alışkanlığın, vurdumduymazlığın karşısına da birileri çıkmalı. Söyleyecek birkaç sözü olmalı değil mi?
Hayır! Bu kentte muhalefet tabudur. Muhalifseniz, kötüsünüz, karıştırıcısınız, bir biçimde susturulmalısınız!
O nedenle de çoğunluk, “Koyver gitsin, ne haliniz varsa görün” deyip kenara çekiliyor, seyrediyor.
İzmir’de farklı bir söz söyleyen, şaşırtan, yaratan, bu kısır döngüyü tersine çevirecek eylemi yönetecek ses yada sesler eksik, yada hiç yok.
Varsa da, ola ki fırsat bulamıyor.
Oysa bir söz vardır, yeri geldikçe dile getiririm.
Dünyada hem iyimserlere hem de kötümserlere ihtiyaç vardır. İkisinden biri olmasaydı, yaşamdaki denge kurulamazdı.
İyimserler uçağı, kötümserler de paraşütü icat ettiler.
Herkese iyi bayramlar.
Bul

Tarık Dursun K, 81 yaşını, Kocaoğlu ile kutladı...